Hükümetin beklenen reform paketi  

Hükümetin reform listesini, özgürlükleri "derinleştirmek ve genişletmek" isteyip istemediğini göstereceği için merakla bekliyorum!

Ak Parti Genel Başkanı Sayın Davutoğlu, Ekim başlarında Ankara ATO Congresium'da Seçim Beyannamesi'ni okudu. Bu beyannamede ve broşürlerde, özgürlüklerle ilgili aşağıdaki hususlar yazılıydı:

·         Demokratik hak ve özgürlüklerin korunmasını yeni anayasa ile güvence altına alacağız.

·         Temel siyasi ve toplumsal sorunlarımızın çözümünü; Yeni Türkiye’nin katılımcı, çoğulcu, özgürlükçü, demokratik ve sivil bir anayasa ile yönetilmesini sağlayacağız.

·         Özgürlükleri geliştirmeye ve genişletmeye devam edeceğiz.

·         Yeni Yargı Reform Stratejisi Belgesi’ni etkin bir biçimde uygulayarak hayata geçireceğiz.

·         HSYK’yı yeniden yapılandırarak Hakimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulunu kuracağız.

25 Kasım Çarşamba günü Sayın Başbakan Davutoğlu Mecliste Bakanlar Kurulu Programını okudu. Okunan program ile milletvekillerine dağıtılan kitapçık farklıydı. 

Tutanağa geçen Programda özgürlüklerle ilgili dikkatimi çeken cümleleri birlikte okuyalım:  

1.      Önümüzdeki dönemde sivil, katılımcı, çoğulcu, özgürlükçü bir demokratik ve sivil anayasanın yapımına öncülük etmeye kararlıyız.

2.      Diğer siyasi partileri de aynı anlayış içinde (Anayasaya) katkı vermeye davet ediyoruz.

3.      Yeni anayasa, bireysel özgürlüklere dayanmalı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlamaya yönelik kurumsal güvenceleri içermeli ve siyasi sistemin işleyişindeki belirsizlikleri ortadan kaldırmalıdır. Bu anlayışla, yeni dönemde yeni anayasayı Türkiye'de demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün kökleşmesi bakımından hayati bir aşama olarak görmekteyiz.

4.      64'üncü Hükûmet döneminde, doğrudan anayasal sistemle bağlantılı seçim kanunları, Siyasi Partiler Kanunu ve sair temel kanunlar yeni anayasa metniyle birlikte bir bütün olarak yenilenecektir.

5.      Yeni anayasa ve yargı reformu başta olmak üzere yapacağımız çalışmalarda, en geniş uzlaşma arayışı içinde ülkemizin uzun zamandır beklediği adımları atacağız. Böylece, özgürlük alanlarının daha da genişletileceği, herkesin birlik içinde farklılığını yaşamasının mümkün olacağı, çok daha yenilikçi ve rekabetçi bir toplumsal düzen de oluşmuş olacaktır.

Programın anayasaya bağlı olmaksızın yapılacak işler bölümlerinde da insan haklarıyla ilgili hedeflere devam edilmektedir:  

6.      Yeni dönemde temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin iç hukuka dâhil edilmesine devam edilecek, özgürlükçü demokratik anlayışla bağdaşmayan bütün şerhler kaldırılacaktır.

7.      Benzer şekilde, mevzuatımızda anti-demokratik dönemlerden kalan düzenleme ve uygulamaların ayıklanması süreci tamamlanacaktır.

8.      64'üncü Hükûmet olarak da hukuk içinde yürüttüğümüz terörle mücadelede, vatandaşın mağduriyet yaşamamasını, aksine vatandaşların temel haklarını garanti altına alacak bir kamu düzeninin tesis edilmesini amaçlamaktayız.

Seçim Beyannamesi’ndeki açıklık ve kesinlik, Hükümet Programı'nda yoktu; Cumhurbaşkanlığı ile Bakanlar Kurulu arasındaki anlayış farkı, programa yansıtılmamaya gayret edilmiş gibi geldi bana!

Aynı anlayışla, TUSİAD’ın Ankara’daki toplantısında, bu hafta açıklanacağını Başbakan’ın söylediği reformlar listesinin ekonomik ve yönetimle sınırlı kalacağı şüphesini yaratıyordu!

Gerçekten böyle midir? Açıklanacak listede, özgürlükler ve hukukla ilgili reformlar olmayacak mıdır veya sulandırılacak mıdır?

Eğer, bu yere gelmişsek; yani ifade ve örgütlenme; toplantı ve gösteri yürüyüşü, tabii yargı özgürlüğü gibi temel insan haklarında evrensel ölçüler getirilmeyecekse, vay halimize!

Çünkü, Terörle Mücadele Kanunu’nun tanımladığı terörle, ifade ve toplanma özgürlüğü aynı şeymiş gibi birleştirilmiş; toplum sekiz aydan beri, iki seçim süresince, bir karmaşa içine itilmiştir.

Günümüze gelelim ve işin sonuç kısmını özetleyeyim:

Hızla ve samimiyetle, özgürlükler genişletilip derinleştirilmezse, başlayan karmaşa artacak, en sakin yerleşim yerlerinde bile, katili belli olmayan cinayetler işlenir duruma geleceğiz!

Artarak süren karmaşa içinde varılacak yer hakkında halkımızda iki görüş yerleşmektedir:

1/Devletin zayıflamasını ve her felakete açık hale gelmesini bekleyenler; 2/ Son zamanlarda zayıflamış devletin gelecek tek adam yönetimiyle  güçleneceğini bekleyenler.

Karmaşa devam ederse ben, devletimizin her felakete açık hale geleceğine inananlardanım; doğru yol karmaşanın durması, karmaşa nedenlerinin ortadan kaldırılmasıdır!

Birçok siyaset gözlemcimiz de, yönetimin tek elde toplanmasının kolay olacağını sanarak karmaşanın artmasında sakınca görmüyor ve halkın kendi tarafında birleşmesini  istiyorlar! İkinci gruptakiler kendilerinin çoğunluk olduğunu idiia ediyorlar ama, küçük bir azınlık oldukları, maalesef, felaketle karşılaşınca anlaşılıyor!

Temel insan haklarındaki (ifade, inanç ve toplanma özgürlüğündeki) eksiklik sonucu çıkan karmaşa ile, doğal ve dış olaylar sonucu çıkarılmak istenen karmaşayı aynı sananlar bulunduğu için çekişme sürüp gidiyor. Siyaset adamları da bu farklılığı kullanıyorlar.  

Bu nedenle, hükümetin reform listesini, özgürlükleri “derinleştirmek ve genişletmek” isteyip istemediğini göstereceği için merakla bekliyorum!