Geldiği görünen...

Dünkü gazetelerde Başbakan Erdoğan'ın İstanbul'daki konuşması ve Milliyet'te Dışişleri Bakanı Gül'ün Fikret Bila'ya verdiği demec yayımlandı.

Dünkü gazetelerde Başbakan Erdoğan'ın İstanbul'daki konuşması ve Milliyet'te Dışişleri Bakanı Gül'ün Fikret Bila'ya verdiği demec yayımlandı.
Bu metinler, Gül ve Erdoğan'ın, son 50 yıldan beri karşılaşmadığımız vahamette iki konuyu bilmediklerini ve bunlarla ilgili bilinçli kararları olmadığını göstermiştir. Hükümetimizin anlamadığı ve anlamadığı için de karar veremediği iki konu ekonomimizin durumu ve Irak konusudur.
Başbakan'dan üç cümle: "İnsanlığın mutluluğu sadece güç ve iktidar ilişkileri ile anlaşılamaz, anlatılamaz", "Kimse bizi devlet geleneğimizden, adalet anlayışımızdan soyutlayarak, istatistiklerle, grafiklerle anlatmaya çalışmasın, kalkmasın", "Yeni sürpriz kaynakları göreceksiniz".
Şunlar da Gül'ün sözleri: "Stratejik müttefikimiz olan ABD ile ilişkilerimize çok önem veriyoruz. Bilindiği gibi iç kamuoyunda bazı sıkıntılar var. Dış kamuoyunda da önemli sıkıntılar var. Tabii, dünyadaki gelişmeleri ve konsensüs arayışlarını da takip ediyoruz." Röportajı yapan Fikret Bila, 'Azor buluşması ile, Güvenlik Konseyi ve Irak Muhalifleri toplantıları' sonuçlarını beklediklerini ekliyor.
Sondan başlayalım, bu duruma gelinmiş ama bizimkiler toplantı bekliyorlar! Bundan öncekiler gibi, bu toplantılarda ne karar alınacağını bilmek çok zor muydu?
Bir devletin karşılaşabileceği bundan daha tehlikeli durum olamaz: Dünyanın düzenini değiştirmeyi hedefleyerek, yanı başımızda başlayan olaylar hakkında hükümetimiz karar sahibi değildir veya 'karar vermek üzere' olduğu sanısını vererek zaman kazanma politikasını gütmektedir.
Irak konusunda kararı olmayan Başbakan'ın ve yardımcısının ekonomik politikası olabilir mi? Ne olabilir?
'Yeni sürpriz kaynaklar' aramak ve bunları söylemek, ekonomimizin durumunun bilinmediğini göstermeye yeter! Bir ay önce, "Hükümet
olmayanı var etme özentisini sürdürüyor" diye yazmıştım. 250 yıl önce kanıtlanmış, "Var olan yok olmaz, yoktan hiçbir şey var olmaz" kanununun para alanında geçerli olmadığı sanılıyor galiba!
'Sürpriz kaynak' dediğinin, her gelen hükümete söylenmiş 'çocukça buluşlar' olduğunu Erdoğan öğrendiği zaman çok geç kalmış olacaktır!
Irak konusunda iktidar partisinin bir kararı yok ama, Meclis'teki muhalefet partisinin politikası vardır: Karar önerilerinin karşısında vaziyet almak. CHP, yurdumuza yabancı askerlerin kabulüne karşı, bizim Irak'a asker göndermemizin yanındadır. Sağlam bilgi ve geniş deneyimin oluşturduğu sorumluluğun eseri(!) değil mi?
Medyamızda Irak konusunda çeşitli görüşler yer aldı. Birçok dernek gösteri düzenledi. Bunların hiçbiri suçlanamaz; çoğunluk bildiği ve gördüğü kadarını yazdı ve söyledi, çok azı da bildiğinin tersini... Kim ne yazmış olursa olsun, sorumluluk siyaset adamlarınındır.
Bir gün, durum ortaya çıkınca kimse, "Böyle olacağını bilmiyordum, şu bunu yaptı, öbürü böyle..." dememelidir, çünkü her şey çok açık! Bence bu sorun, ülkemizin diğer bütün sorunlarından daha belirgindi, çözümlenmesi daha kolaydı; ayrıca gerçeklerin görülmesi için çok zamanımız vardı; her türlü bilgi de yayımlandı.
Ne yapalım, acı sonuçlarına hep birlikte katlanacağız!