Evet, buhran seçimde geçilecek

Halkımızın, seçimleri iktidarı uyarı fırsatı olarak kullanma kararını geriye döndürme girişimlerinin sonuçsuz kalacağı kanısındayım. 

Ciddi bir buhran karşısındayız (*). Önceden de yazdığım gibi halkımız bu kez de, bir biçimde bu buhranı atlatacaktır. Tabii koşullara göre, bu geçiş en az sakıncalıdan başlayacak ve siyasal iktidarın müsaade ettiği genişlikte olacaktır. 

Seçmenimiz önümüzdeki milletvekili genel seçimini, buhranı geçmenin ilk fırsatı olarak kullanılacağını sanıyorum. Bu adımla, iktidarı değiştirerek, tasfiye ederek değil, sandalye sayısını 310'un altına, 290'lara, 70'lere indirir ve iktidar uyanırsa, buhranı geçmemizin kapısı açılacaktır.

Açılan kapıdan ilk olarak iktidar partisi yararlanır ve geçer; uyarıyı akıllı insanlar olarak değerlendirir, ne yapması gerektiğine karar verir; iyi bir planlama ile, geleceğin partisi olarak siyasal hayatına devam eder.

7 Haziran seçimleri Sayın Erdoğan'ı ve AK Parti'yi uyarmaz ise, buhran yine hayat boyu sürmeyecektir. Nihayet yedi sekiz yıl içinde en kötü biçimine varmak üzere, halkımız her fırsatı değerlendirerek buhrandan çıkma yolu bulacaktır.

Önümüzdeki fırsat kullanamazsa, ne zaman ne olur onları bilemeyiz, derece derece yolların biçimini düşünmeyelim, aklımıza gelenleri konuşmayalım; çünkü her fırsat, bir öncekinden daha zararlıdır, daha acı çektirir özellikte olacaktır.

Seçimleri buhranı geçmek için bir çıkış yolu olarak kullanmanın riskleri, engelleri şüphesiz vardır; ayrıca fırsatı önlemek için her türlü şeytanlığı düşünenler de bulunacaktır.

Engellemelerin çok değişik biçimleri sayılabilir. Seçimin uyarı için kullanılması önlenirse, iktidarın demokratik yolların dışına çıkması kolaylaşacaktır. Türkiye'nin küçülmesi ve zayıflamasını isteyenler öncelikle, seçimin iktidarın uyarılması olarak kullanılmasını önlemeye çalışacaklardır. Örneğin savcı Selim Kiraz'ın odasının basılması ve ülkenin bütününde gün boyu süren elektrik dağıtımının çökmesi, belki de seçim fırsatının uyarı için kullanılmasını önlemeye yönelik planların uygulaması veya benzer girişimlerin provası olamaz mı?

Önümüzdeki iki ay içinde benzer olayların daha ağırlarıyla karşılaşabiliriz.

Halkın ve hükümetin soğukkanlılığı, seçimleri buhrandan feraha çıkma özelliğini kaybettirmeye yönelik tehditlerin etkisini azaltacaktır.

İktidar partisinin, yıllardır siyasal yarar sağlamak için sürdürdüğü, halkın kutuplaşmasını hızlandıran ve sertleştiren konuşmalarından bu iki ay içinde olsun vazgeçmesi, öncelikle kendine yarar sağlayacaktır. Geçen seçimlerde, iktidar partisi lideri halka açık konuşmalarında, "vatana ihanet", "ahlaksızlık", "inançsızlık" ve benzeri kelimeleri sık sık ve çok sayıda kullanmıştı; umarım bu seçimde liderler halka korku filmleri anlatmaktan vazgeçerler.

Her parti lideri bu sözleriyle, diğerlerini de bu deyimleri kullanmaya teşvik etmekte, toplumun huzurunu bozmaktadırlar. Seçim güvenliğinin bozulmaması büyük ölçüde bu üslubun terk edilmesine bağlıdır.

Soğukkanlı davranan siyaset adamları gerçekte, seçim sonrasındaki gücünü inşa etmektedir. Kim ki buhranı arttıracak, derinleştirecek nitelikte davranır ve konuşursa, temsil ettiği anlayışın oyu ve seçim sonrası gücü azalacaktır.

17 genel seçim geçirmiş halkımız, önümüzdeki seçimleri, iktidarı uyarı fırsatı olarak kullanma kararı vermiştir. Bu kararı geriye döndürme ve sonucu önleme girişimlerinin sonuçsuz olacağı kanısındayım.

Seçimlerde halkın iktidar partisini uyaracağına inanıyorum ama, iktidarın bu uyarının gerçek anlamını ne ölçüde içselleştireceğini ve gereğini gerçekleştireceğini tahmin edemiyorum.

(*) Toplumun içinde bulunduğu durumu, daha doğru anlattığını sandığım için, kriz ve bunalım yerine "Buhran" kelimesini kullandım.