Menderes ile Erdoğan'ın darbe anlayışı

İnönü'nün "Sizi ben de kurtaramam", "Şartlar tamam olduğu zaman .." sözlerini Sayın Erdoğan'ın anlamadığı anlaşılıyor.

Sayın Erdoğan’ın hafta sonu başarılı geçmedi. Önce Afyonkarahisar’ı, “merhum Menderes ve Demokrat Parti (DP)’ye sahip çıkan” şehirlerin önünde göstermesi doğru değildi. 1960 öncesi seçimlerinde DP’ye en yüksek oranda oy vermiş illerimiz (Bolu, Eskişehir, Zonguldak, Ağrı, Aydın, Bitlis, Bursa, Çanakkale, Isparta, Manisa) Afyonkarahisar’dan önce sayılmalıydı. Oy oranı büyüklüğü sıralamasında Afyonkarahisar 26’nın üstüne çıkamamıştır.

Sayın Erdoğan konuşmasında, 1950 sonrası seçimlerinde Afyonkarahisar’da DP’nin çıkardığı milletvekili sayısını, “9’da 9” diyerek anlatmış ve bunu “DP’ye verilen en güçlü destek” olarak zikretmiştir. Bilindiği gibi, o yıllarda milletvekili seçiminde uygulanan çoğunluk sistemiyle sonuç, “9’da dokuz”, ya da “9’da sıfır” diye anlatılabilirdi, ortası yoktu. O yıllarda nisbi temsil sistemi uygulansaydı, DP Afyonkarahisar’da en çok 6 milletvekili çıkarabilecekti.

Bunları, Sayın Erdoğan’ı eleştirmek için yazmadım, konuşmalarını hazırlayanların özensizliğini göstermeye çalışıyorum.
Ak Parti’nin Afyondaki konuşmasında Başbakan, “Bu ülkenin tarihinde, tek bir diktatör vardır. O da CHP’nin Milli Şef’idir” dedikten sonra, İnönü’nün, “Bu yolda devam ederseniz sizi ben de kurtaramam”, “Şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır” cümlelerini de hatırlatmış ve yorumlamıştır.

CHP Kurultayında “Milli Şef” ilan edilen İnönü Cumhurbaşkanı seçildikten 11 yıl sonra, çok partili seçimlerde “muhalefet lideri” seçilmiş; Sayın Erdoğan’a ise, Başbakan olduktan on yıl sonra “diktatör” denilmeye başlanmıştır. İnönü’ye “diktatör” diyenlerin haksız olduğunu biliyorum; Erdoğan’ın demokrasi ve insan hakları dışına çıktığını savunanların haksız olduğunu maalesef söyleyemiyorum!

İnönü’nün “Sizi ben de kurtaramam”, “Şartlar tamam olduğu zaman ..” sözlerini Sayın Erdoğan’ın anlamadığı anlaşılıyor. Başbakanımızın yakın sayılabilecek tarihimizi inceleme fırsatını bulamamış olmasına ne kadar üzülsek yeridir. İnönü’nün cümlelerini “ihtilal istiyordu, ihtilalle birlikteydi” gibi anlayan Başbakan’ın, “17 Aralık darbesini” önlemesi ve ülkemizi koruyabileceğini nasıl bekleyebiliriz?

Afyon konuşmasını okuduktan sonra Erdoğan’ın, “Demokrasiye yönelik müdahalelerin, millete ne büyük acılar yaşattığını” bilmediği söylenemez ama, “Bizler, darbenin ne olduğunu biliyoruz” sözünün gerçek dışı olduğu maalesef çok açıktır.

İnönü’nün, geldiği görünen darbeyi önlemek isteyen bir insanın çırpınışından başka bir şey olmayan 54 yıl önceki konuşmasından bazı cümleleri veriyorum(*):

“Bu önerge kabul edildiği andan itibaren siyasi hayatımız tamir ve deva kabul etmez bir uçuruma atılacaktır”, “Bir son hakem vardır. O da seçimle vatandaşın karşısına parti olarak, fert olarak kendimizi arz etmektir”, “Önerge bu devlette hiçbir müesseseye itimadı olmadığını söylüyor. Devlet memurlarına itimadı yoktur, adalete itimadı yoktur, orduya itimadı yoktur. Bu idare eşit olmayan seçimlere kararlı olduğu halde seçime gitmeye dahi cesaret edemiyor”.

“Şimdi Büyük Millet Meclisi huzurunda bir defa kesin olarak açıklamak isterim. … Biz ihtilalden gelen bir nesiliz. Meşrutiyet ihtilalinden geldik. Cumhuriyet ihtilaline yöneldik. En sonu, Cumhuriyet ihtilalinden demokratik rejime geçinceye kadar çok gayret sarf ettik ve çok zahmet çektik. Çok güç devirdi bu. Ama sabırla muvaffak olduk. Bu ihtilal rejimi; eşit haklarla, dürüst yapılan seçimlerle, iktidar değişmesiyle neticelenebildi ve hiçbir kıyamet kopmadı. Bunun milletimiz tarihine daima örnek olabilecek bir misal olarak cesaret verici bir misal olarak geçmesini istedik. Şimdi biz tekrar ihtilal usulünü takip ederek ve ihtilal yoluyla iktidara geleceğiz; ne olacak?”, “Bizim böyle bir harekete tekrar tevessül etmemizde mana yoktur, mantık yoktur”, “Şimdi, ihtilal iktidarı bir defa eline geçirmiş olanlar tarafından yapılıyor; son zamanların modası budur. Seçimle iktidara geliyor, devletin vasıtalarına el koyuyor; seçimle gitmek ihtimali ufukta görüldü mü ben buradan gitmem telaşına kapılıyor”.

“Eğer insan hakları yürütülmez, vatandaş hakları zorlanırsa, baskı rejimi kurulursa ihtilal behemehal olur”, “Biz böyle bir ihtilal içinde bulunmayız, bulunamayız. Böyle bir ihtilal dışımızda, bizimle münasebeti olmayanlar tarafından yapılacaktır”, “Bu demokratik rejim istikametinden ayrılıp, baskı rejimi haline götürmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam”, “Eğer ihtilal vatandaş için başka çıkar yol yoktur, kanaati zihinlere ve bütün müesseselere yerleşirse, meşru bir hak olarak kullanılacaktır. Bundan içtinap kabil değildir”.(28.04.1960)
__
(*) Tutanak şu linkten indirilebilir: ( www.tbmm.gov.tr/ tutanaklar/TUTANAK/TBMM/ d11/ c013/ tbmm 11013058.pdf)