Halkın birliğini sağlayacak parti

Herhalde son günlerde geldiğimiz yer, seçimlerin dinamiklerini de, seçmenlerin ön yargılarını da değiştirmiş olmalıdır..

Geçen hafta başındaki yazımda, yasama ve yürütme gücünün Sayın Erdoğan’da toplandığını yazmıştım.

Cumhurbaşkanı bu sözlerinin hemen arkasından, kontrol ettiği bu güçlere yargıyı da kattı! Böylece hepimiz, yeni Türkiye’nin fiili anayasal sistemini tam ve “açık-net” biçiimde anladık.  

Sistem bu kadar açık tanımlandıktan sonra, tarihten örnekler vererek durumu irdelemenin, “şu şöyledir”, “bu şu anlama gelir” gibi yazıp söylenmenin yararı olmaz.

Bireyler durumu değerlendirip, bundan sonra ne olacağını tahmin ederek hayıflanmak yerine; ne yapabileceğini ve ne yapamayacağını düşünmeli, karar vermelidir.

Şimdiye kadar seçimlerde seçmenlerin oy tercihini lidere bağlılık ve güven, temel inançlar, ailenin tercihleri ve kimliğe bağlılık, uzun zamandan beri izlenen politikalar, son zamanlardaki politikalar gibi nedenler belirlemiştir.

Son iki yıldaki gelişmeler, hangilerini ön plana çıkarmış, hangilerini geri plana itmiştir henüz bilmiyoruz!

Herhalde son günlerde geldiğimiz yer, seçimlerin dinamiklerini de, seçmenlerin ön yargılarını da değiştirmiş olmalıdır..

Bugünkü sorun, AK Parti seçmeni için de iki yıl veya altı yıl önceki sorundan çok farklıdır. CHP seçmeni için de, MHP ve HDP seçmeni için de aynı şeyler söylenebilir.

Bu duruma gelmiş bir ülkenin yurttaşları siyasal değerlendirmesini yeniden gözden geçirecek, Türkiye’nin geldiği yere göre kararını oluşturacaktır.

Son aylarda belli bir görüş çevresinde birleşmiş bulunmayan halkımızın bir yıl sonra ne yapacağını bekleyip, göreceğiz!

Ancak iki cihan savaşı arasında bazı ulusların gerçek dışı propagandaya kapılmasının ve ülkemizde 20 yıldan beri muhalefet partisinin halka güven vermemesinin yarınımıza örnek olmayacağına güvenmeliyiz.

Halka yol gösterme görevindeki partiler, hiçbir şey olmamış gibi eski söylediklerin tekrarlayarak duruma çare bulamayacaklarını görmelidirler. Eğer son on yıl içindeki davranışlar ve sözler, halkı etkilemiş olsaydı, ülke bugün karşılaştığımız sorunlarla karşılaşmayacaktık.

Hatta tekrarlanan ilkesiz tutumlar son bir yıl içinde terkedilebilseydi, bugün çevresinde veya içinde birleşilecek bir partimiz bulunacaktı. Olmadı, olamadı!

Kaç kez yazıldı, söylendi; bir kez de ben yazayım:

İlk temel bulgu Türk siyasal hayatının yenilenmesi gereğidir.

İkincisi, ancak kendi içinde demokratik bir partinin, siyasal hayatı yenileyebileceğidir!

Mevcut partilerden biri en geç üç ay içinde Demokratik Türkiye Programı hazırlayıp halka sunabilir.

Mevcut partilerden sadece birinin, CHP’nin, böyle bir parti haline dönüşebileceği umut edilebilir!

CHP bu iradeyi gösteremeyecekse, hemen yeni bir parti kurulmalıdır.

Cumhuriyeti demokratikleştirecek yeni parti; ilkelerini çok anlama gelecek belirsiz cümlelerle değil, tek anlama gelecek cümlelerle açıklayarak, hemen kurulmalıdır.

Örnek vererek ne demek istediğimi anlatmaya çalışayım: CHP’nin “Büyük buluşma” toplantısında açıklanan maddelerden birinde şu cümle var: “Düşünceyi açıklama özgürlüğü sağlanmalı”. Bundan daha iyisi AK Parti programında var. İfade özgürlüğünün şuna yakın bir cümleyle taahhüt edilmesi gerekir: Mahkemece belirlenen yakın ve açık tehlike içermeyen düşünce ve örgütlenme özgürlüğü sınırlanamaz.

Büyük buluşmada okunan bildirideki “Toplantı ve gösteri hakkı sağlanmalı” cümlesi yerine, “Şiddet içermeyen toplantı ve gösteri sınırlanamaz” denilmelidir. Hemen arkasından “şiddet, insana kaba kuvvetle ve yaralama amacıyla saldırarak ve her türlü mala fiziken zarar vererek düşünceyi yaygınlaştırmaya çalışmak demektir” veya benzer bir cümleyle tanımlanmalıdır.

Yerinden yönetim, partilerin demokratikleştirilmesi, kadın hakları, her türlü ayrımcılığın reddi, çevre ve doğanın korunması, ekonomik büyüme, yargı bağımsızlığı, Kürt sorununun tanımı ve çözümü politikaları, yurttaşlık tanımı, seçim yönetimi, barajın kaldırılması ve diğer toplumsal sorunlarda politikalar açık ve tek anlama gelecek cümlelerle açıklanmalıdır.

İki örnek vermek istiyorum:

İlki yerinden yönetim ilkesi: Köy, mahalle, kasaba ve benzeri yerleşim yerlerinde oturanların meclis üyelerini ve yöneticileri seçmesi; o yerlerde oturanlarla ilgili kuralların o meclislerce belirlenip ilan edilmesi, komşu yerleşim yerleriyle ortak konularda bir üst birimle toplanarak karar verilmesi, bütün ülkenin genelinin sorun ve konularının ülke meclisinde görüşülüp kararlaştırılması yerinden yönetim ilkesi olmalıdır yeni partinin. Yerinden yönetim kural ve kurumları için, Avrupa Birliği ülkelerinden herhangi birinin anayasasındaki yönetim hükümleri örnek alınabilir.

İkincisi demokratik parti tanımı: Partiler demokratik tüzüklere sahip kılınacaktır; kanun çıkmadan yeni parti tüzüğü aşağıdaki ilkeleri kabul etmelidir.. Üye mahkeme kararı olmadan partiden çıkarılamaz. Partiler, nüfusu 2 bini geçmeyen birimlerden başlayan kademe (mahalle, ilçe, il, bölge ve ülke geneli) üye ve delegelerinden oluşan kongre kararlarıyla yönetilir. Kongreler her yıl olağan ve üye sayısının beşte birinin isteği üzerine olağanüstü toplanır. Yerel birim meclis üyesi ve milletvekili adayları, il kongrelerinde kabul edilen yönetmeliğe göre belirlenir.

Böyle bir parti kurulursa, çok kısa bir zamanda gelişip, halka huzur ve güven verecektir.

Ancak böyle bir parti, Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkıma götüren bugünkü yönetimi durdurabilir.

Ancak böyle bir parti, devletimizin ve milletimizin temel ilkelerinde milletin birliğini sağlayabilir.