İki yazı, iki cevap

Meclis'teki bütçe görüşmeleriyle ilgili iki yazı yazdım. Birinde, bütçenin sunuş birleşi-minde Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu'nun...

Meclis'teki bütçe görüşmeleriyle ilgili iki yazı yazdım. Birinde, bütçenin sunuş birleşiminde Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu'nun, diğerinde de gelir bütçesi görüşmeleri sırasında CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan'ın konuşmasından çıkarak siyaset hayatımızdaki eksikliğe değinmiştim (15 ve 26 Aralık).
Sayın Mumcu, 14 Aralık'taki konuşmasında 'Neyi nasıl yapacağımız konusunda bir vizyona ihtiyacımız var' dedikten sonra beni etkileyen bir vaatte bulunmuştu: "Bu işsizliğin çaresi var.
Bu hayat pahalılığının çaresi var. Bu eğitimsizliğin, eğitimde kalitesizliğin çaresi var. Biz bunları biliyoruz. Bütçenin kapanış konuşmasında, hiç merak etmeyin, geleceğim, burada, tek tek, çözemediğiniz bütün meseleleri nasıl çözmeniz gerektiğini size anlatacağım.
Not defterlerinizi de getirin, işe yarar."
Ertesi gün yayımlanan, 'Muhalefetten bir umut mu?' başlıklı yazımda şunları yazmıştım: "Erkan Mumcu bir umut ışığı yaktı. Vaadini tutar ve büyük projesini bütçenin sonunda anlatırsa önemli bir gelenek başlatılmış olacaktır. () Böylece, seçmen oyunu, iktidarın işleri kadar muhalefetin programını da tartarak belirlemeye başlayacaktır. Bu yol açılırsa, en az 30 yıllık bir özlemim karşılanacaktır. Ben Mumcu'nun kapanış konuşmasını gerçekten merak ve heyecanla bekleyeceğim."
Sayın Mumcu, ilk konuşmasından iki hafta sonra tekrar kürsüye çıktı ve konuştu. Dinlemekle kalmadım, tutanaktan da okudum.
Kendisinin ve arkadaşlarının değerlendirmeleri değişik olabilir ancak bana göre, 'çözülmeyen bütün meselelerin nasıl çözüleceğini' anlatmadı; AKP'lilerin not alma ihtiyacı duyduklarını da sanmıyorum. Bazı genel yaklaşımları tekrarlaması yeterli değildi, özetle umudum 'bir başka bahara' kaldı.
Bütçeyle ilgili ikinci yazıma sayın Oğuz Oyan internet postasıyla cevap verdi.
Üç gün önceki yazımda, geçen cumartesi sayın Oyan'ın Resmi Gazete'yi okumadan kürsüye çıkmasıyla karşılaştığı güç durumu örnek göstererek, ana muhalefet partisinin, çıkan tebliğleri ve yönetmelikleri izlemesi ve halkı aydınlatmasının önemine değinmiştim.
Oyan kürsüde, Kamu Mali Yönetimi Kanunu'nda değişiklik yapan 5436 sayılı kanunu "Cumhurbaşkanı 15 günlük sürenin sonuna kadar tutar da, 2006'nın ilk haftasında imzalarsa, ya da bütçe iki gün sonra buradan geçtikten sonra imzalarsa, ne olacak?" diye sormuş ve bunun hukuksuzluk olduğunu söylemişti.
Oysa, Oyan'ın bahsettiği kanun, o sabahki Resmi Gazete'de yayımlanmış ve yürürlüğe girmişti. Bu durumdan yararlanan Maliye Bakanı da, "Siz, burada, gelip siyaset yapıyorsunuz; bütçeyi konuşuyor-sunuz; adam, ara sıra da bakar şu Resmi Gazete'ye ..." demişti.
Bu olayı anlattığım yazıma verdiği cevapta sayın Oyan, benim okuyucumu yanılttığımı yazıyor! Genel bütçe dışında tutulan 12 kurumun Sayıştay denetiminin dışına çıkarılması yolsuzluğa neden olurmuş, gazetecinin sorumluluğu da burada başlarmış!
Ben Oyan'ın, anlaşılır bir ihmal sonucu, kanun yürürlüğe girmemiş gibi, fetva vermesinden çıkarak muhalefet anlayışını değerlendirmiştim. Söz konusu kanun iki yıldan beri şöyle oldu, böyle gitti; bunlarla ilgili bir şey yazmış değilim.
Sayın Oyan, bir kez daha 'Okuyun biraz yani, ciddi muhalefet lazım bu millete...' diyenleri haklı çıkarıyor.