Milleti ve Ak Parti'yi kurtarmak

Uygulamaya konulan, "tek adam olma planı", Ak Parti'nin kuruluş bildirisinin sonucu değildir.

Dün akşam üzeri saat 19.00'a yaklaşırken, Ankara Kızılay’da bir patlama oldu.

Hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Okuyucularıma, patlamadan önce yazdığım aşağıdaki yazının, Ak Partili milletvekili ve örgüt mensuplarına yüklenmiş olan acil görevin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğini söylemek istiyorum. Bunun dışındaki yorumlar, inanın, gerçek dışı ve propagandadır.  

Ülkemizin girdiği karanlık yoldan çıkması için üç yol gördüğümü yazmıştım: 1/Ak Parti grubu gerekeni yapar; 2/CHP demokratik siyasal bir parti haline dönüşür; 3/ Yeni çağdaş bir parti kurulu. (10.03.2016 Radikal) 

Bu yazımda ilk ihtimali daha açık anlatmak istiyorum.

Durumu değerlendirip, gidişi tersine döndürmesi tabii olan kurum, Ak Parti Grubu ve örgütüdür.

Doğal olan bu yol, Ak Parti’nin bütünlüğü bozulmadan kalmasını, yıkım sürecine girmeden, siyasal gidişi tersine döndürebilir: Başarılı olunur, değişim sağlanabilirse açılacak yeni dönemde Ak Parti, bugünkü kimliği ve kadrolarıyla hayatını sürdürecektir.

Ak Partili milletvekilleri, örgütü ve eski milletvekilleri gidişi sanıyorum iki iki zıt yönde değerlendirmektedirler.

Bir kısım Ak Partili, bazı sancılar olmakla birlikte ciddi bir sorun yaşanmayacağına, Sayın Erdoğan’ın yönetiminde Ak Parti’nin iktidarını koruyacağına; son bir iki yılda bazı tehditler karşısında bulunan huzur ve refahın, iç ve dış düşmanların yarattığı ve yönettiği bu tehditlerin kısa zamanda başarısızlığa uğrayacağına inanmaktadırlar.

Milletvekilleri ve örgüttekilerin bir kısmı, bilgi noksanlığı ve durumun böyle risklerle karşı karşıya bulunmadığına gerçekten inanmaktadır. “İyimserler” denilebilecek bu kesimin dışındaki kesim aralarında ldeğerlendirme ve tartışmayı sürdürmektedirler.

Parti içi grupları, amaçları anlaşılıncaya kadar, adlandırmak doğru olamadığından, dikkatli ancak içtenlikli olan bu kesimi henüz  adlandıramıyorum.

Muhtemelen bu kesim, içlerindeki veya yakınlarındaki grupçuklarla tartışmalarının sonuçlanmasını beklemektedir.  

Birbirni yoklayan ve ilişki içinde olan “hele dur bakalımcılar”, “demokratlar”, hagi tarafın kazanabileceğini görmek isteyen “oportünistler”, parti içindeki bütün grupları birleştirmek isteyenler … gibi çeşitli grupcuklar vardır

Sayın Erdoğan’ın  her olayı, sorunu ve anlayışı “yönettiği” gibi, tanımlamaya çalıştığım grupları da “yönettiğini” sanıyorum. 

Ak Parti içinden milletvekilleri ve örgütten bir hareket çıkmasının ve başarısının koşulu, Ak Parti’nin 14 Ağuston 2001’deki basın toplantısında açıklanan ilkelere geri dönülmesidir.

14 Ağustos 2001’de okunan Ak Parti kuruluş beyannamesi; bir iki günde hazırlanmış değildir.

Kuruluş beyannamesi; Fazilet Partisi’nin 14 Mayıs 2000 kongresinde aday olan Sayın Abdullah Gül’ün o yılın Mart ayındaki  basın toplantısında söylediklerinin devamıdır.

Açıkçası, Sayın Erdoğan’ın beş yıldır hazırlayıp, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra uygulamaya başladığı, “tek adam olma planı”, Ak Parti’nin kuruluş beyannamesinin ve emeklerinin devamı ve sonucu değildir.

Özellikle, Cumhurbaşkanı seçiminden başlayarak üzerine yemin edilmiş demokratik hukuk devleti ilkesi bir çok yerinden tahrip edilmiştir.

Dolayısıyle Ak Partililer, bu planın başarılı olmaması için çalışmak durumundadırlar. 

Bu operasyonu örgütleyip yönetecek yetişkin siyaset adamları Ak Parti’de vardır.

Diğer yandan, eğer Ak Parti içinden bir önleme hareketi olmazsa, Sayın Erdoğan’ın planının başarıya ulaşması imkanı yoktur.

Nasıl olsa halkımız bu sıkıntıyı geçecek, ülke demokrasiye dönecektir; uzun ve derin acılar çekilerek. milletin kendine güveni sarsılarak, büyük maliyetler ödenerek…

 Türkiye tahrip, halk perişan olduktan sonra: “bad-el-harab-ul-Basra.”