Ekonomik verilerin gösterdiği 

Nihayet, Erdoğan'ın, bir parti lehine ve üç partinin aleyhine seçim çalışması yapabilip yapamayacağına YSK karar verecektir.

Ekonomi hocası dostum, 2002'den bu yana AK Parti'nin seçimlerdeki oy oranları ile ülkemiz yıllık büyüme sayılarını gösteren bir grafik gönderdi.

Grafikteki çubuklar seçim yıllarında AK Parti’nin aldığı or oranını, düz çizgi de Gayri Safi Hasılanın değişim oranını yüzde olarak gösteriyor. Örneğin 2009 büyüme oranı (-2,1), AK Parti'nin yerel seçimde aldığı oy oranı da % 38.8.

Grafikten, 2015 kısmını kaldırarak elde ettiğim grafiği aşağıya koydum.

Ben, grafiği gönderen Hoca'nın babasının arkadaşıyım; zeki, bilgiye doymaz ve latifeyi seven bir kişiydi rahmetli. Dostumun oğlu Hoca'nın, "uğraşıp duruyorsunuz, sonuç ortada" demek istediğini sanıyorum.

Gerçekten büyüme yüzdesini grafiğe koyar ve çizgiyi uzatırsanız, AK Parti'nin hangi yüzde etrafında olacağı görülüyor. Büyüme oranı düştüğü için, oy oranı da düşecek Hoca'ya göre.



Ekonomi ile iktidar partilerinin oy oranları arasında sıkı bağlar olduğu üzerinde çalışan öğretim üyelerinin bulunduğunu biliyorum; bu seçim için de benzer çalışmalar mutlaka yapmışlardır.

Bu çalışmaların hepsinin, ekonomi-iktidar oyu oranı bağı nedeniyle 7 Haziran'da AK Parti oy oranının düşeceği sonucuna ulaştıklarını sanıyorum.

AK Parti oylarının geçen seçime göre düşmesi için, ekonomik nedenlerden başka nedenler de vardır.

Örneğin, "gönlümde bir parti var tabii" diyen Sayın Erdoğan’ın elinde de Kuran tutarak, diğer partilerin dinden uzak olduklarını açıkça söylemesi, dinsel unsurları seçim propagandasında kullanması, AK Parti oylarını düşüren önemli bir husustur.

Bence, Kasım ayından beri, Sayın Erdoğan'ın "ben gittim, oylar düştü" deme hakkı kalmamıştır. AK Parti lideri ve yöneticileri Sayın Erdoğan'dan fırsat bulup politika yapamadıkları için, oyların düşmesinden de sorumlu tutulamazlar.

HDP dün Yüksek Seçim Kurulu'na verdiği itirazında, Cumhurbaşkanının Anayasa ve Kanunlara aykırı tutum ve konuşmaları bildirmiştir.

Nihayet, elinin altında Maliye ve Sayıştay denetiminden uzak yüz milyonlarca liralık tahsisat, çevresinde elpençe divan duran yüzlerce bürokrat ve özel danışmanlarla hiç bir kural, toplumsal örf ve gelenek tanımadan seçim propagandası yapan Sayın Erdoğan'ın, bir parti lehine ve üç partinin aleyhine canhıraş seçim çalışması yapabilip yapamayacağına Yüksek Seçim Kurulu karar verecektir.

HDP’nin sorunu YSK'ya taşıması, bir görevin yerine getirilmesidir.

Şimdi söz ve karar YSK'nındır.

Karardan sonra herhalde görüş ve tutum açıklama sırası, basın ve TV yöneticilerine gelecektir.

Bir hafta izninizi rica ediyorum.