Mali Plan ve muhalefet

Gazetemizin dünkü manşetini tekrarlayarak yazıma başlıyorum: Avrupa Üniversiteler Birliği'ne göre sınıfta kaldık. Üniversitelerin kalite notu: 5 üzerinden 2. Bu başlık, eski İTÜ Rektörü Gülsün Sağlamer'in bugün de süren dizisinden çıkarılmıştı.

Gazetemizin dünkü manşetini tekrarlayarak yazıma başlıyorum: Avrupa Üniversiteler Birliği'ne göre sınıfta kaldık. Üniversitelerin kalite notu: 5 üzerinden 2. Bu başlık, eski İTÜ Rektörü Gülsün Sağlamer'in bugün de süren dizisinden çıkarılmıştı. Kaliteyi yükseltmek için Sağlamer'in formülü hazır:
AB halen üniversitelerine gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 1.2'sini ayırıyor, biz ise 0.64'ünü! Gülsün hanım bu oranı nasıl hesapladı bilemiyorum, ama sözünün özeti üniversitelere daha çok para verilmesi gereğidir; doğru söylüyor, para yatırmadan gerçek gelişme olmaz.
Eğitimle ilgili bir başka liste de Erzurum'da yayımlandı. Abant Platformu'nun 'Eğitimde Yeni Arayışlar' başlıklı tartışma toplantısının istekleri 30 maddede toplanmıştı. Bunlardan 24'üncüsünde şöyle deniyordu: "Eğitim sektörüne öncelik verilmeli, devlet bütçesinden eğitime ayrılan pay artırılmalıdır." (Zaman, 4 Temmuz)
Kiminle ne konuşursanız konuşun, sonuçta her şey eğitime bağlanır, eğitim de paraya!
Ben bu tip istekleri duyduğumda 'Evet, bütçenin bu bölümünü artıralım da, hangi bölümün ödeneğini azaltalım?' diye düşünürüm. Ancak, 'Nereden keselim de buraya verelim' sorusunun cevabını istek sahiplerinden beklemek haksızlıktır; bence soruyu siyaset adamları cevaplamalıdır.
Benim, 'Nereden kesip, nereye verelim?' sorusuyla ilgilenmelerini beklediğim üç muhalefet partisinin genel başkanlarının güncel görüşlerini dünkü gazetelerde okuduk: CHP Başkanı Baykal, düşüncelerini kahvaltılı toplantıda gazetecilerle paylaşmıştı. DYP Başkanı Mehmet Ağar'ın Cumhuriyet'in Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'a söyledikleri tam bir sayfaydı. Arkadaşımız Neşe Düzel'in konuğuysa, Anavatan Başkanı Erkan Mumcu'ydu. Hepsi önemli konularda politikalara ve hedeflere değinmişler, ancak parayla ilgili bir şey söylememişlerdi.
Muhalefet liderleri paradan bahsetmiyordu, ama iktidarın neyi, nereden alıp nereye vereceği, cumartesi günü Resmi Gazete'de yayımlanan, 'Orta Vadeli Mali Plan' da görülüyordu (Radikal, 3 Temmuz). Bu plan, bir ay kadar önce yayımlanan 2006-2008 yıllarıyla ilgili 3 yıllık 'Orta Vadeli Program'a uyularak hazırlanmıştır. Planda gördüğümüz bütçe sayıları da programın, 'Temel Ekonomik büyüklükler' tablosundan üretilmiştir.
Bugünkü iktidarın, önümüzdeki üç yıl toplamayı düşündüğü vergi ve gelirler ile, genel ve özel bütçeli bakanlıklar, üniversiteler ve devlete ait 156 kuruma ayıracağı ödenek Mali Plan'da yazılıdır.
Bu plana göre, en çok para harcanan Milli Eğitim, Milli Savunma, Adalet, Ulaştırma, İçişleri, Tarım ve Köyişleri, Bayındırlık bakanlıkları ile, YÖK, TOKİ, TÜBİTAK, DSİ, Karayolları ve Diyanet kurumlarına ayrılan toplam ödeneğin bütçe tutarına oranı değişmeyecektir. Bu kurumlar, faiz dışı ve transfer dışındaki harcamaların yüzde 75'ine yakınını kullanacaklardır.
Orta Vadeli Mali Plan'a göre, Milli Eğitim'in üç yıl içinde, yüzde 10 olan bütçedeki payı görülür biçimde değişmeyecek; üniversitelerin ödenek toplamı ise, bütçeye oranı yüzde 3.5 (milli gelire oranı yüzde 1) olan değerini koruyacaktır.
Muhalefet partileri, önce bu tabloyu görüp incelemeli, neyin nasıl değişebileceğini görmeli, gördüklerine uyarak belirledikleri politikaları halka açıklamalıdırlar. 14 genel seçim yapmış bir ülkede, bu tabloyla ilgisi olmayan politikalarla halkın derinden etkilenmesi beklenmemelidir.