"Mevcut sistemle buraya kadar..."

İlkeleri tartışmadan, anayasaya madde eklenerek başkanlık sistemine geçilmesini isteyen Sayın Erdoğan'ın önerisini halk kabul etmez!

Cumhurbaşkanı dün Saray'da haftalık muhtarlar toplantısında konuştu. Konuşmasının sonlarında başkanlık sistemini dile getirdi.

Bir iki cümle ile, başkanlık sisteminin gereğine değindi ve "Mevcut sistemle buraya kadar" dedi.

Sayın Erdoğan, "Şöyle bir 70 yıla baktıktan sonra, 40 yıllık bir kaybımız var" sonucuna varmış!

Bu söylem galiba son aylarda yapılmış bir hesabın sonucu: Atatürk sonrasına bakılarak 70 yıl bulunmuş ve 40 yılı kayıp görülmüş. Sanıyorum İnönü'nün cumhurbaşkanlığını, 1961 sonrasında  CHP'nin parçalı koalisyon ve darbe hükümetleri dönemlerini kayıp yıllar olarak sayıyor; Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın, Erbakan'ın ve AK Parti döneminde yaşananları da kaybolmayan zamanlar olarak görüyor belli ki!

Siyasal tercihleri baştan koyup, tarihe bakılmaz; "orada padişahımız efendimiz var, oradan başlamayalım", "şurada Atatürk var, biz dokunmayalım" veya "Özal'a karşı gibi görünmeyelim" diyerek tarihsel çözümlemeye girişirseniz böyle olur.

Her şey, uysun ya da uymasın, bu günkü siyasal ihtiyaçlara uydurulmaya çalışılıyor.

Asıl mesele tarihe bakmak değil, başkanlık sistemi! Sayın Erdoğan kayıp yılları hatırlatıyor ve "Mevcut sistemle buraya kadar" dedikten sonra asıl hedefini söylüyor: "Daha ileriye gitmek istiyorsak sistemi değiştirmek zorundayız".

Cumhurbaşkanımız, "başkanlık sistemi dendiğinde, birilerinin tüyleri adeta diken diken oluyor" dedikten sonra soruyor: Niye? Neden ya?!"

Ben de ülkemizin bugünkü durumunda, bir anayasa maddesiyle başkanlık sistemine geçilmesini isteyenleri duyunca "diken diken" olanlardanım!

Nedenimi aklım erdiği kadar yazacağım, fakat biliyorum ki, bu konulara hiç değinmeden yine "Başkanlık sistemi" denilecek ve başka bir şey söylemeden dayatılacak, bulunulan yerde direnilecek!

Önce, sayın Erdoğan'ın yaptığı gibi, ülkeler ardarda aynı şeylermiş gibi sıralayınca, konunun öneminin bilinip bilinmediği şüphesi uyanıyor. Saydığı devletlerin yönetim sistemi birbirinden farklıdır. Bunlar masaya konulup, oradan yasamayı, buradan yürütmeyi alır, kendi kültürümüze uygun sistem yaratırız demekle olmaz. O parçalarla yeni bir sistem kurulamaz, olsa olsa duvara çarpmış bir arabanın parçaları toplanıp sıralanmış olur.  

Tam tersini yapmalıyız, yönetim tarihimizi, geçirdiğimiz siyasal evrimi dürüst olarak masaya koymalı, oradan yeni, bir sistem kurmaya çalışırken, başka ülke örneklerine bakmalıyız. Yok eğer, biz mutlaka başka ülke örneklerinin birini almak istiyorsak, onu bütünüyle alıp incelemeli, o zaman da kültürümüze ve geleneğimize uyar mı diye bakmalıyız.

Ne "sistemi değiştirmek zorundayız" demek, ne de "bu sistemle yürüyelim" demek doğrudur; ama bazı kavramları söyleyerek, konumuzu sadeleştirmek yerine karmakarışık hale getiriyoruz.  

Sayın Erdoğan'ın bu konuda dediklerinden ikisi çok yanlıştır: Biri, kendisinin anlayışını söyleyerek, cumhurbaşkanlığının görev ve yetkilerini sıralaması, anlaşılmaz bir tutumdur. Kimse Sayın  Erdoğan'ı, "buraya gel, istediğini yap" diyerek Cumhurbaşkanı seçmedi; "mevcut kanunlar içinde cumhurbaşkanlığı yap" diye seçti.

O şimdi anayasaya tamamen aykırı uygulamalarını ortay koyup, "ben böyle cumhurbaşkanıyım" demektedir. Şaşkınlık içindeyim, nasıl bir devlet anlayışıdır bu karşısında olduğumuz?   

İkincisi, sadece 2007 değişikliğine göre geçen Ağustos'taki seçimle sistem değişmedi; 1995, 2001 ve 2010 anayasa değişiklikleriyle de "sistem değişti".

Şurasından burasından bir parçayı, emrivakilerle değiştirdiğimiz için, değiştirdiğimiz için, bugünkü pejmürdeliğimizi yaşıyoruz.

"Başkanlık sistemi" tartışılsın diye başlamakla, "anayasayı tartışalım" diye başlamak arasında çok fark vardır: Birisi, benim yetkilerimi ve sorumsuzluğumu kabul edin demektir; diğeri de, kişilerin dışında, devletimizin yönetim sorununu tartışmak!

Sistemi tartışalım diyenler şu hususları baştan söylemelidir:

1/Evrensel demokratik kurallara dayalı bir devlet mi, yoksa özgürlüklerin sonra düşünüleceği bir devlet mi aranmaktadır?

2/Yerleşim yerlerine özgü haklar ve sorunlar, o yerleşim yerinde oturanlara ait mi olacaktır, yoksa merkezde toplanabilecek midir?

3/Devlet hayatında, seçilen kurumların koyduğu kurallara dayanan yetkilerin kullanımı, yargı denetiminde mi olacaktır?

Bu ilkeleri tartışmadan, anayasaya bir iki madde eklenerek başkanlık sistemine geçilmesini isteyen Sayın Erdoğan'ın önerisini halkın kabul ettiğini sanmıyorum.