Eğitimin istekleri

Okullar açıldı, gerçekten 'sevinçliyiz'. </br>Uçup, havalara çıkmayalım, ama 15 milyonluk eğitim ordusunun hem gurur hem de sorumluluk kaynağı olduğunu bilelim.

Okullar açıldı, gerçekten 'sevinçliyiz'.
Uçup, havalara çıkmayalım, ama 15 milyonluk eğitim ordusunun hem gurur hem de sorumluluk kaynağı olduğunu bilelim.
Ülkemizde, 1980 yılında yaşı 25 ve üstünde olanların sayısı 18 milyonun biraz üstündeydi. 2000 yılında bu sayı 33.7 milyon olarak bulundu. Bu nüfusun eğitim durumuna göre, 20 yıl arayla dağılım tablosunu aşağıya koydum.
Bundan 23 yıl önce, 12 Eylül darbesinin yapıldığı 1980 yılında, her 100 kişiden 44'ü okuma-yazma bilmiyormuş, sadece dördü bir yüksek okuldan mezunmuş. 2000 yılı nüfus sayımında ise, 25 yaş ve üstünde olan her 100 kişinin 17'sinin okur yazar olmadığı belirlenmiş.
1980 yılında mezun veren 18 üniversitemiz vardı, 2000'de bu sayı 74'tür. 20 yılda, yükseköğretim mezunlarının oranı yüzde 4'ten, yüzde 8'e çıkmış.
Bu tablodan iyimser yorumlar çıkarılabileceği gibi, kötümser sonuçlar da üretilebilir. Gerçek olan bu tablodur: Yetişkinlerimizin sadece yüzde 21'i, 8 yıllık eğitimin üstündeki, lise ve yükseköğretimden mezundur.
Geçmişi tarihe bırakıp, gelecek 20 yıla bakalım:
Geçen 20 yılın gelişmesini oransal olarak aynen yakalamak oldukça zordur. Sayılar artmıştır, bugünkü artış oranlarını sürdürmek bile, geçen yıllardan daha fazla yatırım yaparak mümkün olacaktır.
Kabaca bakalım: Cumhuriyetimizin 100'üncü yılına yaklaşırken, 2020'de, 25 yaşın üstündeki nüfusumuz 50 milyona yakın olacaktır. Yükseköğretim mezunları oranının, geçen 20 yılda olduğu gibi bugünkünün iki katına çıkmasını istemek, 2020 yılına kadar yaklaşık, 8 milyon gencin üniversitelerden mezun olmasını istiyoruz anlamına gelir. Yılda ortalama 400 bin mezun!
Birçoğumuz için çok mütevazı görünecek bu hedefi yakalamak için, bugün 1.5 milyon olan öğrenci sayısını her yıl aynı oranda artırarak 3 milyonun üstüne, bir yıldaki mezun sayısını da 500 binin üstüne çıkarmamız gerekir.
Açıkçası, bugünkü eğitim düzeyini yeter görsek bile, 20 yıl içinde yükseköğretim kurumlarının bugünkü varlıkları, öğretim üyeleri, binaları, laboratuvarları, bilgisayar donanımları ikiye katlanmalıdır. İlköğretimde durum daha da yüksek oranlarda yatırımlar gerektirir. Meslek okullarını siz düşünün!
Sözü, para konusuna getirmek istiyorum: Eğitime vermediğimiz kaynağı, biriktiriyor değiliz; sağlığa, ulaştırmaya, sosyal güvenliğe, personele, savunmaya veriyoruz! O halde eğitime nereden para bulacağız? Kolaycılık yapıp, 'Savunmadan' deyip geçmeyin, orada da eksiğimiz var!
Tek yol vardır: Parasal durumumuzu iyi bir gözden geçirmek, Çin'in yaptığının benzeri, tasarruf yapmaktır.

Eğitime göre nüfusun dağılım yüzdesi