Göç sorunları

Geçen hafta gerçekleşen, Göç Sempozyumu bence yeterli ilgi görmedi. Zeytinburnu Belediyesi'nin düzenlediği ve aylar önce duyurduğu toplantı...

Geçen hafta gerçekleşen, Göç Sempozyumu bence yeterli ilgi görmedi. Zeytinburnu Belediyesi'nin düzenlediği ve aylar önce duyurduğu toplantı, geçen perşembe başladı, dün öğleden sonra son buldu.
Toplantı programında, göçün uluslararası ve tarihsel boyutu; dışardan Türkiye'ye, Türkiye'den dış ülkelere göç ve iltica konusuyla birlikte, köy ve kasabalardan kentlere göçü de kapsamıştı. Oturumlarda bile, konu birliği pek sağlanamamış; 'Dünyada göç olgusu'nu ele alan bir konuşmacıdan hemen sonra, 'Bir göç hikâyesi' anlatılmıştır. Konu karışıklığına karşın, 9 oturumundan 3'ünü izleyebildiğim sempozyumda çok şey öğrendim.
60'lı yıllarda göçün önlenmesine çare arayanlar çoğunluktaydı. 1964 yılı eylülünde Türkiye Tekstil ve Giyim Sanayicileri Sendikası' (TEKSİF) nın Konut Semineri'nde ilk kez, iç göçten korkmak yerine, gelenlerin mutlu yaşaması çarelerinin aranması gerektiğinin söylendiğini hatırlıyorum. O yıllarda Zeytinburnu'nda gecekondu araştırmasını sürdüren Dr. Hart'ın, gecekonduları 'imarlaştırma' önerisine bakanlık ve belediye yetkilileri karşı çıkmışlardı.
Son sempozyumun 2'nci oturumunda konuşan Dr. Ayhan Kaya'nın yaklaşımı, Dr. Hart'ınkinden farklı değildi. Sorunlar değişmemişti ama, yetkililerin durumu değişmişti. Nitekim, Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın açış konuşmasında, sorunların büyüklüğünü gördüğünü ve 'zor durumdaki göçmenlere' umut ışığı yakma çabasını anlatmıştı.
1950'li yıllardan beri süren, 'Gönüllü' sayılabilecek iç göçe son yıllarda eklenen 'zorunlu göç'ün sonuçlarını, Beykent Üniversitesi'nden Abdurrahman Kurt, 'Güneydoğudaki Göç Hareketleri: Diyarbakır Örneği' başlıklı sunuşunda anlattı.
Sayın Kurt, zorunlu olarak göç edenlerle ilgili 2002'de yapılmış araştırma sonuçlarını verdi: Göçmenlerin yüzde 42'si okuma yazma bilmemektedir, yüzde 43'ü okula gitmeyen okul çağında çocukludur, yüzde 91'inin işsizlik sorunu vardır, yüzde 88'inin sağlık ve sosyal güvencesi yoktur.
Göçmenlerin yüzde 94'ünün köylerine geri dönmek istedikleri de bu araştırma sonuçlarından biriymiş! Neyse, sayın Kurt biraz düzeltti: "Geri dönüş isteği daha sonra yapılan araştırmalarda yüzde 55-60'a düşmüştür"! Hemen söyleyeyim; ne yüzde 90, ne de yüzde 60 doğrudur; bir araştırmada bu oran yüzde 20'nin üzerine çıkarsa, ya soru yanlıştır, ya da soran yanlıştır!
Sayın Kurt'un önerileri dikkat çekiciydi: Projelendirilen Silvan Barajı 50 bin aileyi etkileme gücündedir. Sulama yatırımları gecikmektedir. Sulanabilir arazinin sulanma oranı tüm ülkede yüzde 35 iken, Diyarbakır'da yüzde 5'tir. Ulaştırma yatırımları artırılmalı ve Diyarbakır Ortadoğu'nun çekim merkezi olmalıdır.
Göç alan belediyelerle göç veren belediyeler birlikte proje geliştirmelidirler.
Bilgi Üniversitesi'nden Neşe Erdilek, Beyoğlu Tarlabaşı semtindeki çalışmalarını anlattı. Son yıllarda değişik türlerde göç alan bu semtte araştırma ve rehabilitasyon projeleri geliştiriyorlarmış. Ürkütücü verilere bakınız: 20 binden fazla kişinin, yüzde 86'sı işsiz, kadınların yüzde 90'ı okur-yazar değildir; aile gelirlerinin yüzde 57'si çocuklardan gelmekte ve ilköğretim çağındaki çocukların yüzde 46'sı okullarını terk etmişlerdir!
Bu sonuçlara bakıp umutsuzluğa kapılmayın; çünkü iç göçün yarattığı sorunları, 50 yıl öncesine göre daha çok biliyoruz.