Mektup çok net proje sorunlu

Derviş'in son derece berrak yazılmış mektubundaki tanılar doğru, ancak fizibilitesi görünmeyen bir projeyi öneriyor.

Kemal Derviş'in CHP milletvekillerine gönderdiği mektubun tam metni Radikal'de dün yayımlandı. Yayım kararını verenleri kutluyorum. Çoktandır böylesine berrak, ne dediği açık, tek anlama gelen cümlelerle yazılmış siyasal bir belge okumamıştım.
Bizim siyaset adamlarımız, her tarafa çekilebilir, rücû edilebilir (dönülebilir) cümlelerle konuşmayı çok severler, Derviş ise mektubunda, -galiba 'bildirisinde' demek daha doğrudur-, CHP üzerine düşüncelerini, durum değerlendirmesini farklı anlama gelmeyecek cümlelerle anlatmış. Özetlemek yerine alıntılar verdikten sonra, katılmadığım yaklaşımını yazacağım:
"Türkiye'nin, çağdaş sosyal demokrat anlayışı, Türkiye gerçekleriyle uyumlaştıran, güçlü, geniş tabanlı bir CHP'ye çok ihtiyaç var. Böyle bir CHP'nin vatandaşımızdan yüzde 35, hatta yüzde 40 oy almaması için hiçbir yapısal, üstesinden gelinmeyecek neden yoktur.
Ancak bunun gerçekleşmesi için Atatürkçü sosyal demokrat temelimizi belirginleştirip güçlendirmemiz ve yeni yönetim ve iletişim araçlarını kullanma kapasitemizi artırmamız gerekiyor.
Türkiye'de sosyal demokrasinin iktidarı bu sentezle gerçekleşebilir. Ancak, bu sentezi henüz berrak, herkesin anlayacağı ve benimseyebileceği biçimde oluşturabilmiş değiliz.
Bunu, dar bir kadroculukla değil, sivil toplumla bütünleşerek başarabiliriz.
Geniş halk kitleleri siyasetten kavga değil, istikrar ve çözüm bekliyor.
Özgürlükçülüğün ve modernleşmenin öncülüğünü başka partilerin yürüttüğü düşüncesinin yerleşmesine izin verirsek, tarihi misyonumuzu taşıyamayız.
Ancak örgüt düzeyindeki tartışmalarda, zaman zaman, bu çağdaş sosyal demokrasi çizgisinin dışında, bilime ve çağdaş dünyaya yeterli ölçüde önem vermeyen, eskimiş, popülizmi solculuk, içimize kapanmayı milliyetçilik sanan bir söylemin gelişmemize engel teşkil ettiğini gördüm.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin çok açık, vatandaşı kucaklayan, tartışma ve eleştiriden korkmayan bir örgüt yapısına ihtiyacı vardır.
Bunu, dar bir kadroculukla değil, sivil toplumla bütünleşerek başarabiliriz."
Söylenen tanılara ve hedeflere kim karşı çıkabilir?
Derviş, Türkiye'nin ihtiyacı olan CHP'nin çok gerilerde kaldığını herhalde bilmektedir. Ona göre CHP, bugünkü durumundan çıkıp, tanımladığı bir partiye dönüşebilir, bu dönüşüm için 'Hiçbir yapısal, üstesinden gelinmeyecek neden yoktur.'
Derviş'in bu görüşüne katılamıyorum. Tanımladığı sentezin geliştirilmesi ve tartışılması, bilim ve çağdaşlık dışı söylemin terk edilmesi bugünkü CHP'de pek olası değildir.
CHP'nin bugünü aşmasını, Türkiye'nin insanlarını ve sorunlarını kucaklamasını kim engelliyor? Sadece lider ve takımı mı? Tabii ki sadece lider değil! İlk neden, parti içi demokrasinin olmayışıdır. Parti içi demokrasinin yokluğu, partinin çağdaşlaşmasını engelleyen diğer temel nedeni, bugünkü örgüt yapısını oluşturmuştur.
Parti içi demokrasi olmadığı için, Türkiye'nin ve partinin konuları örgütte tartışılamamakta, yukarıya taşınamamakta, yöneticiler örgütü tanımamaktadır. Bu bir kısırdöngüdür! Parti içi demokrasinin nasıl ihya edilebileceği ayrı bir konudur.
Son mektubunda Derviş, doğru tanılar koymuş ancak, kaynağı ve hammaddesi bulunmayan, fizibilitesi (yapılabilirliği) görünmeyen bir proje önermiştir!