Kamu reformu ve partilerimiz

Gazetemiz, kamu yönetim reformunun tartışmalarına yer ayırmayı sürdürüyor, çok da iyi yapıyor.

Gazetemiz, kamu yönetim reformunun tartışmalarına yer ayırmayı sürdürüyor, çok da iyi yapıyor. Dün de, Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖDP) Genel Başkanı Hayri Kozanoğlu'nun, 'Kamu Yönetim Temel Kanunu Taslağı'nı (Taslak) değerlendiren yazısı yayımlandı.
ÖDP, son seçimlerde, toplam geçerli oyun binde 3.4'ü olan 106 bin oy almıştır. Bu partiyi aldığı oyla değil, toplum gözündeki yerine göre değerlendirmeliyiz. ÖDP, kendini 'sol' olarak tanımlayan, bilinen, siyasal tartışmalarda hatırlanan bir partidir. Bu nedenle, Taslak konusunda söylediklerini okuyup geçemedim.
ÖDP Başkanı'na göre, kamu hizmetleri "sermayeye açılmakta, yurttaş müşteri durumuna itilmekte"; kamunun, herhalde merkezi idareyi kastediyor, "yerel hizmetlerdeki yükümlülüğünden kurtulması hedeflenmektedir". Hizmetlerin, ihtiyacın oluştuğu yerde kararlaştırılıp, yönetilmesini ÖDP, "Sosyal hakların yok edilmesinin yanı sıra", "demokratikleşme sürecine de zarar vereceği" görüşüyle eleştirmektedir.
Kozanoğlu, "Kamu mülkiyetindeki arazilerin yerel yönetimlere devrinin kolaylaştıracağını" düşündüğü Taslağın, kamu varlığının "sermayeye transferini kaçınılmaz hale" getireceğini iddia etmektedir.
ÖDP, Taslağın, "Uluslararası ve yerel sermayenin ihtiyaçlarına uygun politikaları, katılım, şeffaflık, demokratikleşme gibi kavramların arkasına sığınarak" sunduğunu, "toplumda bir yanılsama" yaratıldığı kanısındadır.
Kozanoğlu'nun yazısında bunlara benzer birçok öngörü vardır. Bu görüşler ÖDP'nin dar bir kalıp içinde düşündüğünü göstermektedir; ancak bu kalıba 'sol' denmesi zordur!
ÖDP'nin yazıya yansımış tek önerisi şudur: "Yerel yönetimlerin gelirleri büyük ölçüde merkezi bütçeden karşılanmalı, harcamada tüm yurttaşlar ve (...) sivil toplum kuruluşlarının inisiyatif sahibi olduğu bir model uygulanmalıdır".
Açıkçası vergileri merkezi idare toplamalı, bu paranın bir kısmı yerel yönetimlere göndermeli, yerel yönetimlere gelen para, yurttaşlar ve sivil toplum kuruluşlarının inisiyatifiyle kullanmalıdır.
Zaten aranan, kıt kaynağın kimin kararıyla harcanacağı değil mi? Taslağın getirdiği, merkezden gelen veya yerel yönetimin topladığı paranın yerel meclislerin kararıyla harcanmasıdır.
Yerel yönetimlerde yapılması düşünülen reform tartışmaları, ÖDP ve diğer, kendini 'sol' olarak tanımlayan bütün partiler için, bulunmaz bir fırsat yaratmıştır: Bu asırda 'sol'un ne olduğu, nasıl anlaşılması gerektiği, neyin sol olmadığı, yerel yönetimler çevresinde, doğru ve halkın da anlayabileceği biçimde söylenebilir.
Yerel yönetimlerin tanımı, iktidarın paylaşılması, yönetim organlarının seçimi, kaynak yaratma, kaynak kullanma, halkın yönetime katılması, halkın, seçimden seçime oy vermek yerine, yöneticileri sürekli izlemesi, kararlara katılması, (...) gibi konular üzerine düşüncelerini açıklayarak, siyasal partiler durdukları yeri tanıyıp, tanıtabilirler. Taslak, siyasal partilerin halka kendilerini anlatmalarına, hatta gerekiyorsa yeni alan açmalarına olanak tanıyan pek çok malzemeyi kapsamaktadır.
Bu fırsattan yararlanmak için siyasal partilerimiz önce, kamu reform anlayışlarını ve halkın ihtiyaçlarını düşünüp, yerlerini belirlemelidirler. Sonrasında, partilerimizin Taslak üzerine söyleyeceklerini; halkın da partilerin adreslerini bulmaları kolay olacaktır!