'CHP'den bekleme' rahatlığı!

Kuruluş yıldönümünde birçok göz CHP'ye döndü.

Kuruluş yıldönümünde birçok göz CHP'ye döndü. Bu partinin son dönemde başarısından bahseden olmadı, okuyabildiğim yazıların hepsi, muhalefet görevinin yapılmadığında birleşiyordu.
Hurşit Güneş iyimser: "Bu koca çınarın kurumuş dal ve yaprakları arasında, yeşil yapraklar da gözlenebiliyorsa, ağaç canlanacak demektir. Umutlar yitirilmemeli." Emin Çölaşan kestirip atmış: 'Hayır, bu iş Deniz Baykal'la olmuyor.' Yalçın Doğan soruyor: 'CHP misyonunu tamamlıyor mu?' Derya Sazak'ın tanısı, 'CHP'de ise parti içi iktidar hesapları önde' olduğuydu.
Son salı günkü yazımda; 1965 sonrasında başlayan, "İç mücadeleler sonunda CHP 50 yıllık misyonunu, devrimci ve halkçı politikalarını, doğruları halkla birlikte iktidara taşıma anlayışını bir yana itmiş; sadece oya yönelik kişisel, siyaset yapma anlayışı partiye egemen olmuştur. Ortanın soluna içerik kazandırılamamış, CHP hızla içine dönük, tutucu, halka kapalı geri siyaset anlayışında bir partiye dönüşme yoluna girmiştir" diye yazmıştım.
Oysa, siyasal hayatımızın yeniden biçimlendiği son yıllarda, dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeler karşısında, solu yeniden yorumlayıp tanımlayacak bir partiye ihtiyaç giderek artmıştır. Büyüyen siyasal boşluğu gören veya hissedenler hep CHP'den bir şeyler beklemişlerdir.
İşte bugünkü sorunumuz, CHP'den 'bir şeyler' beklenmekte oluşudur. Bu sorunu çözmek için, öncelikle bu 'bir şeylerin' neler olduğunu bilmeli ve görmeliyiz.
21'inci yüzyılın başlarında Türkiye'de sol parti olmak ne demektir?
CHP'den beklenen, işte bu soruyu cevaplaması ve sonra da, yeni sol parti tanımına uygun politikaların oluşturulmasıdır. CHP'den beklenen 'bir şeyler', Türkiye'nin sorunlarını tanımak, tutarlı yeni amaçlar, hedefler geliştirmek, yeni projeler üretmektir.
Sorunlar halkla ve yerel örgütle birlikte tanımlanacak, yeni politikalar aranıp bulunacaktır. Yeni politikalar üretildikten sonra, Meclis kürsüsünde, basın ve dernek yöneticileri karşısında, halk toplantılarında başarı kendiliğinden gelecektir.
Eğer CHP'den beklenen yeni hedefler ve sol politikalar oluşturmaksa, bunun ardından gelecek olan soru açıktır: CHP bu beklentiyi karşılayabilir mi?
Bence hayır, CHP'nin siyaset anlayışı ve yöntemi, bu arayışa cevap veremez! CHP'yi yönetenler, özellikle lideri, politikayı 'oy alma sanatı' olarak tanımlamaktadır, bütün eylemleri bu amaca yöneliktir, akılları bu çerçeve içine hapsedilmiştir.
Oy alma sanatında, dünyadaki gelişmeleri kavrayacak, Türkiye'nin çemberlerini kıracak, büyük kitleleri refaha taşıyacak yeni sol politikalar üretimi yoktur;
politikayı oydan ibaret sananlar sadece koltuklarını korumaya çalışırlar, kendilerine oy verecek 'üye yazar', delege 'seçtirir', örgüt 'tayin ederler'!
Oysa günümüz demokrasilerinde politika, okuyarak, dinleyerek, tartışarak, halkı ve örgütü var sayarak yürütülen hizmet alanıdır. CHP'de parti içi demokrasi yoktur ki, halka, örgüte dayalı çalışma içine girilebilsin.
Bu nedenle CHP, beklentileri karşılayacak yapıda değildir. Bugünkü CHP'den bir şeyler beklemenin rahatlığı ve tembelliği ülkemizin önünü tıkamaktadır.