Her ile bir üniversite

Başbakan Erdoğan, Yozgat'ta '10 öğrenciden birinin üniversiteye gittiği değil, büyük oranda öğrencinin üniversiteye gidebildiği Türkiye hedeflediklerini' söylemiş.

Başbakan Erdoğan, Yozgat'ta '10 öğrenciden birinin üniversiteye gittiği değil, büyük oranda öğrencinin üniversiteye gidebildiği Türkiye hedeflediklerini' söylemiş. (Radikal, 22 Mayıs) Bu söz AKP'nin öğrenci sayısını yükseltme politikasını açıklıyor. Bu yılın başlarında, 15 yeni üniversitenin kurulma çalışmalarının yapıldığı, haziranda kanun tasarısının Meclis'e sunulacağı haberini Başbakan'dan almıştık. (Radikal, 9 Ocak)
Hükümet, kapısında 'Üniversite' yazan binalara girip çıkan 'öğrenci' sayısının artmasını istiyor. İllerin hesabını biliyoruz: 20 bin öğrenci, ayda 200 liradan 10 ayda kentlerine 40 milyon lira bırakacaktır. Bu da ekonomilerini canlandıracaktır. Kentlerinde üniversite açılmasını isteyenlerin hesabı doğrudur, ama hükümetin yükseköğretimdeki 'öğrenci sayısını artırma ve her ile en az bir üniversite açma' politikası doğru mudur?
Bu politikayı irdelemek için bazı bilgilere ihtiyacımız vardır. Yükseköğretimden ve mezunundan ne bekliyoruz? Hangi eğitimi görmüş, kaç kişiye ihtiyacımız var? Yükseköğretim mezunları arasında işsizlik oranı nedir? Konuşması Başbakan'ın bu soruların cevaplarını bildiğini göstermiyor.
Her 'yeni üniversite' bütçeden ödenek ayrılarak kurulabilir. Mevcut devlet üniversitelerinin yeni yatırımlar için istedikleri kaynağın ancak yarısını karşılayabilen hükümetin, yeni üniversiteler için gerekli parayı kimlerin bütçesinden keseceğini bu yıl sonunda göreceğiz. Bakalım hangi hizmetlerden kesip, yeni üniversitelere verecekler?
Başbakan Erdoğan'ın ilan ettiği politikanın başlıca iki sonucu vardır:
Birincisi, şimdi yüzde 8'den az olan 'Yükseköğretim mezunları oranı'nın, sayın Erdoğan'ın söylediği gibi artmasıdır. Sanat okulu mezunlarının beğenmediği işlerde çalışmak isteyen yüksekokul mezunlarının çokluğuna bakılırsa, 'Her ile bir üniversite' hedefi ancak, üniversite açılacak illerdeki seçmenden oy beklentisiyle açıklanabilir.
Politikanın ikinci sonucu, mevcut üniversitelerin aralarındaki farkların daha da artmasıdır. Bir üniversiteden gerçekten 'mühendis' çıkarken, bir başkasından mesleğini tanımlayamayan gençler çıkmaktadır; çoğunluk mezunlar mesleksizdirler. Yeni üniversite açma politikası, meslek vermeyen yüksekokulları artıracak, yükseköğretimin ortalama düzeyini aşağıya çekecektir.
Bence hükümetin yakın dönemde iki hedefi olmalıdır:
1) Mevcut yükseköğretim kurumlarının kalitelerinin ve kapasitelerinin yükseltilmesi. 2) Ortaöğretimden sonra iki yılda, gençlerimize geçerli ve aranan bilgi ve beceri kazandıran meslek okullarının açılması ve sayılarının hızla artırılması.
Bu hedeflere 'Her ile bir üniversite' hedefi eklenmemelidir. Mevcutların kalite ve kapasitelerinin yükseltilmesi için, bugünkü yapı değişmelidir. Yapı değişikliği için bizim iki ayrı kanuna ihtiyacımız var:
Birinci kanunla, özel ve devlet, bütün yükseköğretim kurumlarının toplumla ilişkileriyle, standartlarının ve uygulamanın denetlenmesi düzenlenecektir. Açıkçası bu kanunla, ilaç fabrikalarının, bankaların, ekmek fırınlarının uyacakları kuralların konulması gibi, yükseköğretim kurumlarının halkı aldatmaları önlenmeli, mezunlarının gerçekten doktor, mühendis, hukukçu olmaları sağlanmalıdır. İkinci kanun, devlet üniversitelerinin devletle ilişkilerini ve finansmanını düzenlemelidir. Bu iki kanun asla tek bir kanunda birleştirilmemelidir. Başbakan, yükseköğretimin gerçek sorunlarına değinmiyor, sadece üniversite ve oy sayısına bakıyor, sayıları doğru saydığından da emin değilim!