Demokrasi Oluşumu ve Kürt sorunu

Muhalefet boşluğu, Kürt sorunu politikasını ve tutumunu açıkça belirtmeyen muhalefetin bıraktığı boşluktur.

Dünkü Hürriyet’in Ege ekinde Ayçe Dikmen’in, Ahmet Tamtekin adlı bir aydınla söyleşisi vardı: “Sanal medyada ‘Demokrasi’ hareketi”. 

Tamtekin, bir diplomatın çocuğu, çok gezmiş ve iyi okumuş, işi ve ücreti iyi iken, 46 yaşında, “İktidarın bu kadar padişahlığa dönüşmesinin bir nedeni, işini yapamayan muhalefet” diyerek istifa etmiş. “Zamanı gelmişti ve kendi yoluma çıktım” diye anlatıyor. 

Ahmet Tamtekin, “Artık siyasete uzaktan bakmayalım” diyerek herkesi, üye sayısı 12 bine çıkmış ‘Demokrasi Oluşumu’ grubuna katılmaya davet ediyor. 

İnternet sayfalarında oluşumun temel değerlerini saymışlar: Bağımsızlık, birleştiricilik, özgürlük, demokrasi, adalet, vizyonerlik, laiklik. 

Bunların her birini birer cümle ile tanımlıyorlar; örneğin bağımsızlığı, “Vatanın bölünmez bütünlüğünü, bağımsızlığını ve güvenliğini her şeyin üstünde tutar” diye anlatmışlar. 

Muhalefet boşluğu insanları adeta canından bezdirmiş olmalı ki Demokrasi Oluşumu benzeri, benim bildiğim, bir-iki grup daha var siyasal parti kurmayı düşünen! 

Okuyucularım bilirler; ben, ciddi muhalefet partisinin yokluğundan yakınıyor, mevcutların yeterli olmadığını yazıp duruyorum. Ülkemizin ihtiyacı olan partinin oluşması, doğru temeller üzerine kurulmasına ve halkla ilişkilerinin başarılı olmasına bağlıdır. Demokratik Oluşum üzerinde bu nedenle duruyorum. 

Bir-iki konuyu ilgilenenlerin beğenisine sunmak isterim: 

Muhalefet boşluğunu, MHP ve şimdilik BDP yaratmıyor. Belli politikalara sahip oldukları sürece yerlerine yeni bir parti kurulmasına ihtiyaç duyulmayacaktır. Onlar, karşısında bulundukları iktidar partisini seçimlerde yenip iktidara geçemeyeceklerini bilmektedirler. 

‘Muhalefet boşluğu’ denilen, iktidara gerçekten talip olacak muhalefet partisi anlamına gelmektedir. İktidarın politikalarını eleştiren veya halka yeni politikalar öneren partiler aranmıyor; yani boşluk, fikir hareketi boşluğu değildir. 

Fikir var; fikrin seçiminde, sunuşun kıvamında, biçiminde, samimiyetinde, açıklığında sorunumuz var! 

Ahmet Bey kusuruma bakmazsa, ‘Bağımsızlık’ tanımını örnek vererek ilkelerin anlatımının yetersizliğini göstermeye çalışacağım: 

“Vatanın bölünmez bütünlüğünü, bağımsızlığını ve güvenliğini her şeyin üstünde tutar” cümlesi Kürt politikasını tanımlamak için yazılmış gibi görünüyor. Söyleşi sırasında da politikanın “Kimlik gibi ayrıştırıcı unsurlar üzerinde temellenmesini istemiyoruz” demişsiniz. Bunları söylediniz diye sizi kim nereye koyar? Bu cümleler, söyleyene oy getirmez, dost kaybettirmez, düşman kazandırmaz cinstendir! Oysa yeni partilerin kaybedecekleri de kazanacakları da çok açık belli olmalıdır. 

Sorun şu: Demokrasi Oluşumu, Kürtlere evrensel insan haklarının verilmesinden yana mıdır değil midir? Birtakım kavramları sayarak veya birtakım kavramlardan kaçarak bu soruya cevap verilemez ki! 

Evrensel haklar, ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile yerinden yönetimle başlar, aslında diğerleri bu ikisinin değişik bakımlardan söylenişidir. Bunların da sağa sola çekiştirilecek tarafı yoktur. 

Ben Ahmet Bey’i okuduğumda Kürt sorununun neresinde olduğunu anlayamadım! 

Demokrasi Oluşumu, diğer tanımları da bağımsızlık tanımı gibi yazmış. 

Bence kaç kişilerse, oturup beş-on alan üzerinde uzun uzun konuşmalı, her kelimenin ne anlama geldiğini hepsi açık açık söylemeli, mutabık kaldıklarını da yazmalıdırlar. 

Bugün Türkiye’de politika yapmak isteyenler, her konuda açık olmak zorundadırlar. Kürt sorunu hakkında düşünceler, sahiplerinin insan hakları, güvenlik ve ekonomik politikalarını da tanımlar. Bu nedenle günümüzde bir siyaset adamının Kürt sorunu hakkındaki görüşü, durduğu yeri ve kimden yana olduğunu belli eder. 

Gerçekte muhalefet boşluğu, Kürt sorunu hakkında politikasını ve tutumunu açıkça belirtmeyen muhalefet partisinin bıraktığı boşluktur. Değişik anlama gelecek cümle ve tavırlarla o boşluğa girilemez.