CHP'den beklentiler

Pazar günkü Radikal İki'nin ilk başlığı 'CHP nereye gidiyor'du. İsmet Berkan da, cumartesi yazısını CHP'ye ayırmıştı: 'Son kez: CHP nereye?'.

Pazar günkü Radikal İki'nin ilk başlığı 'CHP nereye gidiyor'du. İsmet Berkan da, cumartesi yazısını CHP'ye ayırmıştı: 'Son kez: CHP nereye?'. Okuyanlar çoktur, ama bir-iki cümlesini nakletmek istiyorum:
"Ülkede ciddi bir muhalefet sorunu var. CHP, sosyal demokrat bir parti. Muhafazakâr politikaları eleştirmesini, yaratıcı ve farklı çözümler önermesini beklersiniz CHP'nin... CHP, hükümetin getirdiği paketleri yetersiz görüp ilave taleplerde bulunması gerekirken yavaş yavaş AB karşıtlığı çizgisine doğru geliyor... CHP bir meçhule doğru gidiyor.
Daha doğrusu nereye gittiği belli de, söylemeye dilim varmıyor..."
İsmet beyin çizdiği resme, Radikal İki'deki iki yazıyla, Ege Üniversitesi'nden Hakkı Uyar'la ODTÜ'den Kıvanç Kılınç'ın yazılarıyla devam edelim:
Uyar, 3 Kasım İzmir kentinin mahalle sonuçlarından hareketle bazı sonuçlara ulaşıyor: "Partide amaç iç iktidar. Parti içi demokrasi sağlansa ve parti huzur bulsa, dış mücadeleye geçilse, önemli adımlar atılabilir... CHP orta ve üst gelir gruplarının, merkezin oylarını yoğun olarak alan bir parti durumuna geldi. Alt gelir gruplarının yaşadığı, kente entegrasyonun gerçekleşmediği gecekondu/varoş bölgelerinde, çevrede, bu oran yüzde 10'lar, hatta yüzde 5'lere düşüyor."
Kıvanç, 'CHP ve üçüncü yol' başlıklı yazısında, CHP'ye yeni açılımlar öneriyor: "... Etkili bir muhalefet için, CHP'nin öncelikle siyasi yelpaze içinde nerede durduğuna karar vermesi gerekiyor. (...) Dünyada çözümü zor yeni sorunlar var. (...) Yeni analizler gerektiren yeni sınıfsal biçimlenmeler, solun da artık yeni politikalar üretmesini zorunlu hale getiriyor. (...) CHP'nin, dünyadaki sosyal demokratik eğilimleri mercek altına alması ve düşünce tembelliğini üzerinden atması gerekiyor. (...) Yeni yaklaşımlar, CHP'nin politikalarını belirlemek için kullanılabilir; belki sonuçta sosyal demokrat seçmen de CHP içinde kendisine yer açabilir."
Yazarlarımızın bir kabulü var: CHP sosyal demokrat bir partidir! Bu tartışılabilir bir yargıdır. Sonra, CHP'nin bir 'siyasal parti' olarak yapması gerekenler yazılıyor.
CHP, eskiden oluşmuş ve yerleşmiş bir kabule göre ele alınıyor: CHP'nin diğer partilerden farklı bir misyonu vardır; o, halkı ileriye taşıyacak görüş ve ideallerin sahibidir; oy hesabıyla oluşturulmamış büyük politikalarıyla halktan oy talep eder! O idealistlerin Halk Partisi'ydi.
Sanılıyor ki bugün, taktik hatalar nedeniyle bir türlü 'istenen olmuyor!' Oysa 30 yıldır bu misyon, toptan reddedilmeden, hatta ona bağlı kalındığı
'söylenerek', her önemli dönemeçte farklı davranılarak, adım adım terk edilmiş ve 'parti' başka sulara taşınmıştır. Şimdi artık, 'o parti'nin yerinde görünen CHP, Meclis'teki veya dışarıdaki, birçok 'parti'den sadece biridir. Bunların hepsi, gelişmemiş toplumumuzun ürünüdür; hiçbiri üyesine, örgüte ve yurttaşına karşı demokrat ve saygılı değildir.
Gerçekte toplumun ihtiyacı olan parti, bir kısım aydınların yaşıyor sandıkları eski CHP'dir. İdealistlerin o partisi 'varsayılarak' CHP'den bir şeyler beklenmektedir; doğrudur ama önce, bugünkü CHP bütünüyle değişmelidir.
Günümüzde bütünüyle değişmeye, sadece lideri değiştirmek yetmez! Halkın ve örgütün katılımı gerekir. Katılım, parti içi demokrasiyi; bu da, yerini terk etmeye hazır lider ve yöneticilere muhtaçtır.
Bugünkü CHP, üç yazarımızın beklentilerine cevap veremez, vermeye ihtiyaç duymaz. Üç yazarımız da onun gücünün ve kabiliyetinin sınırlarını zorlamaktadırlar!