Kırca'nın siyaseti

Bir zamanlar, milletvekili adayı olabilmek için, önseçimlerde örgütün oyunu kazanmak gerekirdi. İstanbul'da 1960 sonrasında yaygın âdet, ilçelerde yapılan toplantılarda aday adaylarının sıygaya çekilmesiydi.

Bir zamanlar, milletvekili adayı olabilmek için, önseçimlerde örgütün oyunu kazanmak gerekirdi. İstanbul'da 1960 sonrasında yaygın âdet, ilçelerde yapılan toplantılarda aday adaylarının sıygaya çekilmesiydi. Vefat ettiği gün Coşkun Kırca'nın, 1965 seçimleri öncesinde Kadıköy'deki toplantılardan birinde tutumunu ve söylediklerini hatırladım. Önseçim havasına girmiş partililer, özellikle gençler, eleştirilerini sakınmadan dile getirdiler; Coşkun bey, bir saate yakın dinledi, notlar aldı; konuşmaların sonu geldiğinde ayağa kalktı, hafif yarım dönerek, sinirlendiğini gizlemeyen tavırla; "Ben size taviz vermem, aklınızı başınıza alın, bu partinin temel politikaları vardır, sizden oy dilenmiyorum, ister verin, ister vermeyin" mealinde verip veriştirdi!
Etkileyici cümlelerle sanırım bir saate yakın konuşmuştu, çok alkışlandı, Coşkun bey memnundu, gençler heyecanlandı, çıktığında gençler bir süre birlikte yürüdüler. Sonuçta önseçimi Kadıköy'de de kazandı.
O, ispenç horozu tavrını her yerde, her zaman sürdürdü.
Coşkun beyi 1961 Kurucu Meclis çalışmaları içinde tanıdım. Yeni anayasanın hazırlanmasında, temel konularda açık tercihleri vardı. DP örneğinin bir kez daha yaşanmaması için, anayasanın ayrıntılı olması görüşündeydi. Sonuçta 1961 Anayasası'nda kurumlar ve mekanizmalar ayrıntılı sayılabilecek biçimde tanımlandı.
1961 seçimlerinden sonra, yeni anayasaya göre çıkarılması gereken kanun tasarılarının hazırlanmasında, komisyonda ve savunulmasında 'katkısı vardır' demek yetmez; onun bilgisi, çalışkanlığı ve cesareti olmasaydı, Anayasa Mahkemesi Kanunu, Sendikalar Kanunu, Grev ve Toplusözleşme Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu gibi birçok kanun çıkarılamaz veya eksiklerle çıkardı. Şu kadarını söyleyeyim, bugünkü Meclis'te, iktidarın Coşkun Kırca'sı olsaydı, AB uyum yasalarında iki yıl içinde aynı madde üç kez değiştirilmezdi.
1965 sonrasında, CHP'de başlayan siyasal değişim mücadelesinde bekleneceği gibi, Kırca tarafını açık belirtti. Mücadele, 'ortanın solu'nun ne anlama geldiğinin tartışılmasıyla başladı ve ilk aylardan başlayarak siyasal boyut kazandı.
1966'nın ekim ayında toplanan kurultayda, taraflar parti meclisinde hemen hemen eşit sayılarda yer aldılar. Parti meclisinin ilk toplantısında Turhan Feyzioğlu ve yedi arkadaşı bildiriye, 'CHP sosyalist değildir' ibaresinin konulmasını önerdiler. Öneri kabul edilmedi.
Milletvekilleri Fehmi Alpaslan, Turhan Feyzioğlu, Coşkun Kırca, Süreyya Koç, Ferit Melen, Orhan Öztrak, Emin Paksüt, Turhan Şahin'den oluşan bu grup bir süre '8'ler' diye anıldı.
Bu olayla birlikte, genel merkeze hâkim Ecevit'in liderliğindeki gruba karşı açık mücadele başlamış oldu. 1967 Nisanı'nda toplanan olağanüstü kurultayda tüzük değiştirilerek, Meclis grubu denetim altına alındı; Feyzioğlu ve içlerinde Kırca'nın da bulunduğu 47 milletvekili partiden ayrıldı. Kırca, 1969 seçimlerinden sonra iç politikadan ayrılıp, diplomasiye geçti; 1991 seçimlerinde Meclis'e döndü, koşullar ve yeni partisinin lideri nedeniyle, iç politikada eskisi gibi etkin olamadı.
CHP'nin içinde 1965 ile 1980 arasındaki gelişmeler ve sonuçları, günümüz olaylarının açıklanmasında başlıca kaynaktır. Kırca'nın, 1960-67 dönemi iç politikasında etkileri üzerinde çalışanlar, hem çok renkli bir kişiliği incelemiş, hem de çok öğretici olayları ortaya koymuş olacaklardır.