Kulelerin altında kalmayalım

Kulelerin Levent'te yapılmasını, belediyenin Dubai grubuyla imzalandığı ilan edilen sözleşmenin yürürlüğe konulmasını, Topbaş'ın girişimci firmanın yöneticisiyle birlikte çıktığı basın toplantısının biçimini ve...

Kulelerin Levent'te yapılmasını, belediyenin Dubai grubuyla imzalandığı ilan edilen sözleşmenin yürürlüğe konulmasını, Topbaş'ın girişimci firmanın yöneticisiyle birlikte çıktığı basın toplantısının biçimini ve özünü doğru bulmuyorum; konuyla ilgili daha birçok karar ve olaya karşıyım.
Benim karşı olmamın nedenlerinin büyük kısmı, birçok düşünür ve yazarımızın sözleriyle yayımlandı. (Radikal, 26 Ekim)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin eski başkanları Nurettin Sözen ve Ali Müfit Gürtuna, kentin bu yapıyı taşıyamayacağını, ya da bedelinin çok üstünde büyük yatırım gerektireceğini söylediler. Pek çok meslek kuruluşu da yapının ve yerin sakıncalarını anlattılar: Sözleşme niçin yayımlanmıyor?
Sakıncaları tekrarlamadan, bu tartışmalar sırasında gördüklerimden ve okuduklarımdan çıkardığım bir tahminimi yazmak istiyorum: Bu iki kule, sonuçta söylenen yere dikilemeyecektir. Çünkü, dikilmemelidir!
Bu tahminin başlıca iki dayanağı var: Birincisi bugün karşı çıkan kişi ve kurumlar, sonuna kadar mücadelelerine devam edeceklerdir. İkincisi de Başbakan, yanlışları anlatacak sorumluları dinleyerek projeden vazgeçecektir.
Kulelere karşı çıkan meslek odaları, politikacılar ve yazarlar haklı ve doğru gerekçelere dayanmaktadırlar. Bu gerçekler her gün daha geniş halk kesimlerine ulaşacak, mücadeleye katılanlar artacaktır. Bugün tartışmaya katılmayanlar da, yakın bir gelecekte karşı olanların yanına geleceklerdir.
İstanbul aydınları, Gökkafes ve Park Otel projelerinden galip çıkamamışlardır. Bugün olduğu gibi Gökkafes'te de zamanın başbakanı projeye angajeydi; işi arsanın bağlı olduğu belediyeyi değiştirmeye kadar götürmüştü. Arsa, sınır değişikliğiyle, Beyoğlu Belediyesi'nden Şişli Belediyesi'ne alınmıştı. Sonuçta yapı bitirildi. Ben bu binaya, kıramayacağım bir dostumun yaş günü dışında, bir kez bile gitmedim; halkın sevgisinden yoksun bu binayı, birçok arkadaşım gibi görmemeye çalışıyorum.
Park Otel'de, çevresel ve tarihi değerler yok sayılarak yapılan projeyi belediye onayladı, betonarme karkas yükseldi, sonra gelen Belediye Başkanı Sözen bazı katları yıktı; beton yığını, 10 yılı aşan zamandır yanlış imar kararlarının ne kadar kötü olabileceğinin kanıtı olarak duruyor.
İstanbul'u sevenler, başarısız oldukları bu iki örnekten çok şey öğrenmişlerdir ve hukuk o günlere göre gelişmiştir.
Bu düşüncelerle, Dubai kuleleriyle mücadele güçlenerek süreceğine, değişik engelleme yolları bulunacağına, yargı ve bürokratların konuya eskiye göre daha sorumlu yaklaşıp davranacaklarına inanıyorum.
Dubai kulelerinin Başbakan'ın projesi olduğu anlaşılıyor. Onun ne olup biteceğini incelemeden karar verip, Başkan Tobbaş'a talimat verdiğini sanıyorum. Belediye Başkanı basın toplantısında, Dubaililerle anlaşmayı kerhen imzaladığını gösteren sözler söyledi, masanın kenarında inandığı projeyi savunan bir kişi görünüşüyle oturmuyordu.
Parti içinde konunun nasıl gelişeceğini bilmiyoruz; İstanbul Belediyesi'nde Topbaş'tan daha güçlü kişilerin bulunduğu söylenmektedir. Bu karmaşada iş ilerlese de, Dubai kulelerinin yanlışlığını bilenlerin, Başbakan'ı ikna edeceğine güveniyorum!
Kuleler dikilirse ne olur? İstanbul'da yaşayanlar ve sorumlular kulelerin altında kalır.