Gül-Erdoğan Buluşması

Bu kadar yıl birlikte çalışmış iki kişinin "görüşmeden" kaçınıp, isteklerini "tebliğ etmek" için buluşmaları beklenmemelidir.

Sayın Gül, “Bu şartlarda gelecekle ilgili siyaset planım yok” dedi,

Bu söz sonrası, adım adım ilerlendi; “Gül’süz Ak Parti”, “Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse, başbakanlığı da kabul etmem” dediğine varıldı; dün, “Erdoğan’ın Köşk’te, Gül’ün de evde olacağı bir tabloda başbakan kim olacak?” aşamasına kadar geldik! 

Ben daha ilk cümledeyim; “gelecekle ilgili bir planım yok” cümlesini, “Bu şartlarda gelecekle ilgili bir şartım yok” olarak anlıyorum!
Gül ve Erdoğan’ın ikisi de, Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunu görüşmek için buluşacaklarını söylediler.
Bu buluşmayla ilgili,

1- Birinin veya ikisinin de “koşullarını” bizzat diğerinden işitmek veya Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda diğerinin düşüncelerini, istemlerini ve beklentilerini söylemek;

2- 2014’ün ve önümüzdeki yılların siyasal gelişmelerini, bu gelişmeler karşısında ülke ve Ak Parti’nin durumunu ve Cumhurbaşkanlığı seçimini değerlendirmek; bu değerlendirmeye göre birinin veya ikisinin ayrı ayrı veya birlikte neler yapabileceklerini görüşmek ve kararlaştırmak
amacıyla planlandığı gibi, iki seçenek söylenebilir.

Sayın Gül’ün, “Bu şartlarda gelecekle ilgili siyaset planım yok” sözü, “Gül’süz Ak Parti” veya “Gül Cumhurbaşkanı olmazsa siyaseti bırakacak” gibi yorumlanıyorsa, (1) noda özetlediğim amaçla buluşulacağı kabul ediliyor demektir. Bu kabul, “görüşme” için değil, iki kişinin birbirine düşüncelerini “tebliğ etmeleri” için buluşacaklarına inanılıyor demektir.

Söz konusu iki kişi, yıllarca bir partinin üst düzeylerine çıkmış, birisi Mecliste diğeri İstanbul Belediye başkanlığında bulunmuş; partilerinin son döneminde genel başkan adaylığında mücadele etmiş, sonra Ak Parti’yi kurmuş, 12 yıldan beri bakanlık, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı görevlerini üstlenmişlerdir.

Bu uzun süre içinde sürekli aynı görüşte oldukları şüphesiz söylenemez; fakat bu kadar yıl birlikte çalışmış iki kişinin “görüşmeden” kaçınıp, birbirlerine “tebliğ etmek” için buluşmaları beklenmemelidir. Bunu beklemek, ikisini de hafife almaktır; ben ikisini de bu kadar hafife almıyorum.

Bu nedenle, “Bu şartlarda gelecekle ilgili siyaset planım yok” sözünün gerçekte, “kararlaştırdığım ve tebliğ edeceğim bir planım yok” anlamına geldiğini sanıyorum.

Gül ve Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ülkelerinin, partilerinin ve kendilerinin durumlarını “görüşüp değerlendirmek” için buluşacaklar ve sonunda bir karara varacaklardır, kararın ne olduğunu bugün onlar da bilmemektedirler, tercih ettikleri bir düşünceleri vardır, kararın bu tercihlerine uygun ve yakın olmalarını istemektedirler ama masadan darılarak kalkmayacaklardır.

Bu düzeydeki iki kişi, verilen karara göre hareket ederler; karar birinin diğerine “tabiiyeti” anlamına gelmediği gibi birini küçültüp diğerini yüceltmeyecek, ikisi de karar karşısında saygı duyulacak yerde kalacaklardır.

Görüşme öncesinde tahmin yapmadan, cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda görüşümü tekrarlamak istiyorum:
Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına adaylığı, ülke için birçok yanlışın, düzeltilemeyecek kötülüklerin başlangıcıdır. Adaylığı başbakanlık, Ak Parti başkanlığı ve cumhurbaşkanlığını birleştirme amacının dışa vurumu anlamına gelecektir. Son günlerde Sayın Erdoğan’ın söyledikleri, bir fütursuzluk örneğidir.

Türkiye bu denemenin yapılacağı kadar ilkel bir ülke değildir; halkımız bu üç görevin birleştirilmesine izin vermeyecektir. Anayasa dışı yetki gaspına heves edenler ve izin verenler mahcup olacaklardır.

Sayın Erdoğan önce başbakanlık ve bakanlık koltuğuna oturma acz ve zilletini kabul edecek kişileri bulmakta güçlük çekecektir.  Halk bu yetki gaspını önleyecektir, şimdi önleyemezse, 2015 baharında veya hemen ertesinde, çok acı biçimde cezalandıracaktır.