Erdoğan parti liderliğini bırakır mı?

Baykal son günlerde sık sık erken seçim ve cumhurbaşkanlığı seçiminden bahsediyor. Anamuhalefet partisi liderinin gerekçesi, bu Meclis'in yapacağı cumhurbaşkanı seçimini, eşi türbanlı Başbakan Erdoğan'ın kazanmasının kriz çıkarması olasılığıdır.

Baykal son günlerde sık sık erken seçim ve cumhurbaşkanlığı seçiminden bahsediyor. Anamuhalefet partisi liderinin gerekçesi, bu Meclis'in yapacağı cumhurbaşkanı seçimini, eşi türbanlı Başbakan Erdoğan'ın kazanmasının kriz çıkarması olasılığıdır.
10 gün önce de, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, 'halkın umutlarının gerçekleşmeyeceğini gördüğü' ve 'muhalefetin büyüme yolunun açıldığı' kanısıyla 'seçim menziline' girildiğini söylemişti. Ağar'ın bu sözlerinden sonra, herkesin anlayacağı programı bulunmadığından muhalefetin iktidarı seçime taşımasının zor olduğunu yazmıştım. (Radikal, 7 Haziran)
Erken seçim lafı, erken seçimin anasıdır, ama halkın kararı ve umudu olmadan, seçime lafla gidilmez. Halk, iktidarın işi beceremediğini, mevcutla gidilirse sorun çıkacağını görmeli ve yerine koyacağı bir çözüm aklında bulunmalıdır ki, erken seçim istesin. Bugün halk, beklentilerini karşılamamış da olsa iktidarın yerine koyacağı bir muhalefet partisi görmemektedir; halkta geniş ve derin bir istek oluşmamışsa kararı sonuçta iktidar partisi lideri verir.
Yeni seçim isteği Baykal ve Ağar'ın çevresinde kalır, yaygınlaşmazsa cumhurbaşkanlığı seçimini bu Meclis yapacaktır. 16 Mayıs 2000 tarihinde Köşk'te göreve başlayan sayın Sezer yerine cumhurbaşkanı seçimi işlemlerine 16 Nisan 2007 tarihinde başlanacaktır. Cumhurbaşkanı seçimini yeni seçilmiş bir Meclis'in yapması için, erken seçimin en geç 2007 Martı'nın başlarında, yani 20 ay geçince yapılmış olmalıdır.
Seçime ne kadar yaklaşılırsa, milletvekillerinin liderlerine o kadar 'bağlı(!)' olacaklarını en çok Baykal bilir. Eğer 20 ay sonra seçim yapılma olasılığı, söyleniyorsa, iktidar partisi milletvekilleri liderlerinin gözünün içine daha yakından bakarlar; açıkçası, Baykal ve Ağar iktidar milletvekillerini Erdoğan'dan uzaklaştırmamış, 'yakınlaştırmışlardır'!
'Seçilirse ne olur?'dan önce, Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmek isteyip istemediği üzerinde düşünmeliyiz. Cumhurbaşkanı seçiminin kritik ve anlamlı sorusu budur, Erdoğan'ın hedefi Köşk'e çıkmak mıdır? İlk cevaplanacak, bu sorudur.
Erdoğan, Özal ve Demirel'in hatasını yapıp, başbakanlıktan Çankaya'ya çıkmak isteyecek midir? Anayasa değiştirilip, başkanlık ya da yarı başkanlık sistemine geçilirse, Erdoğan'ın 'Başkanlığa' adaylığı öngörülebilir, ancak bugünkü Anayasa içinde cumhurbaşlanlığına seçilip, aktif siyasal hayatı bırakması anlamlı değildir.
Özal'ın iki yıl ve Demirel'in yedi yıl süren cumhurbaşkanlıklarında, başbakanlar kendi partilerinden olduğu halde, ne yapabilmişlerdir; daha da açığı ne yapabilirlerdi? 2007'de başbakan olan bir kişi, niçin cumhurbaşkanı olmak ister? Başbakan ve parti lideri, ilk seçim sonrasında siyasal hayatta etkinliğini kaybedeceğine inanıyor ve cumhurbaşkanının sınırlı yetkilerini tatmin edici buluyorsa, Köşk'e çıkıp, kurtulur; yoksa geleceği olan bir siyaset adamı parlamenter demokrasideki güçlü ve aktif yerini bırakmaz!
Özal ve Demirel'in heveslerinin anlaşılabilir tek tarafı, cumhurbaşkanı seçildiklerinde birinin 62 diğerinin 69 yaşında olmalarıdır. Ben, 2007'de 53 yaşında olacak bir siyaset adamının, gücünü koruyorsa siyaseti terk etmesini kendisi için doğru bulmuyor ve beklemiyorum.