Dokunulmazlar

'Ekonomik ve medya gücünü kullanarak dokunulmazlar sınıfında 3 milyonun üzerinde kişinin bulunduğunu' ilk defa duydum.

'Ekonomik ve medya gücünü kullanarak dokunulmazlar sınıfında
3 milyonun üzerinde kişinin bulunduğunu' ilk defa duydum. AKP Genel Başkan Yardımcısı sayın Dengir Fırat, gazetecilerle sabah çayı içerken, bu sayıyı verdi. Televizyonda da kendi sesinden '3 milyonun üzerinde kişi' dediğini duydum! Bu büyük grubun kimlerden oluştuğunu anlattı mı, bilmiyorum; gazeteler yazmadı.
Haberciler, milletvekili dokunulmazlığının yeniden düzenlenmesi konusunu sormuşlar, o da cevaplamış:
'Türkiye'de milletvekillerinin yanı sıra, ekonomik ve medya gücünü kullanarak dokunulmazlar sınıfında olan 3 milyonun üzerinde kişi bulunmaktadır', 'Önce seçilmişlerin değil, atanmışların dokunulmazlığından başlamak lazımdır, bunu yapmadan 550 milletvekilinin dokunulmazlığını gündeme getirmek inandırıcı değil', 'Dokunulmazlıkların kaldırılması' için yapılacak oylamaya AKP ve CHP grubundan eşit sayıda milletvekilinin katılması durumunda bile 'CHP'li milletvekillerinin maddeye oy vermeyeceğini', 'Bu yasa, bu Meclis'ten çıkmaz. Kimse statüsünden vazgeçmeden milletvekillerinin geçmesini isteyemezsiniz.' (15 Temmuz, Yeni Şafak)
Fırat memurları, yargılanmalarında özel usuller uygulanması nedeniyle
'dokunulmazlar listesi'ne almışsa; bunların sayısı, yargıç, subay, polis, vali, kâtip, işçi, hepsi 2.5 milyonun altındadır. 'Ekonomik ve medya gücünü kullanarak' dokunulmazlar arasında saydığı demek ki, 500 bindir!
Neresinden bakarsak bakalım, dokunulmazlar sayısını Fırat'ın abarttığı anlaşılıyor.
Yargılanmada, memurların diğer yurttaşlardan farklı işlem görmesi, insan haklarına ve doğal yargı ilkesine aykırıdır. Bu nedenle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin birçok kararında, Memurların Yargılanması Kanunu'na gönderme yapılmıştır.
Meclis dışındaki 'dokunulmazlar' sayısını sıfırlamak, yasama organının ve Bakanlar Kurulu'nun görevidir. Meclis'teki dokunulmazlık zırhını korumaya, 'Dışarıda dokunulmazlar var' mazereti yeterli olamaz. Sayın Fırat hangi pencereden bakıyor bilemiyorum, ama dokunulmazların sayısını azaltmak durumundaki Meclis üyesinin, Meclis dışında yasal ve yasadışı oluşmuş dokunulmazların arkasına sığınması bana haklı görünmüyor.
Şimdi bir hatırlatma yapayım: 2001 ortalarında, sayın Tayyip Erdoğan'ın belediye başkanlığı dönemindeki işlem ve eylemlerinden dolayı, dava açılmak istenmişti. Memurların Yargılanması Hakkındaki Kanun'a göre,
'Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında soruşturma açılması için' İçişleri Bakanı'ndan izin istendi, izin verildi. Erdoğan bu iznin kaldırılması, yani yargılanmaması talebiyle Danıştay 2. Dairesi'ne başvurdu. Danıştay, idari tasarrufu (yargılama iznini) irdelemesi gerekirken; iddianın özüne girip, fiilin 4616 Sayılı Erteleme Kanunu'na gireceğini düşündü(!) ve dava açılmaması yolunda karar verdi. Oysa kanun, Danıştay'ın üstlendiği görevi, ilgilinin oturduğu yer yargı organına vermişti.
Yani, Fırat'ın yardımcılığını yaptığı Erdoğan, Meclis dışındaki
'dokunulmazlardan biri' olarak, dokunulmazlık hükümlerinden 'fazlasıyla' yararlanmış, kişisel yarar sağlamak iddiasıyla yargılanmaktan kaçınmıştır.
Bu durumda, Erdoğan'ın yardımcısı, dışardakilerin dokunulmazlığıyla ne kadar uğraşabilir? Bu gidişle Fırat, milletvekili dokunulmazlığına sıra gelmesi için, Meclis dışındaki dokunulmazlıkların kalkmasını, daha çok bekleyecektir.
Fırat'ın '3 milyon' sayısı da, 'önce dışarıdakiler' siyaseti de tutarlı görünmüyor.