'İhtar' ne yazar?

Anayasa Mahkemesi CHP'ye 'ihtar' verdi. Olay geçen yıl sonlarında Baykal muhaliflerinin, yeni tüzük hazırlanmasını görüşmek üzere olağanüstü kurultay toplanmasını isteyen yazıyı parti merkezine vermeleriyle başladı.

Anayasa Mahkemesi CHP'ye 'ihtar' verdi. Olay geçen yıl sonlarında Baykal muhaliflerinin, yeni tüzük hazırlanmasını görüşmek üzere olağanüstü kurultay toplanmasını isteyen yazıyı parti merkezine vermeleriyle başladı. CHP merkezi bu isteği yerine getirmedi. Oysa, CHP Tüzüğü'nde kurultay üye sayısının beşte birinin imzasıyla istendiğinde olağanüstü kurultayın toplantıya çağrılacağı hükmü vardı. Kurultay üye sayısının beşte biri 280'in altındadır; muhaliflerin yazılarının altında, 350'den fazla noter onaylı imza vardı, kurultay toplanmalıydı.
Genel merkez karşıtları yargıya başvurdular; dava açmaya yetkili Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı muhaliflerin isteğini yasaya uygun buldu, parti yönetiminden olağanüstü kurultayı toplantıya çağırmasını istedi, yönetim bu isteği olumlu cevaplamadı. Başsavcı konuyu Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı.
Dün açıklanan ihtar kararı, Başsavcı'nın açtığı bu dava üzerine verilmiştir. Karar bekleyen CHP'lilerden, Samsun delegesi Ertuğrul Çepni, 'Belki bir gün dahi vakit almayacak bir dosyanın bu kadar bekletilmesine anlam veremediğini' geçen haziran başlarında mahkeme üyelerine gönderdiği mektupla bildirmişti.
Ne var ki Türkiye'de yargı geç işlemekteydi, Anayasa Mahkemesi de yargımızın bir parçasıydı. Bu kadar geciken bir 'ihtar'ın hukuki bir sonucu olabilir mi? Bu ihtardan sonra, CHP'nin olağanüstü kurultayı toplaması söz konusu değildir.
Çünkü, sonbaharda toplanacak olağan kurultay için birçok ilin kongresinde yeni delegeler seçilmiştir; ihtara konu olan başvurudaki birçok imzanın sahibi bugün artık delege değildir; imza sayısı herhalde beşte birin altına inmiştir. İl kongrelerinde hukuka uygun davranılmadığından ve üye haklarına saygı gösterilmediğinden, 'İnadına Baykalcılar' kesin çoğunluk kazanmışlardır. Kongrelerde muhaliflere ne kadar imkân verildiğini, kongrelerin hangi düzenler içinde, nasıl geçtiğini öğrenmek isteyenler, önümüzdeki cumartesi toplanacak İstanbul İl Kongresi'ni izleyerek görebilirler!
Diğer taraftan, atıldığı zamanki yetkiler yeterli görülüp imzalar geçerli sayılsa bile, olağan kurultayın önümüzdeki kasımda toplanacak olması nedeniyle; mahkeme kararının konusunun kalmadığı iddia edilerek başvurunun siyasal etkisi sıfırlanacak, olaya mizah da katmak için, olağan kurultayın gündemine 'Tüzük değişikliği' maddesi konulacaktır.
(Bu yazı hazırlandıktan sonra, CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, anlayışlarının aynen böyle olduğunu söylemiştir.)
Bir 'ihtar kararı' içinde, ülkemizin pek çok sorunu sığabilir ama biz diğerlerini bırakıp siyasal partilere bakalım! Siyasal partilerimiz demokratik bir toplumun partileri olurlarsa, yargımız ve Anayasamızdaki gelişmeleri daha kolay sağlarız.
Siyasal partilerin demokratikleşmesinin karşısında en önemli engel muhalefet partisidir. Çünkü, parti içi ilişki ve işlemlerde demokratik olma bakımından muhalefet partileri ileride olmalıdır ki, iktidar değişime zorlanabilsin. Maalesef, bugün Meclis'teki iki parti de, tam anlamı ve kurumlarıyla dikta partileridir; birinin diğerine söyleyecek hiçbir sözü yoktur.
İki parti de birbirini görmezliğe gelmekte, hatta biri diğerinde gördüğü zorbalığı örnek alıp, kendi partisine uygulamaktadır.
Not: En yüksek mahkememizin başına bir kadının seçilmesi kıvanç ve umut vericidir. Kendimize güvenimizi artıran Anayasa Mahkemesi Başkanı ve tüm üyelerini kutluyorum.