Grupların işlevi

Gazetemizdeki fotoğraflı haberin başlığı şöyleydi: 'AKP'de teneffüs' (Radikal, 8 Haziran). Benim ilgimi, Mustafa İstemi'nin fotoğrafları çekti.

Gazetemizdeki fotoğraflı haberin başlığı şöyleydi: 'AKP'de teneffüs' (Radikal, 8 Haziran). Benim ilgimi, Mustafa İstemi'nin fotoğrafları çekti. 28 yıl önce Meclis'te tanıdığım Mustafa bey ustalığını iki fotoğrafa da yansıtmış:
Birinde, grup koltuklarında yan yana oturan İstanbul Milletvekili Zeynep Karahan mutluluk dolu gözlerle kameraya, annesi Süreyya hanım övünçle kızına bakıyor. Diğer fotoğrafta, Gümüşhane Milletvekili Sabri Varan ve ilköğretim yaşlarındaki oğluyla yeğeni görülüyor; üçü de tebbessümle Mustafa'ya bakıyorlar. Parti grup salonlarında milletvekillerinin aile mensuplarıyla, hatta seçmen yaşından küçüklerle birlikte oturabildikleri anlaşılıyor.
Ben bu fotoğraftan çıkarak, Meclis'teki parti gruplarının ve yasama organımızın değişen tanımını ele alacağım.
Milletvekilleri eskiden beri seçmenlerini, aile fertlerini ve toplu ziyaretçileri Meclis'e getirmiş, koridorları, salonları, kütüphaneyi gezdirmiş veya Meclis görüşmelerini izlemeleri için dinleyici localarına götürmüşlerdir. 40 yıl öncelerinde, grup salonlarına ziyaretçi ve izleyici kabul edilmezdi. Grup salonlarına önce, görüşmeyle ilgili parti yöneticileri alınmaya başlandı; sonra ölçü genişletildi; benim bildiğim son zamanlara kadar, misafirler salonun milletvekillerinin oturdukları bölümü dışında ayrılmış bir kısmına alınmışlardır.
Son yıllarda, genel başkanın konuşması televizyondan naklen yayımlanırken, milletvekili olmayan dinleyicilerin alkışa katıldıklarını, bir başka toplantıda grup kürsüsünde partiye kayıt yapıldığını görmüştüm. Şimdi de misafirlerin, milletvekillerine ayrılmış koltuklarda oturma dönemi başlamış.
1970 sonrasında gruplarda gündemli görüşme giderek azalmaya başladı ve gruplar bir konunun görüşüldüğü organ olmaktan çıktı. Günümüzde gruplar, parti başkanlarının televizyonda yayımlanan konuşmasının dekorudur. Ekranda sürekli bir kişinin görünmesi, izleyenleri bıktırmasın diye, zaman zaman kamera grubun üzerinde gezerek ilginin sürmesi sağlanmaktadır. Sonuçta parti grupları işlevsiz kalmış, daha doğrusu parti liderlerince bilerek işlevsiz bırakılmışlardır.
Grupların işlevsizliği, yasama organının yetkisini daraltmış, yasama yetkisi Meclis'ten çıkıp parti başkanlarının eline geçmiştir. Süreci gözden geçirelim: Meclis Genel Kurulu'nda görüşülen konularda, çoğunlukla partinin bir kararı vardır, genel kurulda veya komisyonlarda, milletvekili konuyu bilsin ya da bilmesin varsa parti kararına, yoksa grup başkanının söylediğine uyar. Ancak grup görüşmelerinde milletvekilleri siyasal kararlara özgün görüşlerini katabilirler.
İşte bugün Meclisimizde, milletvekillerinin siyasal hayata gerçekten katılabildikleri parti grupları yoktur; milletvekillerinin etkisi, koridorlardaki sohbetlerde dile getirdikleri siyasal görüşlerinin partiye yansıdığı kadardır!
Parti grupları Meclis'in mi, partinin mi organıdırlar? Bence ne Meclis'in ne de partinin, ikisi bir arada söylenmelidir; gruplar 'partilerin Meclis'teki' organlarıdır.
Bugün varılmış olan uygulama sürecekse, Anayasa'daki yasama erkinin Meclisçe kullanılmadığını da kabul etmiş oluruz. Sonuçta, bugünkü işlevsizlikleriyle partinin de milletin de vekili sayılmayacak milletvekilleri, parti başkanlarının istediğini söylettiği, istediği oyu kullandırdığı; bazen dekoru, bazen militanı, bazen amigosu, bazen tercümanı ve istisnai olarak da danışmanı olurlar.
Yasama organı, bu durumdan kurtulmanın yolunu bulmalıdır.