Kanunların tanıtımı

Uyum yasalarının gerçekten yürürlüğe girmesi için memurlar ve halka yönelik bir eğitim programı geliştirmek gerekli.

3 Kasım'da oluşan TBMM'de oturumu yöneten başkanlar, geçen haftanın sonuna kadar, 132 yasa teklifi veya tasarı görüşmesini, '... kanunlaşmıştır' diyerek bitirmiştir. Kanunlaşıp, yayımlanmak üzere Çankaya'ya gönderilen 132 kanundan bazıları Cumhurbaşkanı'nca Meclis'e 'iade edilmiş', bunlardan pek çoğu ikinci kez görüşülerek 'aynen' Köşk'e geri gönderilmiş ve kanunlaşmıştır. Yani bazı kanunlar, Meclis'te iki kez görüşülmüş ve 'kanunlaşmıştır'!
Uluslararası anlaşmaların 'onaylanmasının uygun bulunmasına dair' olanların ve iki kez görüşülenlerin dışındaki kanunların sayısı 57'dir. Bunların içinde bütçe gibi geniş hacimliler de, mevcut bir kanuna yalnız bir madde ekleyen kanunlar da vardır.
Bu dönemde çıkan kanunların, konularına göre sayıları şöyledir: Anayasa iki, devlet organizasyonu ve memurlar 19, ekonomi ve mali işler 14, çalışma iki, yargı 12, diğer konular altı. Bunlara 'uyum yasası' denilen iki yasayı daha eklemeliyiz.
Sekiz ayda yürürlüğe giren kanunlardan, bakanlık sayısını azaltan, devlet personel kadrolarını artıran, devlet işlerindeki bazı yöntemleri değiştiren kanunların, toplumun bütün kesimlerince bilinmesi gerekli olmayabilir. Hatta, vergi kanunlarındaki değişikliklerin bazıları da sade yurttaşları ilgilendirmeyebilir; bunları yürürlüğe girdiği günlerde bilmesi gerekenlerin sayısı çok değildir.
Fakat bu dönemde devlet örgütünün büyük bir kısmının işlemlerini düzenleyen, toplumun geniş bir kesimini ilgilendiren kanunlar da çıkmıştır.
İş Kanunu, Tüketicinin Korunması Kanunu, Yabancı Yatırımlar Kanunu, uyum yasaları gibi yasalar yurttaşların günlük hayatını düzenlemektedir.
Sadece, Altıncı Uyum Kanunu'nda, yürürlükteki 16 yasada değişiklik yapılmıştır.
İlk beş uyum paketindekiler de düşünülürse, sadece uyum yasalarıyla, adeta 'yeni bir mevzuat' ortaya çıkmış bulunmaktadır.
'Kanun çıkıyor ama uygulama değişmiyor' yakınmaları ve yorumlarını son aylarda sık sık duymaktayız. Gerçekten, birçok devlet işlemi yasalarla sadeleştirilmiş, ancak uygulama değişmemiştir.
Örneğin derneklerle idarenin ilişkilerinde hiçbir değişiklik yoktur. Çünkü kuralı uygulayan, işlemi yapan kaymakamlıktaki ya da Emniyet'teki bir memurdur.
Derneklerden istenen bürokratik kayıtlar, verilmesi gerekli belgeler üç yıl önce neyse, bugün de aynıdır. Kanunlara göre çıkarılmış yönetmelikler değişmemiştir.
Yasalar değiştirdikleri maddeyle birlikte, sonuçta, başka kural ve işlemleri de değiştirirler. Yeni yasayı uygulayacaklar, Resmi Gazete'yi takip edebilecek, takip etse de, yeni yasayı okuyunca nelerin değişeceğini takdir edecek durum ve yetkide değildir.
Bir yasanın uygulanması için, yasa maddelerinin çıkarılması yetmez. O maddelerin neleri değiştirdiğini bilerek yeni yönetmelikler, el kitapları hazırlanmalı, yaygınlaştırılmalıdır. Yeni işlem ve süreçlerin kâğıt üzerine yazılması da uygulamanın yenilenmesini sağlamaz.
Özellikle, uyum yasalarının gerçekten yürürlüğe girmesi, memurlar ve halk için, genel bir eğitim programının hızla uygulamaya konulmasıyla sağlanabilir.
Bu yapılmazsa, bir polis karakolunda bildik işlemlerle uğraşacağımız gibi, eski yasalara göre verilmiş yargı kararlarıyla bile karşılaşabiliriz.