İstemek ve yapmak

Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, uzun süren hazırlıklardan sonra yeni niyet mektubunun gönderildiğini açıkladı. İnternet sayfasında da 'bilgi notu' yayımlandı.

Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, uzun süren hazırlıklardan sonra yeni niyet mektubunun gönderildiğini açıkladı. İnternet sayfasında da 'bilgi notu' yayımlandı.
Ben anladığımı yazayım: Tekel, Vakıfbank, Türk Telekom ve şeker fabrikaları bu yıl içinde özelleştirilmeyecektir. Bu sonucu; 'Vakıfbank'ın özelleştirilmesine ilişkin bir satış stratejisi geliştirilmektedir',
'Tekel'in özelleştirme planı Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından 31 Mart'ta onaylanmıştır', 'Türk Telekom'un özelleştirme planının Bakanlar Kurulu tarafından bu ayın sonuna kadar onaylanması beklenmektedir',
'Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin özelleştirilmesine ilişkin yol haritasının Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından 2003 yılı haziran ayı sonuna kadar onaylanması beklenmektedir' denilmesinden çıkarıyorum.
Geçen ocak ayı ortasında, özelleştirmeden sorumlu o zamanki bakan Abdüllatif Şener, bu kurumlarla ilgili hedefler açıklamıştı. O gün verilen üç aylık hedeflerin birçoğuna varılamamış, ikinci üç aylık bazı hedeflerde de geç kalınmıştır. Özetlersek 2003 yılında Vakıfbank, Tekel, Türk Telekom ve şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusunda 'düşünülmeye' devam edilecek, 'planlama' sürecektir!
Ali Babacan, niyet mektubunda yazılan ekonomi ve yönetimle ilgili hedefleri de sıralamıştır. Bunlardan bazılarını gerçekçi görmediğimi söylemeliyim:
2003 yılında, enflasyonun yüzde 20 olması, sosyal güvenlik kurumlarının bir çatı altında toplanması, kamu yönetim reformu staratejisinin yürürlüğe girmesi, KİT'lerde atıl istihdam sorununun çözülmesi hedeflerine ulaşılması çok güçtür.
İlk üç aydan sonra yüzde 35 olan enflasyonun yıl sonunda 20'ye inmesi için, aylık artış ortalaması yüzde 1'in üstüne çıkmamalıdır. Bu değere ulaşılması için bir neden yoktur.
KİT'lerde atıl istihdam sorununun çözülmesinden anlaşılan, 'çözümsüzlüğü kabul' değil de, önümüzdeki 9 ayın sonunda bu sorunun bitirilmesiyse,
kurumların durumunu ve personel rejimini bilenler için, bu hedefe varılamayacağı açıktır.
Sosyal güvenlik kurumlarının bir çatı altında toplanması ve kamu yönetim reformu konularında, önümüzdeki 9 ay içinde yapılabilecek olan, durum belirleme ve proje hazırlama çalışmalarına başlamaktır. Önceki hükümetler de bu alanlarda iddialı sözler söylemiş, projeler ortaya koymuşlardı, fakat ciddi bir ilerleme sağlanamamıştır.
Özelleştirmenin hızlandırılmasının ve yönetim sisteminde temel değişiklik yapılmasının istenmesi çok haklıdır, doğrudur, gereklidir. Ancak bu günden yarına sonuç alınacağını sanmak yanlıştır. Önce, geniş inceleme yaparak konuyu tanımak, sonra sorunları tanımlamak gerekir. Konu tanınmadan değişim planlanamaz.
AKP hükümeti sık sık çok doğru hedefler açıklıyor, değişimden bahsediyor, biraz zaman geçtiğinde hedefe varılamayacağı anlaşılıyor.
Bunun iki nedeni var: Biri işi tanımadan konuşuyorlar; ikincisi de işi bilmedikleri için kararsızlık ve duraksama gösteriyorlar.
İşi tanımamanın ve kararsızlığın son örneği, Babacan'ın söyledikleridir. Ekonomik programın yürütülmesi için, önce durum tanınmalı, programın ilkelerine bilinçle inanılmalıdır.
Olmayacak hedeflerin niyet mektubuna yazılmasının başka bir nedenini bulmak zordur. Dört aydır, birçok konuda sonuç alınamamasının ve başarısızlığın temel nedeni aynıdır: İşi bilmemek ve kararsızlık!