Marmaray neyi yansıttı?

Mühendis odaları 'Marmaray'da proje, imalat ve test hataları yapılmıştır, işletmeye alınmamalıdır' demiştir.

Bu yıl birçok olayı, 90’ıncı yıldönümlerinde andık, kutladık: TBMM ilk seçimini, Lozan’ı, CHP’nin kuruluşunu ve evvelki gün de cumhuriyetin 90’ıncı yılını.
Aynı gün, dünya ölçüsünde göz kamaştıran büyük bir mühendislik projesi işletmeye açıldı. Boğaz ilk kez denizin altından demiryolu tüneliyle geçilmeye başladı.
2004’te proje ihalesi yapıldı, ilk tüp 2007’de batırıldı, kazı sırasında tarihi eser çıkması nedeniyle yapımda ertelemeler oldu, nihayet 29 Ekim’de ilk yolcu geçişi yapıldı. Bu eser için toplamda 9 milyar lira harcanmış olacak.
Proje dün sabah ilk arızası ile karşılaştı!
Marmaray, her konu gibi, tadı kaçırılan kutuplaşmanın sarmalına alınmak istendi.
Açılıştan bir gün önce gazetelerde yayımlanan, ‘TMMOB Marmaray için risk uyarısı yaptı’ başlıklı haberin özeti şuydu:
“Emniyet vagonları yoktur. Sistemin elektronik güvenlik sistemi yoktur. Tüpler esnek bir bağlantıyla birleştirilmiştir. Bu bağlantılarda yırtılma söz konusu olduğunda tünele su dolacaktır. Deneme seferleri diğer ulaşım alanlarında kullanılan dizel lokomotiflerle yapılmıştır. Yolcu ağırlığına denk gelecek yükte yapılmamıştır. Bu çok büyük bir risktir. Zaten tünel bitmedi. Tamamlanmadan deneme çalışması olmaz. Mevcut güzergâhta tren seyir halindeyken iki ayrı merkezde sefer halindeki trenin seyri elektromekanik olarak kontrol ediliyor. Şu anda bu sistem tamamen oluşturulmamış, geçici olarak Üsküdar’a kurulan bir sistemle kontrol edilmesi denenecektir. Elektronik yüksek mühendisi ... gelemedi, söylememizi rica etti; ben binmeyeceğim, kimse de binmesin, bu bir cinayettir.” (28 Ekim, gazeteler)
Bu haber Odalar Birliği’nce düzeltilmedi veya değiştirilmedi.
Açılıştan bir hafta önce Hürriyet’ten, güvendiğim Vahap Munyar elektrik kontrol meselesini yerinde inceledi ve yazısında, elektrik sistemini üstlenen firma yetkilileriyle konuştu, izlenimlerini yazdı: “38 megavatlık 24 jeneratör var. Jeneratörler hemen devreye girecek. Marmaray’daki iç ortam 4 bin 300 dedektörle izlenecek. Koruyucu bakım işi düzenli yürürse o zaman elektrik kesintisi yaşanmaz. En derin noktada, eksi 65 metrede duraklayınca düşündüm: Tren tam bu noktadayken elektrik kesilse ne olur? ... anlattıklarıyla rahatladım: Marmaray’da elektrik hiç kesilmeyecek.” (20 Ekim, Hürriyet)
Ve Hürriyet’te çok okunan ve sevilen bir yazarın dünkü yazısı şöyle bitiyordu: “Yüzerek geçerim, kapısında muska dağıtsalar, gene de bunların yaptığı tüpten geçmem kardeşim!”
TMMOB’nin açıklamaları çok açık; Marmaray’da proje, imalat ve test hataları yapılmıştır, işletmeye alınması felaketlere yol açabilir denilmektedir. Sözcüler duraksamadan konuşmuşlardır, söyledikleri ‘iddia’ değil, olaylara dayalıdır. Mühendislerin kesin konuşmaları gerekir ama çalışan mühendis sayısı binlerle ifade edilen bir projede biraz ihtiyatlı olunması beklenirdi.
Birlik herhalde kongrelerinin kararıyla, iktidar karşıtı olabilir, bu karşıtlığını her proje için sürdürebilir ama Marmaray projesine ‘cinayet’ demek ne oluyor?
Hükümetten bu ithamlara, birlik adı belirtilerek cevap verilmedi.
Kutuplaşmanın insanımızın kafasını nasıl perdelediği, her konuyu AK Parti karşıtlığıyla düşünebilen, sayısı milyonları geçen insanımız var. Doğrusunu yazmalıyım; ben Marmaray’da böyle bir ayrışım beklemiyordum, yanılmışım.
Toplumumuzun önemli bir kesimini esir almış bu bağımlılıktan nasıl kurtulacağımızı düşünürken televizyonda Başbakan Erdoğan göründü.
Kutuplaşmayı yıllardan beri hafife alan Başbakan, 5. İzmir İktisat Kongresi’nde konuşuyordu. Cumhuriyet ve Atatürk’ü, 1920-1950’den ayrı bir yere koydu; Atatürk’ün politikalarıyla AK Parti uygulamalarının yakınlığını anlatıyordu. Cumhuriyet dönemini nereden böldü, nerede bitirdi, kimleri nerelere yerleştirdi anlayamadım. Biçimsel Atatürkçülük yapanları böyle kazanacağına inandı sanıyorum!
Bu yazı bittiğinde Marmaray’da elektrik arızası sürüyordu.