Halkın aradığı siyaset adamı kimdir?

İmralı sürecinde halkın aradığı, dünü değil, tercihini ve ne yapacağını anlatan siyaset adamıdır.

Siyasal olaylar hakkında görüşünü söyleyen ve yazanları üçe ayırabiliriz: 1) Yapılanları irdeleyenler; 2) Yakın geleceği irdeleyenler; 3) Geniş zaman dilimini irdeleyenler.

Dün veya geçen ay yapılmış olanları gözden geçirip çözümleyenler, halkın yaşadıklarını doğru anlamasına yardımcı olurlar. Geçen günleri değerlendirenler, dinleyenlere veya okuyucuya, üzüntü veya sevinç verir; olaylardan çıkarılacak, çıkarılması gereken derslerin yolunu açarlar.

Yakın geleceği ele alanlar, hangi olayların beklendiğini, bunlardan hangisinin olasılığının yüksek olduğunu çözümleyip, muhataplarının ufkunun genişlemesine yardımcı olurlar. Olası gelişmelere önem verenler, nasıl davranılması ve hangi kararların alınması gerektiğini, gerekçeleriyle anlatırlar. Böyleleri doğru buldukları tercihleri söyleyerek kendilerini sınırlamış olurlar.

Eski olaylardan başlayıp, olayları anlayıp anlatanlar, tarihin öğrettikleriyle günümüz olaylarının bağlantısını kurar, asırlar içinden gelecek nesillere dersler çıkarır. Geniş zaman dilimini ele alanlar, günümüz olayların ayrıntısı ve toplumun değişik kesimlerinin özellikleri yerine genel çizgilere ve görüntüye önem verirler.

Günümüz olaylarını, yapılanlar ve yakın gelecek ile geniş zaman dilimlerinde irdeleyenleri kendi içlerinde ikiye ayırabiliriz: a) Sadece gerçekleşmiş olayları anlatarak irdeleyenler; b) Olayları değerlendirip, yapılması gerekenler ve gerekmeyenleri söyleyerek irdeleyenler.

Olayları ele alanlar kimin, nerede, ne yaptığını, sonuçlarının ne olduğunu söylerler. Bunlar sadece gözlemcidir. Oysa olayları yapılması gerekenlerle ele alanlar, sonuçları, kendi görüşlerine göre doğru ve yanlışları söylerler; sadece kronoloji yazan veya fotoğraf çeken gözlemci değildirler.

Burada sınıfladığım altı gruba mensuplar arasında tabii kesin sınırlar yoktur; örneğin yakın geçmişle gelecek olaylarını birlikte düşünenler de vardır.

İmralı Süreci olarak adlandırılan gelişme hakkında yazanlar ve konuşanlar arasında, tanımlamaya çalıştığım altı grubun temsilcilerini görebiliriz.

Halka karşı gerçekleşmiş olayları anlatarak irdeleyen siyaset adamları, halkına hiçbir şey söylüyor değildirler; onların olaylara katkısı hemen hemen hiç olmaz. Bunları ‘hikâye anlatanlar’ adıyla anlatmak belki daha doğrudur.

Onlar sadece olayları anlatır, daha çok olaylarda yer almış, taraf tutmuş olanları eleştirirler. Sorumluluk almadıkları için olayların birçok unsurunu eksik anlatırlar.

Oysa, yapılması gerekenler ve gerekmeyenleri söyleyerek yakın gelecekteki olayları irdeleyenler, karar verecek seçmene neler olabileceği, bunlardan hangisinin doğru olduğu, okuyan veya dinleyenlere verilecek karar hakkında fikir verir. Bunlar ‘halk önderidir’.

Halk dalkavukları, halkın eğilimlerini istismar edenler, toplum işlerinden kendisi için çıkar sağlamak isteyenler çoğunlukla ‘hikâye anlatanlar’ arasından çıkar.

Halkının kimi ve hangi yolu tercih etmesini söyleyen halk önderleri, sorumluluk alır, neyin zor olduğunu söyler ve gösterir. Kolay yol değildir onun işaret ettikleri.

Ancak halk önderleri arasında ‘gerçek siyaset adamı’ çıkar; halk, onların yönettiği partilere oy verir.

Hikâye anlatarak siyasete girenler de, ‘kendini düşünen siyaset adamı’ olurlar.

Siyaset adamının gerçeği ile kendini düşüneni konuştuğundan bellidir.

Kim ki, dün olanları anlatıp sonuca varmak istiyorsa o kişi kendini düşünmektedir; yarın ne yapacağını, yerini söylüyorsa o gerçek siyaset adamıdır.

Gelelim İmralı Sürecine. Kendini düşünen hikâyeci siyaset adamı ve yazarın, İmralı Süreci’ne hiçbir katkısı olmayacaktır.

Bu süreçte halkın aradığı, yerini ve yapılacakları söyleyendir!