İktidar grubunu yönetmek

Milletvekillerinin partilerinden istifaları sürüyor. Dün de iki AK Parti'li (Erzurum'dan, İbrahim Özdoğan ve İzmir'den Serpil Yıldız) partilerinden ayrıldıklarını açıkladılar.

Milletvekillerinin partilerinden istifaları sürüyor. Dün de iki AK Parti'li (Erzurum'dan, İbrahim Özdoğan ve İzmir'den Serpil Yıldız) partilerinden ayrıldıklarını açıkladılar.
Sayın Demirel'in, "Büyük grubu idare etmek zordur" sözünü hatırlıyorum; galiba Tayyip Erdoğan zorluğun farkında değil veya yükün altında kalıyor.
İktidar partisi grubu yönetmenin zorluğu nereden kaynaklanır?
Yasama organı parti genel başkanlarının kararlarına göre çalışır hale geldiğinden milletvekillerinin başarılarını, bireysel yaratıcılık ve uzmanlıklardan daha çok ilişkiler etkilemektedir. Çok yazılıp söylendiği için uzatmayayım; milletvekillerinin ne yapacaklarını, ne zaman ne söyleyeceklerini, daha vahimi ne söyleyemeyeceklerini kendileri değil başkaları -grup ve parti yöneticileri, liderler belirlemektedir.
Toplumu etkileyecek açıklama ve eylemi lider veya yöneticiler üstlenmektedir. Meclis çalışmalarında inisiyatif sahibi olmayan milletvekilleri de, örgüt mensuplarıyla ilişkideki başarılarıyla öne çıkmayı düşünmektedirler.
Örgütten milletvekiline, -oğlunun düğün parasını istemeye varanları bir yana koyarsak, iki türlü istek gelir: Bunların birincisi, hastasını yatırmak, yakınına iş bulmak, beğendikleri bir memurun görevde yükselmesi, bürokraside takılan bir işin çözümü.. gibi örgütte çalışanla ilgili isteklerdir. İkincisi de, bölgeyle ilgili yol, okul, hastane benzeri bir yatırımın programa alınması veya yarım kalmış bir yatırıma ödenek tahsisi benzeri, örgüt mensubunun iliyle ilgili istekler.
Birinci tip örgüt isteklerini izlemek, sonuç alınmasa da, 'Elinden geleni yaptı' dedirtmek, iş bulmaya göre daha kolaydır; milletvekili örgütten gelene vakit ayırır, bakanlıkları birlikte gezer, hastayı hastaneye yatırır kendini gösterir! Örgüt mensubu yakınına iş arayan milletvekilinin isteğini, merhemi olsa kendi yarasına sürecek olan bakan, sadece güler yüzle dinler ve geçiştirir.
İkinci tip, iline yatırım yaptırması veya yarım kalmış yatırıma ödenek ayırtması için milletvekilinin, hükümetin politikalarını ve ülke meselelerini derinlemesine bilmesinin yararı yoktur; bakanın, bazı işlerde başbakanın yardımı gereklidir. Başbakan veya bakanla konuşulamazsa, örgütten gelen istek karşısında güç durumda kalınır. Tek yol kapıları zorlamaktır, hele ihtiyatsız davranıp, örgüte söz de verilmişse, mutlaka bakanla veya başbakanla örgüt mensuplarının katılımıyla konuşmalısızınız ki, meselenin olmazlığını, onların sözleriyle örgütünüze anlatasınız!
Özetlersem bugünkü siyaset anlayışı içinde, iktidar partisi milletvekillerinin çalışma alanları çok daralmıştır, kişisel ülke politikalarını bilmek, bunlar için çalışmak ve kişisel nitelikler başarı getirmez. Bu nedenlerle istifa, biraz da tekrar milletvekili seçilme içgüdüsüyle, başarı arayışının yarattığı sıkıntılar içindeki milletvekillerinin bulduğu yollardan biridir!
İşte sayın Demirel, bu sıkıntılar ve eğilimler içindeki milletvekilleri için, "İdare etmek zordur" demişti.
Bu nedenlerin dışında, genel siyasal gelişmeler sonucu da iktidar partisinden (1954 ve 1969 seçimlerinden sonra Hürriyet Partisi'nin ve Demokratik Parti'nin kurulmasıyla sonuçlanan toplu istifalarla) ayrılmalar olabilir. Bunlara benzer gelişmeler, ufukta görülseler bile, bugün su yüzüne çıkmış değildir.
Anlaşılan, günümüzde 'isteklerle boğuşan' milletvekillerini yönetmek Demirel'in zamanından daha da zorlaşmıştır. Gerçekte muhalefet partisi için de sonuç çok farklı değildir. İktidar ve muhalefet partilerinin bu zorluktan kurtulmalarının çaresi, milletvekillerini, -örgüt ve üyelerle birlikte siyasete katmalarıdır.