Cumhurbaşkanı, partiler ve sorunlarımız...

Sayın Erdoğan, hemen yarın Anayasa'ya uygun bir cumhurbaşkanı olup olamayacağına karar vermelidir.

Ak Parti yüzde 41’in altına indi ve HDP barajı geçti. Önce sayım sonucu alındıktan sonra partilerin söylediklerini hatırlattıktan sonra partilerin nasıl davranması gerektiğini yazmaya çalışacağım.

Dün akşam önce HDP Genel Başkanı Demirtaş basın mensuplarının karşısına geçti. Listesindeki kişi ve kurumlara uzun  uzun teşekkür etti. Sonra siyasetin çözmesi gereken meseleleri saydı, çözüme katılacaklarını anlattı; koalisyona karşı soğuktu.

Sonra Kemal Kılıçdaroğlu göründü; Parti sözcüsü sayın Koç, pişkin bir eda ile iktidara talip olduklarını bildirdi. 134 milletvekili alan bir partiydi konuşan! Dört yıllık muhalefetten sonra halktan iktidar talep edilmiş ve halk bu talebi reddetmişti. Hükümet başkanı olacak liderin tabii ki istifasından bahsedilemezdi! Parti önündeki kalabalık güle oynaya eğlenmeye başladı, bu yoruluncaya kadar sürecek ve yarın gerçeğe uyanacaklardı.

Hemen sonra Davutoğlu balkon konuşmasına çıktı. Seçim makamından bir nutuk attı. Seçimden birinci çıkmıştı, tabii ki “Yola devam” diyordu.

En son Bahçeli çıktı ve Ak Parti’nin ‘çözüm süreci’ndeki ortağı HDP ile koalisyon yapmasını, buna CHP’nin de katılmasını önerdi. Ak Parti’ye ‘çözüm süreci’ni bırakırsa kendilerine gelebileceğini ima etti.  ‘Çözüm süreci’ne karşı çıkması sonucunda oy oranını iki puan arttırdığı inancıyla sayın Bahçeli, ‘Haydi buyrun seçime’ dedi.

Heyhat! Dün gece yarısında söylenenler özetle bunlardı. Bugünkü gazetelerde ayrıntılarını okuyacaksınız.

Sanırsınız ki Türkiye'nin meselesi, dört partinin iç meselelerinden ibarettir, bunu çözmek için de birbirlerine çalım atmaktadırlar.

Oysa ülke ağır meselelerle karşı karşıyadır, halkımız bunu bilmektedir ve siyaset adamlarından daha iyi anlamaktadır; siyasiler birlikte konuşup doğru  yolu bulsunlar diye oy verdi dün.

Hiçbir partiye iktidar vermeyen halk, birbirleriyle kavga etsinler diye bu resmi ortaya koymuş olabilir mi?

Seçim sonucu ve Türkiye’nin koşulları, Ak Parti, CHP, MHP ve HDP’nin görüşerek yol aramalarını gerektirmektedir, zorunlu kılmaktadır.  

Partilerin birlikte görüşmeleri tek doğru yol gibi görünmektedir, bu yola girildiğinde Meclis’e güven artacaktır.

Türkiye’nin, seçilen dört partinin meclis grupları ve merkez organlarının alacakları kararlarla sürdürecekleri “yol arama” toplantılarına ihtiyacı vardır. Bizi bekleyen kaos ancak ön yargısız, akılcı, gerçekçi görüşmelerle aşılabilir.

Bu toplantıların başlayabilmesi ve sürmesinin tek riski sayın Erdoğan’ın dokuz ay önce başlayan “Ben milletin tarafındayım” inadıdır.

Bu inadı bırakıp ağzını açmadan, görüşmelerin sonucu bekler ve sonuca uyar mı? Uyabilir mi? Ben hiç sanmıyorum, Siz sanıyorsanız mesele yok!

O her sabah başka bir görüşle, Ak Parti’ye yeni bir politika önermeyi adet haline getirmiştir; bu politikanın doğru olduğunu, kendisinin bu politikayı hükümetten, Meclis’ten veya herhangi bir organdan daha iyi yürüteceğine inanmaktadır veya öyle görünmektedir.

Bu anlayıştaki bir Cumhurbaşkanı’yla, partilerin yol arama toplantılarının, bırakınız sonuç almasını, başlaması bile olası değildir.

Ülkenin geldiği ve bence seçimin gösterdiği yer partilerin yol arama toplantıları dönemine girmeleridir. Bu dönemde ilk görev sayın Erdoğan’a düşmektedir...

Sayın Erdoğan, hemen yarın Anayasa’ya uygun bir Cumhurbaşkanı olup olamayacağına karar vermeli, olabilecekse bu kararını halka açık yüreklilikle açıklamalıdır. Anayasaya uygun bir Cumhurbaşkanı olamayacaksa, hemen görevden ayrılacağını açıklamalı ve Meclis Başkanı’nın seçildiği gün görevi bırakmalıdır.

Cumhurbaşkanlığı’ndan ayrılır, partisine döner veya dönmez; dönerse, ne düşünüyorsa partisinin içinde söyler; veya bir müddet kenara çekilir!

Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı'nda dokuz aydan beri dışa vurduğu anlayışları sürdürmesi durumunda, tekrar yazayım, Ak Parti’nin kendi başına karar vermesi de işbirliği için dört partinin masaya oturması da beklenemez.

Mesele, hükümetin kurulması değildir, birlikte çözülmesi gereken sorunların birlikte görüşülmesi gereğidir!

Yol arama toplantıları yapılamaz ve partiler birbirlerini yiyerek, günlük oyun ve hilelerle halkı kandırmaya çalışırlarsa, 90’lı yıllardaki gibi, önce partiler tükenir, sonra da memleket!