Gül güç arıyor

Başbakan salı günü partisinin grup toplantısındaki konuşmasını, "Ve inanıyorum ki (AKP hükümeti) gelecek seçimlerde de çok daha güçlü bir şekilde Türkiye'nin yönetimine gelecektir" cümlesiyle bitirdi.

Başbakan salı günü partisinin grup toplantısındaki konuşmasını, "Ve inanıyorum ki (AKP hükümeti) gelecek seçimlerde de çok daha güçlü bir şekilde Türkiye'nin yönetimine gelecektir" cümlesiyle bitirdi. Bir önceki cümlesinde, 'sistemli, kötü niyetli bir şekilde hükümeti yıpratmak için uğraşanlara', "Bu grup 363 kişi ile buradadır", "Hükümet 5 sene devam edecektir" mesajını göndermişti.
Bizler 10 yıldır, istikrarsızlık ve belirsizlikten çok çektik; kendilerinden kuşkularımız olsa da, bir partinin 10 yıl iktidarda kalmasını, beynimizin bir yerleri ister! Mümkün müdür? İşte bu soruyu 'Olabilir' diye cevaplamak çok zordur, anlatayım:
Nüfusumuz yılda yüzde 1.5 -her yıl 1 milyon kişi- artıyor; kişi başına ortalama yıllık gelirimiz 3 bin doların altında, gelir dağılımı kabul edilemez ölçüde adaletsiz, milli gelirimize yakın borcumuz var... Siz, benim anlatmak istediğim durumu, başka unsurları ele alarak, başka kelimelerle değişik biçimde özetleyebilir, siyaset adamlarını nelerin beklediğini anlatabilirsiniz.
Böyle bir ülkede, anayasa ne yazarsa yazsın, Meclis'i beş yıl sürdürmenin zorlukları vardır; erken seçime gitmekten kaçınanlar, seçimden daha zor
sorunlarla karşılaşırlar. Toplumdaki kıpırdanmalar, iktidar partisinin
'Meclis'i taşıma gücünü' azaltır; partilerde doyumsuzluklar ortaya çıkar, yeni istekler yaygınlaşır, seçim kaçınılmaz olur.
Ülkemizin koşulları, sayın Gül'ün tahmin ettiği gibi 'milletin yüzünü güldürmek' bir yana, 'milletin yüzünün kararmaması' için, bir dizi reformun yapılıp yerleşmesini ve sonuçlarının alınmasını beklemeyi gerektirir. AKP de, sanırım gereğine inanarak, reform yapmak istemektedir. Galiba bilmediği şey, yapısal değişikliğin bedelinin, siyasal alanda, oyla ödendiğidir.
Reform, yasa çıkarmaktan ibaret değildir ki, '363 burada' demek yetsin. 363'le çıkardığınız yasanın uygulanması organizasyon, eğitim, tanıtım ve zaman ister; daha önemlisi uzun sürecek zahmete katlanmak gerekir.
Son günlerde bakanlarımız basın toplantılarında, yasa bir yana, karar yeterliymiş havasıyla devlet personeli, sosyal güvenlik, yükseköğretim reformlarını anlatıyor, her şey olup bitmiş gibi konuşuyorlar, oysa daha başlamamışlar bile. Bakanlar işi çok iyi planladıklarından mı, yoksa hiç bilmediklerinden mi 'reform' dediklerini hafife alıyorlar anlayamıyorum.
Son grup konuşması, Başbakan'ın da, aynı kolaycılığı paylaştığı izlenimini
veriyor. Söylentileri gerçek sayarak heyecanlanıyor, bir yandan bir dizi reform yapacaklarını tekrarlıyor, diğer yandan halkın yakında yüzünün güleceğini söylüyor. Üniversite reformunun ne olduğunu bilen bir insan, 'Meclis bu reformları gerçekleştirecektir' der mi?
Başka bir konu, reform yapan bir hükümetin tekrar seçilmesi konusudur. Bunun için önce seçmenin, sıkıntılarının reformlarla azalacağına inanmaya
hazır ve istidatlı olması gereklidir.
Gelişmiş ülkelerde bile, yapısal değişimlerin halka kısa vadede kabul ettirilmesinde güçlükle karşılaşılmıştır. Eğer AKP reform yapacaksa, önümüzdeki seçimlerde oy kaybetmeyi göze almalıdır.
Başbakanımız, başta naklettiğim sözleriyle herhalde, bir buçuk aylık hükümetine güç aramıştır. Oysa konuşma bütünüyle güçsüzlüğe ve özgüven yetersizliğine işaret etmektedir.