Devletin üst katlarındakiler

Zor meseleler içinde olduğumuzu her gün bir kez daha anlıyoruz! Bu kadar derin ve büyük konuların içinden çıkmaya başlamak için nedenini bulmalı, nedeni ortadan kaldırmak için de temel değişiklikler yapmalıyız.

Zor meseleler içinde olduğumuzu her gün bir kez daha anlıyoruz! Bu kadar derin ve büyük konuların içinden çıkmaya başlamak için nedenini bulmalı, nedeni ortadan kaldırmak için de temel değişiklikler yapmalıyız. Temel değişiklikler ise öncelikle halkın benimsediği büyük programlar uygulanarak sağlanabilir.
Günümüz siyasal sorumluları ne bu ihtiyacı görebiliyor, ne de o güce sahipler!
Ben, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri, ülkemizin bugünkünden daha kırılgan ve daha tehlikeli bir dönemini hatırlamıyorum. Karşımızda neler var, birkaçına değineyim:
Son günlerde dışımızda, devletimizin temel özelliklerinde değişiklik istekleri ve anlayışları ortaya çıkmıştır; iyi niyetle de yorumlasak, dış politikamız çıkmazlar, olupbittiler karşısındadır.
Dünyadaki enerji özellikle petrol sorunu, zaten bıçak sırtında olan ekonomimizi yeni tehlikelerle karşılaştırmıştır.
Yaşamak için para kazanması zorunlu insanlar arasında işsizliğin artmaması için, geçerli bir yol bulunamamıştır. 20-40 yaşlarındaki insanımızın büyük kısmı mesleksiz ve işsizdir. Bugün 7-20 yaşında olan çocuklarımızı ve gençlerimizi de, ağabeylerinden farklı bir geleceğin beklediğini göremiyoruz!
Gelişmemizi tetikleyecek doğal kaynaklara sahip olmadığımız gibi; kuraklık ve erozyon mevcut kaynaklarımızı tüketmektedir. Teknolojik değişim yaratamıyoruz, sanayimiz giderek daha da yabancılaşıyor; ithalatımızı karşılayacak ihracatımızı artırmak her gün daha da güçleşmekte, insan gücümüzün fiyatını ucuzlatmaktadır.
Devletin mevcut sistemleri ve mekanizmaları toplumu yönetememektedir. Halkın yarattığı değerler devletin elinde heba olmaktadır. Yönetim anlayışımızı, sistemini ve yöntemlerini değiştirmeliyiz.
İnsanımızın birbirine ve geleceğe güveni azalmaktadır.
Özetle, karmaşık ve çözülmesi zor sorunlarımız var.
Güçlükleri yenmemizin çaresi, halkımızın topyekûn ayağa kalkarak, tek hedefe yönelmesiyle bulunabilir. Anayasa bütünüyle değişmeli, kalkınmaya kaynak aktarmalı, herkes sıkı tasarruf içinde çok çalışarak yaşamayı kabul etmelidir.
Devleti yönetenlerin büyük kararlarına muhtaç bu söylediklerim, devletin başındakilerin, İnönü'nün anlatımıyla, 'Başlarını ellerinin arasına alıp, önlerine hesaplarını koyarak düşünmelerine', basiretli öngörülerine ve halkı inandırmalarına bağlıdır.
Bugün devletimizi idare edenler niçin büyük kararlar veremiyor, büyük değişimleri hedefleyemiyorlar?
Bence bunun iki temel nedeni var:
1) Bugün devletimizi yönetenler, nasıl bir sorunla karşı karşıya olduklarını görmedikleri için, büyük değişim öngörüp tanımlayamıyorlar.
2) Devletin tepesinde oturanlar birbirlerine güven duymamaktadırlar. Oysa büyük kararlar almanın ve halkı inandırmanın önkoşulu bu güvendir.
Durumu görüp değerlendirmek için Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve Meclis Başkanı'nın ilişki yöntem ve düzeyine bakmak yeterli. Bu kişiler, yasa gereği hemen her kararı ortaklaşa imzalayacak kadar yakın, ama basın aracılığıyla konuşacak kadar birbirinden uzaktırlar.
Sakın Meclis Başkanı'nın, 'Ben Meclis'im, Anayasa Mahkemesi'ni de kapatırım' yolundaki sözlerini, devletin tepesinde oturanların birbirine güvensizliğine örnek olarak göstereceğimi sanmayın; o sözler güvensizliğin örneği değildir, sadece idrak-i mekân yoksulluğudur.