İstifalar ne getirir?

Şubat başından düne kadar, 8 milletvekili CHP'den, 6 milletvekili AKP'den istifa etti.

Şubat başından düne kadar, 8 milletvekili CHP'den, 6 milletvekili AKP'den istifa etti. AKP'den Erkan Mumcu başı çekti, peşinden Süleyman Sarıbaş, Mehmet Eraslan, Mehmet Erdemir, Mehmet Sait Armağan, Miraç Akdoğan geldi. CHP'den ayrılanlar ise, Muharrem Doğan, Muharrem Eskiyapan, Turhan Tüysüz, Ahmet Güryüz Ketenci, Ersoy Bulut, Hakkı Akalın, Mustafa Sayar, Züheyir Amber.
CHP'den ayrılan iki milletvekili (Muharrem Eskiyapan ve Turhan Tüysüz) bağımsızlıklarını koruyorlar. Mehmet Eraslan DYP'ye katıldı. Akdoğan, Armağan, Doğan, Erdemir, Mumcu, Sarıbaş ANAP'lı oldular, Akalın, Amber,
Bulut, Ketenci, Sayar da SHP rozetini bugün takacaklarını istifalarını duyurdukları basın toplantısında açıkladılar.
3 Kasım seçimlerinde AKP 363, CHP 178, bağımsızlar da dokuz milletvekilliği kazanmıştı. Bugün ise, CHP ve AKP'nin dışında, henüz grup kuramasalar da dört parti (ANAP, DYP, HYP ve SHP) daha Meclis'te temsil edilmektedir.
Partilerinden ayrılanların hepsinin ayrılma nedenleri, ağızlarından duyduğumuza göre parti içi demokrasi ve lider sultasıdır! CHP ve AKP'de hukukun işlemediğini, kararların örgütte ve meclis grubunda tartışılmadan ve hatta haber verilmeden alındığını, tek adam hâkimiyeti olduğunu bilmeyen yok; istifa eden milletvekilleri, seçmenlerine yeni bir şey söylemiş değiller.
Milletvekilleri aday oldukları günlerde de bu partilerde parti içi demokrasi yoktu; AKP'den ayrılanlar yeniliği, liderin nasıl davranacağını bilemediklerini söyleyebilirler, ama CHP'liler, parti içi hukukun çalışmadığı gerçeğiyle, herhalde son aylarda karşılaştıklarını söyleyemezler; onlar aday olduklarında da partilerinde hukuksal mücadele olanağının bulunmadığını görmüş olmalıydılar!
Partilerinden ayrılanlar, milletvekili oldukları günlerde AKP ve CHP'de demokrasi ve katılım vardı, sonradan bunlar başımıza geldi diyemeyecekleri gibi, bu partilerde kalanların tamamına yakını, bulundukları partinin kurullarında tüzüğün uygulanmadığını; liderin her istediğinin kural sayıldığını, ayrıca tüzüğün de demokrasiye aykırı olduğunu bilmektedirler.
Hiç şüpheniz olmasın, bugün partilerinin rozetini taşıyanlardan bazıları, yarın partilerinden ayrılırken herkesin bildiğini tekrarlayacaklardır.
Partiden istifanın her insan için değişen doygunluk sınırı, düzeyi vardır; bazıları ilk günlerde isyan eder, bazıları iki buçuk yıl bakanlık yaptıktan sonra, bazıları temsil ettiği çevredeki örgütte sıfırlandıktan sonra...
Partilerinden istifa edenlerin gittikleri partide ne bulduklarını söylememiş olmaları da ikinci ortak yanlarıdır. Son iki ayda partilerini bırakıp yeni bir partiye kaydolan 12 milletvekili, yeni partilerini tercih nedenlerini, o partilerde ne yapıldığını ve kendilerinin ne yapacaklarını söylememişlerdir. Herkesin bildiği eski partilerinde demokrasi olmadığı gerçeğini söylüyorlar da, işin bilmediğimiz kısmını, yeni gittikleri partinin özelliklerini ve felsefesini, bu partilere yapacakları katkıyı söylemiyorlar!
Düne kadar açıklanan istifaların siyasal bir sonucu olur mu? Asıl soru budur.
Bu katılımlar sonrası ANAP ve SHP'nin Hazine'den kaynak alabileceğini biliyoruz, ama seçmenin oyunu almaları çok zordur ve şüphelidir! Siyasal hayatımızdaki örnekler göstermiş ve öğretmiştir ki seçmen, beş ya da
50 milletvekilinin istifasına bakmaz, o partinin ne söylediğine, ne yapabileceğine bakar.