Muhalefetin güçlenmesi?

Birçok kişi, muhalefetsiz demokrasi sağlıklı işlemeyeceği için CHP'nin güçlenmesini istiyor. Bugünkü konumuz budur!

Birçok kişi, muhalefetsiz demokrasi sağlıklı işlemeyeceği için CHP'nin güçlenmesini istiyor. Bugünkü konumuz budur!
Zamanında yapılmayıp bir yıl öne çekilerek, seçimlerin iki yıl sonra, 2006 sonbaharında yapılacağı söylentileri vardır.
İki ya da üç yıl sonra da olsa, seçimlere AKP iktidarında CHP muhalefetiyle gidilecektir.
Özellikle iki yıldan beri başarısız bulunan muhalefet kanadı görevinin gerektirdiği özelliği kazanabilecek mi? CHP'ye ilginin nedeni bence bu soruydu, kurultay öncesinde ilginin yoğunlaşması da doğaldı.
Partinin lideriyse bu ilgiyi kamuoyuna, 'CHP'yi, AKP'nin fotokopisi yapma kuşatması' olarak sundu. Ona göre 'kuşatma'yı, iki güç yönetiyordu, biri 'ABD', diğeri 'medya'!
Teoriye göre, 2003 yılının 1 Martı'nda tezkerenin oylanmasında 'ret oyu' vermesine kızan ABD, CHP'yi 'kuşatmıştı'. Diğer yandan, karşısına çıkan yozsuzluğa battığını iddia ettiği genel başkan adayı, hükümetle iş ilişkisi içindeki 'o güzelim medyaya' da sızmıştı!
Uzatmadan görüşümü yazayım, bu iki görüş de yanlıştır! Ancak Baykal, bu yanlış teorinin etkisindedir; başkanlık seçiminin sonucunun açıklanmasından sonraki ve ertesi gün il başkanlarıyla liste hazırlama toplantısındaki konuşmaları, bu korkuyla örülmüştü!
Ben bu teorileri ilk duyduğum günlerde, 'inanmadan, propaganda olarak söylediğini' sanıyordum; kurultayda gerçekten inandığı izlenimi aldım. Stratejisi bu anlayıştan kaynaklanan bir partinin, güçlü muhalefet yapması bana olası görünmüyor!
Parti içi demokrasi olsa kurullarda, grupta ve parti meclisinde örgüt görüşü de yansıyarak bu strateji tartışılır; sağduyuya varılır. Ancak CHP'de bütün organlar, yetkilerini Baykal'a devretmiş gibidirler; örgütteki ve merkezdeki kurullarla, meclis grubunda, sorun ve konular görüşülemez; karar organlarında politikaların tartışılması yerine, genel başkanın uzun konuşmaları dinlenir.
Bu kurullar karar için toplanabilse ve bu toplantılarda genel başkan görüşünü tartışmanın başında açık ya da kapalı olarak 'tebliğ' etmese, konular görüşülebilse, güçlü muhalefete doğru gidilebilir; bir süre sonra da, herkesin istediği, ses veren bir parti durumuna gelinir. Oysa yapı, tam anlamıyla oligarşik, lider merkezli bir yapıdır; bu durum kurulların görüşerek karar vermesini engeller.
Önümüzdeki aylarda kongreler toplanacaktır ve iki yıl sonra da genel seçimlerin yapılması beklenmektedir. Partide çalışan herkesin milletvekili olmak istemesi doğaldır. İki yıl sonraki seçimler öncesinde kurullardaki çoğunluk, tek seçici durumunu güçlendirmiş ve kıyımda ölçü kabul etmediği bilinen genel başkana karşı çıkmaz; parti meclisi üyeleri ve milletvekilleri, genel başkanın gazeteden okudukları politika kararlarını kabul etmiş, hatta savunur görünmeye devam ederler.
Bu yapının değişmesi olası değildir; ne CHP'de ne de diğer partilerde oligarşik yapı sürmektedir. Ancak, oligarşik yapının muhalefet ve iktidar partilerine etkileri ve sonuçları farklı biçimde ve zamanda görünür.
Bu yapı değişmeden özellikle muhalefet partilerinde, doğru politikalar belirlenemez, doğru politikalar belirlememiş muhalefet partisinin, iktidarı etkilemesi ve yanlışlardan döndürmesi de beklenemez.
Açıkçası, siyasal hayatımızda, muhalefetin politikaları son iki yılda ne kadar güçlü ve etkiliyse, önümüzdeki iki yılda da o kadar güçlü ve etkili olacaktır.