Erbakan AKP'yi bölebilir mi?

AKP oy kaybetmeye başlarsa, Erbakan yönetimindeki SP de oy toplama yarışına girebilir.

Erbakan partisinin başına 'seçilince', 'SP, AKP'nin oylarını alır mı?'
sorusu ortaya atıldı. Bu yazımda, bu soruyu cavaplamaya çalışacağım:
Liderlerin seçmenin oy verme eğilimini etkilediği doğrudur, ancak bunun oranı abartılmaktadır. Parti başkanları yönetimdeki ve halkla iletişimdeki başarısına bağlı olarak, partisi oy kazanmaya başlarsa, 'lider' olur. Bu, 'oy' ile lider arasındaki ilişkinin önemini gösterir. Ancak, çok güçlü bir lider de, gittiği her partiyi ihya edemez. Toplum önderi olarak başına geçtiği partiyi yükselten liderler olduğu gibi; başkanı seçildiği partisinin yücelttiği, lider yaptığı kişiler de vardır. Bizim demokrasimizde, siyasal parti dışında, halk önderliğinden parti liderliğine geçmiş kimse var mıdır? Uyan ve uymayan taraflarıyla Özal ve Ecevit'in bu tanıma yakın oldukları söylenebilir.
1950'den sonra, partisini iktidara taşıyan bazı liderler, halk önderi değilken parti başkanı seçilmiş, sonra 'lider' olmuştur. Demirel başarılı,
genç bir bürokrat olarak AP başkanı seçilmiş, partisini iktidara taşımayı bilmiştir.
Şimdi Erbakan, halk önderi olarak yeniden bir partinin başına geçmektedir. Kendi de, partisi de yeni değildir. Nitekim pazar günü seçildiği kongredeki uzun konuşmasında, dağınık ve tutarsız olarak, 1973'ten beri söylediklerini tekrarlamıştır. 3 Kasım seçimlerinde AKP oyunun ancak yüzde 30'unu, 1999'da Fazilet Partisi'ne oy verenlerden almıştır. Bu veri, AKP'nin sadece SP tabanına dayanmadığını, toplumun bütün kesimlerinden oy aldığını göstermektedir. 1999'daki FP oylarının tamamı SP'ye oy verseydi bile, AKP'nin oy oranı yüzde 24'ün altına inmeyecekti.
Eski RP tabanının oylarını SP'ye taşımanın koşullarının siyasal hayatımızda olmadığı gerçeğini göz ardı etsek bile, Erbakan'ın AKP'sini birincilikten indirme potansiyeli yoktur.
Erbakan konuşmasında 3 Kasım'ı; 'Dış mihrakların arzusunun ortaya çıkarılması için yapılan çalışmalar', 'yönlendirme anketleri', 'manşetler' ile açıklamaktadır. Ona göre, 'dört ayda dört cümle' ile, SP'nin barajı geçemeyeceği, AKP'nin Milli Görüşçü olduğu propagandası yapılmıştır.
Oysa SP'nin oy oranı, seçimden 10 ay önce de, 4 ay önce de, yüzde 5'in altındaydı. Temmuz ayında yapılan bir araştırmada, 1999'da FP'ye oy
verenlerin büyük çoğunluğu, 'En çok oyu AKP'nin alacağına' inanıyorlardı. Bu veriler SP'nin, son dört ayda yapılan propagandayla oy kaybetmediğini, seçmenin seçimlerden çok önceleri, son üç yılda SP'yi bıraktığını göstermektedir.
Diğer taraftan, 3 Kasım seçimleri öncesinde, son dört ay içinde, seçmenin eğilimindeki değişimin, yüzde 10'dan daha az olduğu bilinmektedir. İlk sıralardaki partilerin sıralamasında ve bütün partilerin aldıkları oyların düzeyinde değişiklik olmamıştır. Özetle, Erbakan'ın SP hakkındaki tanısı yanlıştır.
Başa dönersek, SP'nin AKP'den oy alabilmesini, Erbakan ve SP değil, AKP hükümetinin yaptıkları belirleyecektir. AKP oy kaybetmeye başlarsa,
diğer partilerle birlikte SP'de oy toplama yarışına girebilecektir.