Günler kısalıyor!

Günler kısalıyor, işler çoğalıp zorlaşıyor!</br>Meşru kurumları devre dışına itmeye zorlayan ve derinleşen iki sorun yumağı vardır: Biri yobazların başkaldırması diğeri Kürt sorunudur.

Günler kısalıyor, işler çoğalıp zorlaşıyor!
Meşru kurumları devre dışına itmeye zorlayan ve derinleşen iki sorun yumağı vardır: Biri yobazların başkaldırması diğeri Kürt sorunudur.
Son bir-iki ayda laiklik karşıtlarının, siyasetin bazı siperleri ele geçirdikleri görülüyor.
Bazı belediyeler, alaturka bahanelerle içkili yerleri kapatıyor veya 'içkisiz' duruma getiriyor. Eğlence yerleri, sinemalar veya spor tesisleri, harem-selamlık olarak ikiye ayrılıyor.
Eğitim kurumlarını ve araçlarını yobazlık propagandası alanı gibi kullanmak isteyenler pervasızlıklarını artırıyorlar.
Ankara gibi bir yerde, bir spor tesisinin yüzme havuzu, cinsiyete göre ayrılabildi. Bununla kalmayıp, kadın havuzuna 'erkek' çocukların girmesini yasaklayan bir belediyenin 'çok bilmiş' başkanı, "Siyasi duruş aramayın" demiş! Yakınlarındaki birileri, siyasi duruştan rahatsız olunmadığını, sadece ilkelliğe isyan edildiğini hatırlatmalı.
Halk dalkavuklarını uyarması beklenen iktidarın başıysa, ne yazık ki, yapılanları özendirme çabasında!
Eğer inanç bahanesiyle ayrımcılığa, baskıya ve tehdide devam edilirse, çok kısa sürede, siyasal hayatımız istikrarsızlığa sürüklenecektir! Bu memlekette, demokrasi ve Cumhuriyet'in değerini bilen inanç sahipleri, halkı karanlığa çekmek isteyen yobazlardan çok fazla ve etkindir; bunların mücadeleleri siyaset ve ekonomide belirsizlik ve karmaşa yaratır. İktidar bu gelişmeleri hemen durdurmalıdır.
Çoğalıp zorlaşan sorunlardan diğeri Kürt sorunudur. Bu sorunu terörle birlikte hatırlamak yanlışların başında gelmektedir. Oysa terör, Kürt sorununun nedeni ya da sonucu değildir. Hangi tarafta olursa olsun, Kürt sorununun nedenini ve çözümünü terörle açıklayanlar doğru politika bulamaz, sağlıklı sonuca ulaşamazlar.
Terör olmasa sorunun biteceğini sananlar kadar; terörün çözümün yararına inananlar da yanılmaktadır.
Sorunu anlamalı, tanımlamalı, çözme yoluna girmeliyiz. Bugünkü iktidar maalesef sorunu tanımlamadığı için, çözüm yoluna da giremiyor. Başbakan'ın her konuşmasını, 'Bir ışık var mı?' diye izliyorum, umudumu kaybetmedim!
Halkımızın sorunlarının özetini arayıp bulabilsek, Kürt sorununun çözümüne yaklaşabileceğiz.
Bugün, Türkiye'nin sorunları nasıl özetlenebilir? Kaynaklarımız ve coğrafyamız gibi doğal koşullarımız dışında, insan yapımı sorunlarımızı bir bir saysak nereye varırız?
Aklınıza hangi yanlışlık, hangi sorun geliyorsa alt alta yazın, sonra bu listedeki maddelerin birbiriyle bağımlı olanlarını birleştirin; neden-sonuç ilişkilerini gösterin, elinizde sadece yönetim sisteminin bozukluğu ve siyasal kurumların aksaklığı kalacaktır!
Bu bozukluk ve aksaklık bir kesim, bir bölge veya bir millet için var değildir; bunlar hepimiz için, genç yaşlı; kadın erkek; Türk, Kürt, Musevi için sorun kaynağıdır. Eğer böyle tanımlamaz ve çözüm yoluna girmez isek, Kürt sorunu yakın bir gelecekte, çok farklı özellik ve boyut kazanarak karşımıza gelecektir.
Bu konu da ayrı bir istikrarsızlık kaynağıdır!
Evet, işler çoğalıp zorlaşıyor; malum, günlerin de kısaldığı dönemdeyiz!