Karar organı 'tayin' edilirse...

Geçen hafta, ülkemizde partilerin nasıl yönetildiğini açık biçimde görteren bir örnek yaşadık.

Geçen hafta, ülkemizde partilerin nasıl yönetildiğini açık biçimde görteren bir örnek yaşadık. AKP'nin en üst karar organı olan Merkez Yürütme Kurulu'ndan (MYK) iki üye çıkarıldı, basın olayı bir haberle yansıttı, üzerinde durmadı; halkımız da işlemi yadırgadığını belli etmedi.
Arkadaşımız Nazif İflazoğlu'nun 'AKP'de ilk neşter Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından vuruldu' diye başlayan haberinde, Genel Başkan Yardımcıları
Murat Mercan'ın ve Halil Ürün'ün görevlerinden ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeliğinden alındığı bildiriliyordu. (12 Nisan, Radikal)
Değişiklik, AKP internet sayfasında şu cümleyle verildi: "AKP Merkez Yürütme Kurulu'nda Genel Başkanlık tarafından yapılan değişiklikler 11.04.2005 tarihinden itibaren yürürlüğe konulmuştur." Notun devamında, görevden alınanların adlarına yer verilmeden, 'Yeni görev dağılımı' ile genel başkan yardımcılıklarına 'getirilenlerin' adları yazılmıştı.
Bu olay, siyasal partilerimizde -en yükseği dahil- kurulların, karar organı sayılamayacağını; onların genel başkanın kararlarını yürüten kişilerin oluşturduğu takımdan ibaret olduklarını gösterdi.
İşlem, genel başkana aşırı ölçüde yetki veren AKP tüzüğüne de aykırıydı, tüzüğe uygun görülse de, demokratik değildi.
Tüzüğün ne dediğine bakalım: AKP tüzüğünün 79'uncu maddesine göre, "MYK üyeleri, Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) tarafından kendi üyeleri arasından gizli oyla seçilir". Bu madde, istifa eden MYK üyeleri yerine yeni üyenin, ilk seçici kurul olan MKYK tarafından seçilmesini gerektirse de, arkasından gelen cümle kuralı belirsizleştirmiştir: "MYK üyeleri, genel başkanın talebi üzerine MKYK kararı ile kısmen veya tamamen değiştirilebilir. Değiştirilmesi istenen kurul üyesinin istifa etmemesi halinde MKYK'da güven oylaması yapılır. Güvensizlik için kurul üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir. İstifa eden veya düşürülen üye yerine, yeni üye seçimi yapılır."
Tüzüğünde böyle bir madde bulunan her partide, genel başkanın 'talebi' üzerine her üye istifa eder; çünkü bilir ki istifa yazısını vermezse 'düşürülecektir'. Olayımızda bütün MYK üyelerinin istifalarının
önceden alınmış olduğu anlaşılıyor.
Özetlersem, istifa etmek veya görevden almak pek açık yazılmasa da AKP tüzüğü genel başkana, biçimsel koşullara uyarak MYK'yı değiştirme yetkisi vermektedir. Biçimsel koşul, görevden alınanların ve yeni üyelerin MKYK'da oylanmış gibi görünmesidir. İnternet sayfasındaki bildiride, son olay, 'Genel başkanlık tarafından yapılan değişiklikler' olarak tanımlandığına göre, iki MYK üyesi MKYK kararı olmadan görevden alınmış ve yerlerine yenileri seçim yapılmadan 'getirilmiştir'. Basit, biçimsel bir koşula bile uymaya genel başkanın zamanı ve anlayışı yetmemiştir.
Genel başkan, oyla veya kendi kararıyla istediğini yapabildiğine göre, 'Biçimsel kurallara uymaya ne gerek var?' diye soranlar, giderek parti içi işlemlerde hukuk aranmasının gereksizliği sonucuna varırlar, ki böyleleri galiba günümüzde çoğunluktadır.
Genel başkana demokrasi dışı birçok yetki veren tüzüğe bile uyulmayan ve uyulmaması toplumca mesele yapılmayan yerde, parti içi demokrasi aranır mı?