Kaynak ve verimliliği artırmak

Hükümet sözcüsü Çiçek salı günü, Bakanlar Kurulu'nda "Özel Okullar Kanunu'nu kökten değiştiren bir tasarının imzaya açıldığını" açıkladı.

Hükümet sözcüsü Çiçek salı günü, Bakanlar Kurulu'nda "Özel Okullar Kanunu'nu kökten değiştiren bir tasarının imzaya açıldığını" açıkladı. Tasarının tam metni düne kadar Başbakanlık ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) internet sayfasına konulmamıştı. Şimdilik basında çıkan özet ile sınırlıyız.
1965 yılında yayımlanan ve tamamı 51 madde olan 'Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun (ÖÖK), 9 kanun ve 2 kanun hükmünde kararname ile bugüne kadar 35 maddesi değiştirilmişir.
Erdoğan hükümeti döneminde beş kez değişiklik yapılan kanunun bu kez, 'kökten değiştirilmesi' kararı verildiği anlaşılıyor. Bence, ÖÖK'yı 'kökten değiştirmek' yerine, özel eğitim yasasının 'yeniden tedvini' daha doğru olurdu.
Eğitim gibi kapsamı geniş alanlarda yasaların bakanlık odalarında hazırlanıp, kimsenin haberi olmadan Bakanlar Kurulu'na taşınması doğru sonuçlar vermeyeceğini henüz anlayamadık. Bu ve benzer genişlikteki konularda yasa tasarısı yazılmadan önce, durum, ihtiyaçlar ve düşünülen düzenlemelerin bir rapor biçiminde yayımlanıp tartışma açılması herhalde, toplumun Bakanlar Kurulu kararıyla karşı karşıya bırakılmasından daha doğru sonuçlar vereceği açıktır.
Dün MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Cemal Taşar'ı NTV'deki söyleşide dinledim. İlk soruya verdiği cevapta, tasarının bütününe bakılması gereğine işaret etti; söyleşinin bir yerinde de, 'Kanunun ruhunun ve özünün anlaşılmadığı için' bazı suallerin sorulduğunu söyledi. Haklıdır, ancak izleyicilerinin tasarıyı göremediklerini bilecek olan da kendisi değil mi? Okuyabilmemiz için tasarının bizim ulaşabildiğimiz bir yerde bulunması gerekir; metin olmadan ruh ve öz nasıl anlaşılır?
Kanunlarla bazı kurum ve işlemlerde kişilere vergi muafiyeti ve imtiyaz verilmesi hiçbir zaman doğru sonuç vermemiş, her zaman bunları kötüye kullananlar olmuştur. Vergi muafiyeti yerine aynı sonucu verecek mekanizmalar bulunmalıdır. İsmet Berkan'ın dünkü yazısında önerdiği gibi, vazgeçilen bu gelirleri MEB bütçesine eklemek mekanizmalardan biridir. Her muafiyet ve imtiyaz, fakir yurttaşın cebinden daha varlıklıya devredilen kaynaktır.
Eğitim sorununun iki özü vardır: Biri toplam varlığımızdan, eğitime ayrılan kaynağın bugüne göre daha artırılması; diğeriyse, eğitime harcanan kaynakların ve değerlerin verimli kullanılması.
Sayın Çiçek'in söylediklerinden, tasarının eğitime ayrılacak imkânları artıracağı anlaşılmıyor. Yazılanlar; özel okullara bugün yapılan kaynak aktarımlarından bir kısmının devletçe üstlenileceğinin öngörüldüğünü gösteriyor. Çıkarılacak yeni kanunda devlet bütçesinden, öğrenci velilerinin cebinden, varlıklıların olanaklarından eğitime aktaracakları parayı (değeri) azamileştirmek için mekanizmalar ve bunların gelişmesini sağlayacak düzenlemeler bulunmalıdır.
Özel okullarda kullanılacak kaynak, düşünülen düzenlemeyle artmayacak, sadece oluşmasına devletin katkısı artacak ve özel okula akış kanalı değişecektir. Çiçek'in söyledikleri yasalaşırsa, kaynak sahibinin ve kanalının değişmesi sonuçta fakirin yararına değil, varlıklının yararına olacaktır.
Tasarıda, eğitime ayrılan kaynakların verimli kullanılmasını sağlayacak bir düzenleme de görülmüyor.
Bu önemli konuya, tasarı metnini görünce döneceğiz.