Dünyanın güzelliği

Sevgi ve hoşgörünün öne çıktığı bugünde siyaset yazmak, bayramla çelişkiyle sonuçlanabilir.

Sevgi ve hoşgörünün öne çıktığı bugünde siyaset yazmak, bayramla çelişkiyle sonuçlanabilir.
Toplumsal konuları ele almak, bizim gibi ülkelerde, belki her ülkede, sıkıntıları hatırlatır. Eğitim, sağlık, bilgi alanlarıyla halkımızın ilişkisini, yaklaşımını konuşmaya başladığınızda, eski ve bugünkü yönetimler öne çıkar; çaresiz yapılanları, yapılamayanları düşünürsünüz. Geri kalmış ülkelerde insanlar, doyumsuzluk tarafındadır, bu nedenle siyasetin tadı buruktur, acıları hatırlatır, nadiren ve geçici olarak tatlıdır. Bayramda siyaset yapıp tat kaçırmamalı...
Bayramda ileriyi, güzeli ve iyiyi düşünmeliyiz. Zaten insan hep daha iyiyi, ileriyi, gelişmişi aradığından, yapılanlarla yetinmez; elindekilerin azlığını öne çıkarır, daha çoğunu, güzelini ister. Beğenmek, tutuculuğun anası değil midir?
Bazıları, 'var olmayan'ın devamlı olduğuna, değişmeyeceğine inanırlar. Bunlardan bir kısmı, etrafına kötümserlik yaymayı marifet sayan, umutsuzluktan kendileri için çıkar bekleyen hastalardır; işler kötüye giderse, acıların ve nefretin yönetimine taliptirler.
Diğer bir kısmı da, değişmeyecek düzenin parçalarını temiz tutmaya, sürekli işletmeye çalışır. Bunu, toplumları için yeterli sayarlar. Elindekini ve bulunulan yeri değişmez görüp, bu değişmezlerden iyilik çıkarmak isteyenlere, yönetimin neresinde -yanında veya karşısında- olurlarsa olsunlar, 'muhafazakâr' denilir. Muhafakârlar, unsurlarda ve dengelerde değişiklik yapmadan, çalışan mekanizmalarda temizlik, onarma ve parça değiştirmeyle gelişme sağlayacaklarına inanırlar.
'Var'la yetinmeyenler, elinde bulunmayanın nedenini düşünür, yeni yollar, yeni yöntemler aramaya yönelirler. Yeniliklerin keşfi, yöntemlerin icadı tabii sadece arayanın eseri değildir; çünkü ancak var olan keşfedilebilir ve ancak, dünya dengesinin parçası olan bir 'şey' icat edilebilir. Kristof Kolomb, bu dünya coğrafyasında olmasaydı, Amerika'yı keşfedebilir miydi? Dünya düzeninde enerji değişimi olmasaydı, motor icat olunur muydu?
Bu nedenle var olanı yeter saymayanları 'Hayal içindeler' diye suçlamamalıyız. 'Var olmayan'ı keşfetmeye veya icat etmeye çalışan, yeni yollar ve yöntemler arayan ilericilerdir.
Mevcudun miktarını da, kalitesini de yeterli görmeyenler, yeni yollarla yeni olanaklar arayıp bulmaya çalışırlar; görüşlerini zamanın koşullarına göre hayata geçirmek isterler; bazıları evrimi, bazıları devrimi seçer.
Onlar gençken de, yaşlanınca da gözlemeyi, araştırmayı, sonuç çıkarmayı sürdürürler. Heyecanları iktidarda ya da muhalefette bulunmalarıyla değişmez. Buldukları yöntem ve yolları halka anlatabilirlerse, mutluluk içinde, uygulamaya girişirler; içlerinden bir kısmı durumu yine yeterli görmeyip yeni arayışlar peşine düşerler. Uygulamayı sürdürenler, yeni ya da eski muhafazakârlardır.
Düzenin değişmeyeceğine inanıp, durumdan çıkar sağlamak isteyen 'hastalar' ise, yine kötümserlik yaymaya devam ederler. İşler kötüye de gitse kimse kapılarını çalıp, 'Buyur gel' demez!
Bayram günlerinde, insanların yeni yollar ve yöntemler arayacağına ve bulacağına inancımızı pekiştirmeliyiz. Dünyanın güzelliği de zaten bu değil mi?