Kartaltepe'nin sorumlusunu kim bulabilir?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na yerel yönetimin işine müdahale yetkisi verilmesinde her türlü ölçü kaçtı.

Ömer Erbil’i kutlayarak başlamalıyım yazıma. Dünkü, ‘Belediyeye rağmen 3 misli artış’ başlıklı haberi; bütünlüğü, halkın yaşamını ve geleceğini karartan konusu ve isteyenlerin incelemesini kolaylaştıracak ipuçlarıyla, imar planı değişikliği kurallarındaki yetki belirsizliğinin nerelere vardığını gösteren güzel bir haberin sahibidir Ömer Erbil.

Haberin konusu, Bakırköy merkeziyle Zeytinburnu arasında kurulu, Kartaltepe Mensucat Santral isimli, pamuklu dokuma ve boyama fabrikasıdır.

Ömer Erbil’in haberine göre, yıllar önce kapanan bu fabrikanın 74 bin metrekare olan arsasının nazım planı, 2003 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce ‘ticaret, park ve dinlenme alanı’ olarak onaylamış; bir yıl sonra uygulama planına, 30 metre yükseklik ve 2 inşaat emsali notu konulmuş.

Arsayı 2011 yılında, Ali Ağaoğlu satın almış ve plan değişikliği için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (ÇŞ Bakanlığı) ‘na başvurmuş; Bakanlık 23.08.2011 tarihli Kanun Hükmünde Kararname’nin verdiği yetkiyle yaptığı nazım plan değişikliğini İstanbul’a göndermiş.

Bu değişiklikle, arsa ticaret alanından konut alanına dönüştürülmüş, park ve dinlenme alanı tüm arsanın yarıdan fazlası iken üçte birine indirilmiş; 40 bin metrekareye çıkarılan konut alanına 4’e yakın inşaat emsali ve 70 metre yükseklik verilmiş. Haberde ayrıca, mimarlar odasının mahkemeye gideceği bildiriliyor.

Bu haberdeki öykünün benzerlerini okuyucularımız çok duyup dinlemişlerdir. Yenilik, ÇŞBakanlığına yasayla “imar planı” yapma yetkisi verilmiş olmasıdır.

Hatırlanacaktır, 2011 seçimlerinden sonra, bakanlıkların kuruluş kanunları değiştirildi; yerleşmiş kanun tekniğine, temel bürokrasi kuralına, devlet ahlakına aykırı birçok Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yürürlüğe konuldu. 6 ay içinde, üç kez değişen KHK’ler yayımlandı.
3 KHK’de ÇŞ Bakanlığı’yla ilgili görev tanımına ait fıkra vardır. Bununla da yetinilmemiş, sonra çıkan Afet Kanunu ve bir torba kanunda da görev maddesine ek ve atıf yapılmıştır.

Yedi KHK’yi değiştiren, 653 sayılı Ekonomi Bakanlığı’nın Teşkilat KHK’si ile ÇŞ Bakanlığı görev maddesine eklenen bir fıkra, “yetkili idarece üç ay içinde onaylanmayan etüt, … , nazım ve uygulama imar planlarını, parselasyon planlarını ve değişikliklerini, … yapmak, yaptırmak ve onaylamak, … resen yapı ruhsatı, … vermek” biçimindeydi.

Haberdeki olayda, ÇŞ Bakanlığı’nın dayandığı madde herhalde bu maddedir. Özet olarak buraya koyduğum maddenin tamamıyla; ülkenin her yerinde hemen hemen her arsaya etüt, harita, her tür ve ölçekteki çevre düzenleme, nazım ve uygulama imar planlarını, parselasyon planlarını ve değişikliklerini yapma veya yaptırma yetkisiyle birlikte, yapılan tesise her türlü ve resen yapı ruhsatı, yapı kullanma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatını vermek yetkisi ÇŞ Bakanlığı’na verilmiştir.

Okuyucularıma, özür dileyerek bir hususu hatırlatmak istiyorum: KHK’ler çıkarken, birçok kez, “muhalefet nerede” diye adeta, haykırdım. Yukarda sözünü ettiğim madde yürürlüğe girdiği zamanki yazımın başlığı “Ne yapılıyor? Sorumsuzluğu kim önleyecek?”, son cümlesi de “Muhalefet ve aydınlarımız da bu işlerle ilgilenmiyor!?” idi.

Meselenin özü yerinden yönetimdir. Bahsettiğim KHK’lerle, her işi yapabilme yetkisinin merkezde de bulunması sağlanmaya çalışıldı; böylece her işe merkez müdahale edebilecek, isterse el koyabilecekti. Ancak toplu konut ve afet işleri nedeniyle, ÇŞ Bakanlığı’nın yerel yönetime müdahale yetkisi ölçüsüz abartıldı.

Hiç şüpheniz olmasın, bakanlık koridorlarında her türlü maskaralık yapılmaktadır. ÇŞ Bakanlığı birçok yasa maddelerini ileri sürerek, asıl sorumlunun İstanbul Valiliği, Bakırköy ve Büyükşehir belediyelerine ait bir tarihteki rapor, karar ve plandan bahsederek bakanlığın sorumlu olmadığını ilan ederse şaşmayın.

Bürokrasimiz ve yargımız suçsuzu suçlu, suçluyu suçsuz ilan edecek yasa bulur!