Marmaris

Marmaris'e 70'li yılların başından beri gelir giderim. İlk gidişleri, eski Milli Eğitim Bakanı Necdet Uğur planlardı.

Marmaris'e 70'li yılların başından beri gelir giderim. İlk gidişleri, eski Milli Eğitim Bakanı Necdet Uğur planlardı. Biz İstanbul'dan, bir iki dost aile Ankara'dan aynı gün yola çıkılır, Turizm Bakanlığı'nın Marmaris Tatil Köyü'nde buluşulurdu. Seha Meray, Osman Olcay, Hicri Fişek, Özdemir Benler.. o kısa tatillerin kazandırdığı dostlardır. Necdet beyin liseden sınıf arkadaşı, Marmaris'li Kadir Yüzak'da çevreye uyum rehberimizdi.
Şimdi Marmaris kentinin ortasında kalan tatil köyü, o yıllarda 4 binden biraz fazla nüfuslu kasabanın dışındaydı. 'Yeşil Marmaris'in yok olması korkusu, pırıl pırıl körfezin kirlenmesinin nasıl önleneceği sohbetlerin başlıca konularındandı.
Körfez kirlenmesinin ve bina yoğunluğunun yasal kurallarla sınırlanması taraftarı olanlar galiba çoğunluktaydı. Bazıları da, doğayı, toplumsal gelişmeye karşı çıkmadan korumanın yolunu aradı. Hem büyüme ve nüfus artışı; hem de temiz su ve sağlıklı çevre birlikte nasıl yaşatılacaktı?
80'li yıllara kadar hızlı gelişmeyen turizm, Özal'dan sonra 'patladı!'
İmar planlamasında yetkiler belediyelere devredildi, turizm projelerinde merkezi yönetim yetkisini elinde tuttu.
1984 seçimlerinde oluşan yerel yönetimler, bu hızlı gelişmeyi yönlendirecek
ve yöneteceklerdi. Kararlarını 'yeşillik ve temizlik' yerine, başka unsurların belirlediği o günkü belediye başkanı imar planını değiştirdi. Ormanın denizle birleştiği sahillerdeki Hazine malları büyük beton yığınlarına 'tahsis' edilmesine karşı çıkmadı. Marmaris Körfezi kıyılarında, birbirinin önüne geçme, yanındakine üstünden bakma yarışındaki
otel yapımları başladı. Kıyının bırakınız halka açılmayı, fiziki olarak korunması zorlaşmıştı.
Zaten yetersiz su kuyularının suları açılan temeller nedeniyle tuzlandı; kanalizasyon yoktu, fosseptikler denize sızmaya başladı. Marmaris'in suyu yetmiyordu; toprak ve deniz kirlenmeyle karşı karşıyaydı.
Su kaynağı, suyun temizlenmesi ve kente taşınıp, dağıtılması, kentin ve doğanın çöpten arındırılması, kanalizasyon, denizin atıktan korunması ... 90'lı yılların başında Marmaris'in, tabii diğer bütün turizm bölgelerinin de, çözülmez gibi görünen sorunlarıydı. 1989 yerel seçimlerinde seçilenler, koltuklarında bu sorunları buldular.
Marmarisli seçmenler 14 yıl önce, belediye başkanlığına İsmet Karadinç'i seçtiklerinde, kentte su ve çevre kirliliği tehlikesi çanları çalmaya başlamıştı. İsimleri bilinen bütün turizm beldelerinde de durum farklı değildi.
Karadinç, üç civar belediyeyle birlikte, son yıllarda yazın 250 bini geçen insanın kanalizasyon, atık su arıtması, su toplama barajı, su arıtma, taşıma, dağıtma; çöp toplama ve depolama işlerini projelendirdi, parasını buldu, bürokrasiden geçirdi ve çoğunu işletmeye aldı.
Denizin atık su pisliği gibi, yapı saldırısından korunması da önemliydi. 10 kilometreye yakın kıyı yolu, birçok güçlü insanın direnişiyle karşılaşacaktı. Karadinç'in yönetim ustalığı olmasaydı, limandan İçmeler'in
sonuna kadar kıyı, halka kapalı kalacak; denize uzanan çirkin yapılarla dolacaktı. İsmet beyin bu başarılarında, partisinin (ANAP) ilçe başkanı İzzet Ünsal'ın işbirliğinin payını da hatırlatmalıyım.
Önümüzdeki seçim döneminde birçok beldenin politikacısı beldelerinin su, kanalizasyon ve çöp konularına nefes tüketeceklerdir; bunları gerisinde bırakan Marmaris'deyse, başka hedefler konuşulacaktır.