Karmaşanın nedeni nedir?

Meselemiz terör, güvenlik, ABD... değildir; demokrasimizi tek adam yönetimine dönüştürme isteği meselesidir.

Genç insanlar şehit oluyor; anaları ağıt yakıyor, halkımız, hepimiz acı çekiyoruz; ülkemiz tabii olmayan olaylar içinde yaşıyor!.

Siyaset adamı, bürokrat, asker sivil, herkes çare arıyor.

Önce nedenini anlamaya çalışıyor, olaylara, yapanlara, karşı çıkanlara, canlı bombalara,, uçaklara; Başbakanı dinliyor, ABD’ye anlamaya çalışıyor, polisin askerin ne yaptığına izliyor; üzüntü, merak, çaresizlik içindeyiz…

Bundan öncekilerden hatırladıklarımızla karşılaştırıp, sonuçlar çıkarıyor, görüş oluşturuyoruz.

Doğru tavır, doğru sonuca varmak için, gerçekleri dinlemeliyiz; gerçeklerden yola çıkarak doğru sonuçlara ulaşabiliriz.

Önce bir büyük gerçeği hatırlayalım: Gerçek tektir.

Birden fazla gerçek olmaz; unutmayalım iki kere iki dörttür; su ısınınca buharlaşır, ölümsüz yaşam yoktur!

Anladıklarımız, söylediklerimiz arasında fark varsa; dayandığımız da, sonuçlarımız da farklı olacaktır. Çok çeşitli sonuçlar varsa, çeşitli şeyler söyleniyorsa, bilinenler arasındaki farklılıktan kaynaklanmaktadır.

Farklılıklar, değişik önermeleri gerçek sandığımızdandır. Oysa gerçek tekdir!

Yaşadıklarımızı birden fazla gerçeği doğru sanarak yorumladığımızdan sıkıntı ve karmaşa içindeyiz. Bugünkü hazin, üzücü ve yıkıcı karmaşanın nedenini yaratan gerçeği bulup söylemeliyiz ki işe yarasın.

Bu günlerde çok söylenen, “gerçeklerden” bazılarını hatırlayalım:

Birileri (ABD, yabancılar, Kürtler, PKK, HDP, İran, …) Türkiye’de kaos çıkarmak istiyor; ABD Türkiye’ye istediklerini kabul ettirmek için Kürt kartını açtı; PKK varlığını korumak için, veya Türkiye’de demokrasiye karşı olduğu için, veya Türkiye’yi bölmek için ateş kesi bitirdi; HDP desteklediği, veya güç aldığı PKK’ya karşı çıkmadığı için terör sürüyor; Hükümet üç ayaklı saldırıya karşı eş zamanlı operasyon başlattı;  ülkenin huzur, barış ve istikrarı hedef alındığı için terör başladı; 78 milyonu kardeşlik bağları içerisinde birbirine kenetlenmiş bir Türkiye'yi imar etme mücadelesi başladı; Türkiye'nin kamu düzenine karşı çıkıldı; Türkiye'nin uluslararası itibarı yıkılmak isteniyor…

Karmaşanın nedeni olarak daha çok görüş söylenmektedir, söylenenlere daha çok ekler de yapılacaktır.

Bu nedenlerin özneleri son aylarda doğmamış, ortaya çıkmamıştır; eskiden beri var olan kurumlardır, kişilerdir ve nedenlerdir. Oysa biz bugünün nedenini bulmak durumundayız:

Niçin 8 Haziran sonrasında, özellikle Temmuz başında başladı terör, belirsizlik, karmaşa?

Bundan önce yazmıştım, benim “gerçek” bildiğim neden şudur:

Sayın Erdoğan’ın 9 Haziran sonrasında oluşmuş, siyasal hayatı yeniden düzenleme planı vardır; bu plan uygulamaya çalışıldığı için, çelişkiler ve karmaşa yaşıyoruz.

Sayın Erdoğan’ın veya planının ilk hedefi, Ak Parti’nin iktidarı tek başına kazanacağı bir seçim yapılmasıdır.

Ak Parti’nin iktidara geçmesinin önündeki ilk engel, HDP’dir; o halde seçimlerde HDP’nin barajı geçememesine çalışılmalıdır. Planda bizim bilmediğimiz daha bir çok madde herhalde vardır!

Şimdilik ortaya çıkan ve varılmaya çalışılan hedef; HDP’nin Kürt oyları dışındaki kesimlerden aldığı oyun düşeceği bir siyasal ortamın yaratılmasıdır.

Söz buraya gelmişken, Sayın Erdoğan’ın, Çözüm Sürecinin Kamuoyuna açıklandığı, 2013 Ocak ayından bugüne kadar, ülkenin demokratikleşmesi ve eşit yurttaşlığın sağlanması için olumlu bir ilerlemeye izin vermediğini okuyucularıma hatırlatmak isterim. Etrafındaki siyaset adamları ve bürokratların çalışarak getirdikleri önerilerin hepsi Sayın Erdoğan’ca içleri boşaltılmış veya reddedilmiştir.

HDP’nin suçlanmasının nedenlerinden biri de, karmaşa halindeki siyasal havanın, demokratik genişlemeyle ilgili genel isteklere karşı çıkılmasına imkan vermesidir. “Türkiye’yi dış mihrakların isteğiyle karmaşaya taşıyan bir partiyle uğraşılırken” basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, yargı reformu gibi öneriler öne geçebilir mi?

Asıl hedef demokrasinin konuşulmasını ve yaşamasını engellemektir.

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında, nasıl Kürt isyanları öne çıkarılarak 1920 Anayasası'ndaki yerinden yönetim sistemi kaldırılmış ise; 2015 yılında da, terör Örgütüne bağımlı bir partinin kamu düzeni ve güvenliğini tehdit ettiği ileri sürülerek, var olan demokratik haklar ortadan kaldırılmak istenmektedir.

Karşısında bulunduğumuz mesele, terör, Kandil, Öcalan, ABD, Irak, Suriye ve diğerleri değildir; Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının demokrasi meselesidir.

İçinde bulunduğumuz karmaşa, demokrasiden korkmayan bir yönetim olsa, Osman Baydemir’in söylediği gibi kırksekiz saatte değil, Oya Baydar’ın yazdığı gibi “bir saatte” biter! (t24, 1.Ağustos)

Sayın Başbakan’ın son günlerdeki konuşmalarında demokrasiden bahsetmesine önce gülüyorum, sonra sinirleniyorum. Gülüyorum yurttaşlarını bu sözlere inanacaklarını sandığı için; sinirleniyorum içinde bulunduğu durumu kabul ettiği için!

Bu karmaşanın nedeni, Sayın Erdoğan’ın ülkemizde yeni bir siyasal yapılanma planı içinde olmasıdır. Sayın Erdoğan tek adam yönetimine izin verecek bir anayasa hazırlama imkanı aramaktadır. Bu imkanı bulamadığı takdirde, şimdiye kadar olduğu gibi anayasa dışı oldu bittilerle tek adam yönetimini kurmak istemektedir. Samimi inancı, düşüncesi ve planı budur.

Karmaşanın doğru nedenini bilmeyen veya ona uygun tedbirini almayan başbakan, parti başkanları, parti yöneticileri ve milletvekilleri, doğru karar verip uygulayamamaktadırlar.  

Ülkemizin sıkıntısı budur, önce bunu bilmeliyiz, buna göre düşünmeliyiz!