Erdoğan prangasını kırabilecek mi? 

Erdoğan, bu günden tezi yok, "seçimle geldim" demeden, Anayasa içinde bir Cumhurbaşkanı olmalıdır.

Bana göre, ülkenin önde gelen sorunu, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın son yıllardaki anayasa anlayışı ve o anlayışla davranmasıdır.

MÜSİAD Genel Kurulunda Cumartesi günü yaptığı konuşma da, sorunun ne kadar derin olduğunu gösterdi.

Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçilmesini, görevini, yetkilerini ve sorumluluklarını, Anayasa'da yazıldığının dışında anlamaktadır; maalesef Anayasa’da yazılanların anlayışı içinde yorumlamasına izin verdiğini, verebileceğini sanmaktadır!

Davranış ve konuşmaları da, anlayışına uygun olarak gelişmekte; konuşmaları kişisel düşüncelerine, amacına ve siyasal hedefine uygun hazırlanmaktadır!   

Sayın Erdoğan, “onlar ve ben kalıbı” içinde düşünüp konuşmakta, korkarım karar vermektedir!

MÜSİAD konuşmasından “onlar” kalıbında bir iki cümle vereyim: “Milli iradeye aykırı olarak bu ülkeyi yönetmek istiyorlar”, “Paralel devlet yapılanmasıyla müşterek çalışıyorlar”, “Bizi engelleme gayreti içindeler”, “Bu tür kurumların başlarında kimler var? Biliyoruz!”, “Amaçları imam hatiplerin kapısını kilitlemek”.

Anayasa’nın, bir cumhurbaşkanının halkın büyük kesimini, bu cümlelerle tanımlamasına izin verebilmesi olası mıdır? Ama bizim Cumhurbaşkanımız karşı olduklarını, seçim sonucunu etkilemek amacıyla bu cümlelerle nitelendirmekte, hatta tehdit etmekte sakınca görmemektedir! Niçin?

Çünkü o kendisiyle meşguldür, “Ben” demektedir; MÜSİAD‘da, “Gördüğüm yanlışlar varsa, bunları uyarma gibi de bir görevim var”, “Tarafsızlığım zaten bunu gerektirir.”,”Her saldırı aynı zamanda mücadele ettiğim kazanımlara yöneliktir, dolayısıyla bir yerde de şahsıma yöneliktir”.

“Uyarma görevi” var ama, kimi ve ne zaman, niçin uyarmaktadır?

Devlet hayatında “onlar” ve “ben” ne demektir, bir düşünsenize; bu anlayışı herhangi bir anayasa kabul edebilir mi? Bırakın anayasaları, devlet içinde bir sorumlunun çıkıp “onlar” ve “ben” demesini sade bir kişinin bile tuhaf karşılamaması görülmüş bir şey midir?

Yazımın başında tanımladığım ülke sorununun başlıca görüntüsünü anlatmaya çalıştım: Seçimini ve yetkilerini Anayasa dışında anlamak ve “onlar ve ben” söylemini sürdürmek!

Sadece siyaset adamlarımızın değil, bütün yurttaşlarımızın düşünmesi, çözüm önerileri geliştirmesi gereken bir sorun olarak görüyorum bu sorunu!

Okuyucularıma önerdiğim gibi, ben de düşündüğüm çözüm yolunu okuyucularıma özetlemek istiyorum:

Bir sorunu çözmeye başlamadan mevcut verileri masaya koymak gerekir; hatırlayalım:

1/Seçilmiş bir Cumhurbaşkanımız var, yeni seçim dört yıl sonra; 2/Yeni anayasanın seçimden bir - iki yıl geçmeden hazırlanması söz konusu değildir; 3/AK Parti’nin Anayasa yapacak bir çoğunluk kazanması mümkün görülmüyor; 4/Sayın Erdoğan’ın aklından geçen sistemin, önümüzdeki seçim sonrasında Meclisten geçmesi beklenemez.

Bu koşullar karşısında, milletin birliğini ve Anayasa’nın uygulanmasını -devletin devlet olmasını- sağlama görevinde asıl iş Sayın Erdoğan’a düşmektedir:

Sayın Erdoğan, mevcut Anayasa içinde cumhurbaşkanı seçilmiştir ve gelecek dört yıl, yeni veya mevcut anayasayla, parlamenter sistem içinde cumhurbaşkanlığı yapacaktır.

Seçimden sonra içinde bulunduğumuz, “Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın anayasa anlayışı ve siyasal davranışı” sorunuyla iktidarın ve muhalefetin boğuşmaması Sayın Erdoğan’ın tutumuna bağlıdır. Bugüne kadarki davranış ve anlayışı sürdürmesinin, gelişmeleri zorlamasının ve gidişatı değiştirmesinin ihtimali yoktur.

Sayın Erdoğan, bu günden tezi yok, “Ben seçimle geldim” gibi bir anlayışa saplanmadan, herkesin saydığı yüce bir yerdeki mütevazı bir Cumhurbaşkanı olarak Anayasa içine girmelidir.

Böyle bir tutum ve anlayış önce Sayın Erdoğan’ı tartışma dışına çıkaracak; tarafsız bir Cumhurbaşkanlığı yolunu da açacaktır.  

Sayın Erdoğan hiç değilse bugünden sonra kendine düşman yaratmak için konuşmamalı; eski partisinin çok oy alması için ilçe başkanı üslubuyla konuşmak yerine, ülkede birlik kurmak için konuşmalıdır.

Cumhurbaşkanının muhalefete söyleyeceği varsa, halkın karşısına çıkıp söylemek yerine, liderini davet edip, ne söyleyecekse söylemelidir.

Demokrasi ve anayasaya dönmesinin nedenini soranları Sayın Erdoğan’ın; “istediğim anayasayı tanıtmak yerine, mevcut Anayasa içinde kalmamın doğruluğunu anladım” biçiminde açıkça cevaplaması halkın her şeyi anlamasına yetecektir.