Depremin mühendislere hatırlattıkları

Yapıların mühendislik sorumluluğunun odaların omuzlarında olduğunu odalar bir türlü anlayamamıştır.

Dün, Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Başkanı, değişik odaların yöneticilerinden oluşan 60 kişilik bir heyetle birlikte Van’da bir basın toplantısı yaptı. Söyledikleri internet sayfalarında yayımlandı.
Odalar Birliği’nin söylediklerini aşağıda özetlemeye çalışacağım. Fakat hemen bu açıklama karşısında içimden geçeni yazmak istiyorum: 

Sorumluluk kimin?
Depremden önce ‘Van Mesken Sakinleri Derneği’ kurulmuş olsaydı, TMMOB Başkanı ve arkadaşlarının dün Van’da siyasetle uğraşanlara ve hükümete karşı söylediklerini, deprem sonrası mühendis ve mimarlara karşı haykırırdı.
Ben basın açıklaması yapanlardan oldukça yaşlı, İnşaat Mühendisleri Odası’nın eski bir üyesiyim. Her doğa olayının yıktığı yapıların karşısında, hep mesleki kusurlarımızı sorgulamışımdır, idari ve siyasal sorumluluklar sonra aklıma gelmiştir.
Mühendisleri bir çatı altında birleştiren kanunda, odalara böyle bir sorumluluk yüklendiği açıkça yazılıdır. Bu anlayışla 1954’te çıkan kanunda odalar ‘kamu tüzelkişiliği’ sayılmış ve bu deyim 1961’de anayasaya girmiştir.
Ayrıca kanunlarımız odaları güçlendirmiştir; odalara üye olmayan, Türkiye’de mühendislik ve mimarlık yapamaz; değişik kanunlarda odalarla işbirliği görev sayılmıştır. 

Odaların açıklaması
Şimdi TMMOB’nin “Van’dan Sesleniyoruz. Sesimizi Duyan Var mı?” başlıklı açıklamasından bazı cümleler vereyim:
“Bölgede yıkılan binalar; yer seçiminden başlayarak yapı üretim süreçlerinde yeterli mühendislik, mimarlık hizmetlerinin alınmadığını ve denetlenmediğini gösteriyor.
“(Durum), kaçak yapılaşmayı özendiren af’ta ısrar etmenin bir sonucudur. Nüfusu 5000 kişinin altındaki belediyelerin sınırları içinde ve mücavir alanlarındaki yapılaşmalar yapı denetim sistemi dışına çıkarılmıştır.
“TMMOB ve bağlı odalarının sözleri siyasal iktidarlarca dinlenmiş olsaydı, bugün buradan, Van’dan sesleniyor olmayacaktık. 99 depreminden hiçbir ders alınmadığı (Van’da) anlaşılmıştır.
“Deprem alanındaki işler tam bir kargaşa halindedir. Yardımlar yerine ulaştırılamamış, hatta dağıtıma dair herhangi bir organizasyon oluşturulmadığı görülmüştür.
“Sosyal devletten ve toplum yararı ilkesinden vazgeçilmesinin ağır sonuçlarını yaşadığımız gerçeği kabul edilmelidir.” 
Açıklamaya göre, TMMOB’nin ve odaların hiçbir sorumluluğu yoktur; onlar her şeyi bilmekte ve yıllardan beri de söylemektedirler; ama hükümet, ‘sosyal devlet ve toplum yararı’ ilkesini terk edip yapıların denetlenmesini önlediğinden, yapıların çoğu yıkılmıştır! 

Sorumlular oda üyesi
Şüphesiz her konudan birinci sırada sorumlu olan, hükümet ve iktidar partisidir. Şimdi ben hükümet sonrasını tartışmak istiyorum.
Hepimizin, her konuda üretimden ve denetimin her safhasından yakınmamız vardır. Son çıkan kanun hükmündeki kararnameler (KHK) gibi, Şehircilik ve Çevre Bakanlığı’yla ilgili olanını da eleştirdiğimi hatırlayacaksınız. Sadece son KHK’lar mı? Belediyelerle ilgili kanunlar, İmar Kanunu gibi daha birçokları sayılabilir. Temel yanlışımız, yerinden yönetim sistemini kuramamış olmamızdır.
Ancak bu bakanlıkta ve diğer bakanlıklarda yapı işleri yönetici ve uygulayıcılarının çoğu odaların üyesidir! O üyelerle odalar arasında çelişki var mıdır? Bu çelişkinin sonucu izlenmiş midir?
Asıl sorun, ülkemizdeki yapıların tamamının mühendislik ve mimarlık sorumluluğunun odaların omuzlarında olduğu gerçeği ve bunu odaların bir türlü anlayamamış olmasıdır.
Yedi katlı bina gibi, tek katlı binanın da yıkılmasının, betonunun avuç içinde ufalanmasının hesabını kime soracağız? Bunun cevabı kolay verilemez ama karşımıza oturacakların çoğunun oda üyeleri olduğu gerçeğini aklımızdan çıkarmamalıyız!
Bu sorumluluk karşısında odalar ne yapmalıydı? Ne yapmıştır? Ne yapmalıdır? Düşünelim ve tartışalım.