Güven sorunu

Türban, bir görüşün simgesi olarak yine siyasetin merkezine oturdu.

Türban, bir görüşün simgesi olarak yine siyasetin merkezine oturdu.
Meclis Başkanı, geleneksel kabul töreni düzenledi. Tören davetiyesinde, her yıl olduğu gibi bu yıl da Meclis Başkanı ve eşinin ev sahibi olduğu yazıldı. Davet sahibi Başkan ve eşi, misafirlerini birlikte karşılayacaklardı. Münevver hanımın türban örtündüğü biliniyordu. Ulusal egemenlik bayramı günü TBMM'deki bir törende, türbanlı bir kişinin ev sahipliği ne anlama gelecekti? Cumhurbaşkanı'nın, devletin yüksek bürokratlarının, kumandanların türbanlı bir kişinin bayramını kutlamaları kime hangi mesajı verecekti?
Açık tepki ana muhalefet partisi CHP'den geldi, Baykal, "TBMM Başkanı Bülent Arınç tarafından verilecek resepsiyona katılmayacağını" açıkladı. Ardından Genelkurmay'ın kabul törenine katılmayacağı anlaşıldı. Dün sabah Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök, "Akşamki resepsiyona katılacak mısınız?" sorusunu "Akşama görürsünüz" diye yanıtlarken, Genelkurmay İkinci
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, aynı soru karşısında 'Hayır' dedi.
Başbakan "Hanımımla gitmeyeceğim, bunu toplumda gerilim olmasın adına yapıyoruz" dedi. Bu sözler dünkü Yeni Şafak gazetesinin manşetindeydi. Arınç da eşinin 'bu akşamki resepsiyona kendi arzusuyla' katılmayacağını açıkladı. Ona göre, 'Meseleyi gerilim noktasına götürmenin kimseye faydası' yoktu.
Kamu görevinde olanların kamusal yerlerde, alanlarda türban takamayacakları
yargı organlarınca kararlaştırıldı, kararlar kesinleşti. Konu Anayasa Mahkemesi'ne götürüldü; yüksek mahkeme, türbanı laiklik karşıtı bir simge saydı.
Yüksek mahkemenin bu kararı, yurttaşların türbanlı gezmelerini engellemez; isteyen takar, istemeyen takmaz; nitekim toplumun her kesiminde, her yerde türbanla örtünenler görülmektedir.
Yanlış olan, olupbittilerle yargı kararını törpülemeye çalışmaktır. Akıllarınca Türkiye'yi çağdaşlaşma yolundan geriye döndüreceklerdir! Bu istek, toplumsal kanunlara aykırı, halkımızın kazanımlarına karşıdır. Yüz yıldır, aksine bütün girişimler başarısız kalmıştır; geri döndürme istekleri bundan sonra da karşılarında toplumu bulacaktır.
AKP'yi yönetenler arasında toplumu geriye döndürmek isteyenler var mıdır? Tabii ki vardır; İslamcılık akımına mensup bazı siyaset adamları AKP koltuklarındadır!
'Meseleyi' iktidarlarını sağlamlaştırma sonrasına bırakmayı düşünenler de vardır.
AKP'de siyaset yapanlardan diğer bir kısmı da, toplumun küçük azınlığını çoğunluk sanarak, türbanı bir mesele halinde canlı tutmak istemektedir.
Azınlıkta olan bazı AKP'liler de, türbanı mesele saymamaktadır.
Dün tepki gösterenler, sade yurttaşın türban takmasına karşı mıdır? Hayır, Meclis'teki kabul törenine katılmayacaklarını belirtenlerin çoğu, Meclis Başkanı'nın türbanı siyasete alet ettiği kanısındadır! Onlar iktidardakilerin, seçmenlerin dini duygularını kullandıklarına inanmaktadırlar. Bu inanç iktidara güveni sarsmaktadır.
Konu türban değil, güven sorunudur. İktidar ekonomik konular gibi, toplumsal konularda da başarılı olmak için 'güven' kazanmalıdır. AKP ancak seçmenin yüzde 35'ini temsil ettiğini, yüzde 46'sının Meclis dışında kaldığını unutmazsa güven artırabilir.
Güvensizlik sürerse, hem 'türbanı' hem de 'aşı ve işi' kaybeder.