Düz yola tünel

Bayındırlık Bakanı Ergezen, Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu'nda, bakanlığında belirlediği usulsüzlükleri...

Bayındırlık Bakanı Ergezen, Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu'nda, bakanlığında belirlediği usulsüzlükleri "Düz yollarda, viraj ve tünel var iddiasıyla yüksek keşif artışları yaptırılmış" cümlesiyle özetledi. (6 Haziran, Yeni Şafak)Pazar günü, AKP Merkez Yürütme Kurulu'ndan sonra, Genel Başkan Yardımcısı Mir Mehmet Fırat, "Türkiye büyük bir soyguna ve talana maruz kalmış; en büyüğü enerji alanında!" diye dertlendi.
Dün sabah da, Başbakan Yoksulluğu Azaltma Konferansı'nda yolsuzlukla mücadelede "Herkesin görevi olduğunu" söyledi.
Herkesten biri olarak bir şeyler yazmak istiyorum.
Bakan ve Meclis Araştırma Komisyonu Başkanı, ticari sır anlayışının ve bürokrasinin, olayların 'kökenine inilmesini' engellediği inancındadır! (Zaman, 9 Haziran)Bankalar Denetleme Kurumu Başkanı da, yasalardaki biçimsel kurallar nedeniyle, bankalarına el konulan işadamlarından, hortumladıkları paranın geri alınamadığını ilan etmişti!
Devlet adamları, sonuna kadar gidemeyeceği konuları uluorta açıklayıp, hükümeti yolsuzluk karşısında çaresiz göstermesi doğru mudur? İspat hakkı var, af kanunu ve bürokrasi yargıya gitmeyi önlüyorsa, yolsuzluğu belirleyen bakan, gördüğü olayı halka açıkça söylesin; yolsuzluk yapan yüzsüzlükle, kişiliğine tecavüz davası açarsa, bakan elindeki bilgiyi yargıca göstersin, yargıç soyguncuyu korursa onu da ilan etsin!
En büyüğünün nerede yapıldığını bilemiyorum ama, devletin 20 milyar dolardan fazla kaynak aktararak el koyduğu bazı bankalarda, büyük soygun olduğu apaçık ortada. Birkaç kez yazmıştım, yine tekrarlayayım:
Son düzenlemeden önce, bankaları 'Bankalar yeminli murakıpları' inceler ve denetlerdi. Denetleme sonunda, yeminli murakıpların bulgu ve önerileri
'Gereğinin takdiri için' bakana sunulurdu. Bakan bu raporların bir kısmını görmezliğe gelir, bir kısmı için bankanın gözetim altına alınması kararını verirdi. "Soygun var!" diyenler önce, bankalar yeminli murakıplarının raporlarını yayımlamalıdırlar. Böylece, kimin ne yaptığı, kimin gözetim altına alma önerisini sumen altına koyduğu anlaşılacaktır.
Bayındırlık Bakanı'nın da yapacağı aynıdır: Düz yola nerede tünel yapılmış, keşifler hangi sözleşmelerde şişirilmiş, sözleşme fiyatı ve yeni fiyatlar neymiş, proje değişikliğini kim önermiş, kim onaylamış... hepsi bakanın eli altında, açıklanmayı beklemektedir.
İşin içinde olanlar, müteahhitler kimin 'kullanılabilir' olduğunu, yolsuzluk yapanları bilirler. Ancak piyasanın bilmesi yetmez, halk bilirse yolsuzluk önlenebilir.
Son beş yılda Bayındırlık Bakanlığı'nın sorumluluğunda yürütülen yapıların kısa tanımları, başlıca özellikleri, ihale bedelleri, kesin hesap tutarları açıklansın. Bu listeyi görenler, nerede ne yapıldığını anlayacaklardır. Bu açıklamaya engel bir hüküm var mı? Devletin sözleşmeleri ve ödediği hakedişler ne devlet sırrı, ne de ticari sırdır; tam tersine yapanlar ve yaptıranlar için iftihar belgesi olmalıdır.
Bu listeler yayımlanırsa, muhatabı belirsiz demeçlerin konusu haline gelen 'Soygun'un ne, 'Soyguncu'nun kim olduğu anlaşılacaktır. Ondan
sonra çaresini halk bulacaktır.