Kürtlerin istekleri

Kürt sorununda, soyut değerlendirmelerin ve iddiaların yerini somut görüş ve istekler almaya başladı.

Kürt sorununda, soyut değerlendirmelerin ve iddiaların yerini somut görüş ve istekler almaya başladı. Hafta başında yayımlanan iki söyleşi, somut isteklerin sorunun anlaşılmasına yardımcı olacağını da gösterdi.
Radikal'de Neşe Düzel'in bu haftaki konuğu Hakkâri Belediye Başkanı Hakkı Tekçe'ydi. Demokratik Toplum Partisi (DTP) eşbaşkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk ile Derya Sazak'ın yaptığı söyleşi de Milliyet'te yayımlandı (28 Kasım).
Ülkemizde yaşayan Kürtlerin yüzde 70'inden fazlasının görüşünü yansıttığını sandığım bu üç siyasetçinin söylediklerine önem verilmelidir.
DTP'nin iki yöneticisi ve bir belediye başkanı; gözlemleri ve tanılarını anlatırlarken, soruna yaklaşımlarını ve isteklerini de söylemişler. Konuşmanın içinden ayırıp, genelden özele doğru 'taleplerini' kendi kelimeleriyle sıraladım. Bunların bana göre önemlilerini sizlere sunuyorum:
a) Bu kanı durdurmalıyız. Bütün Kürtlerin, 'şiddet uyguluyormuş ve bölücüymüş' gibi algılaması yanlış.
b) Üniter yapıyı reddetmiyoruz.
Ayrılık düşüncesi yok.
c) Kürt sorununda inkârcı, baskıcı yaklaşımlar da, isyanlar da ve şiddet de çözüm olmuyor.
d) 25 milyon insanın dilini, kültürünü yok sayarsanız en büyük ayrımcılığı yapmış olursunuz.
e) Silahları bıraktılar sonra ne olacak. Zemini var mı?
f) Bu halk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını içine sindirmiş.
Ama sahip olması gereken haklardan yoksun bırakılmış.
g) Hükümet ne yapmak istiyor, devlet nasıl bakıyor, bunlar açığa çıkmalı.
h) Özgür koşullarda ve katılımcı bir tarzda yapılacak yeni anayasa Kürt halkının varlığını, ulusal demokratik haklarını, ata topraklarında esenlik içinde yaşamasını garanti altına almalıdır. Anayasa'nın 3. maddesi mutlaka değiştirilmeli.
i) Tam ve eksiksiz bir düşünce, ifade ve örgütlenme ortamı oluşmalı, yasal güvenceye kavuşmalıdır.
j) Kürtçenin eğitim dili olması gerekli.
k) Kürtçe radyo-televizyon yayını alanında bütün sınırlandırmalar kaldırılmalı.
l) Öcalan'ın serbest bırakılmasını hiçbirimiz düşünmüyoruz. İmralı'daki Öcalan adi suçlu değil, bir tecrit
mantığıyla orada tuttuğunuz zaman sorunu çözemezsiniz.
Önce, '25 milyon' sayısına değineyim; iki itirazım var: 1) Sorunların önemini ilgililerin sayısı belirlemez; 2) Doğrusunu bilen yok ama, bu sayının ciddiyetle araştırıldığında varılacak sonucun 15 milyonu geçeceğini sanmıyorum.
Ancak isteklerin bu biçimde söylenmesi önemli bir aşamadır; hiç değilse tartışacağımız konuların ne olduğunu biliyoruz. Asıl önemli istek, 'Özgür koşullarda ve katılımcı bir tarzda yapılacak yeni anayasa'dır.
DTP, hepsi için ayrı ayrı proje oluşturmalı, özellikle Anayasa değişimi isteklerinin içini doldurmalı; düşündükleri anayasanın temel ilkelerini ve kurumlarını belirlemelidir.
DTP'liler, hazırlama çalışmalarında projelerini daha iyi tanıyacaklar, 'yapılabilirliklerini' görüp ölçebileceklerdir. Projeler açıklandığında da hepimiz neyin nasıl yapılmak istendiğini anlayacağız!