Mumcu niçin alınmıştı?

Yılbaşında Mili Eğitim Bakanı, yükseköğretim yasası üzerine görüşlerini anlatmış, herkesin katılımını istemişti.

Yılbaşında Mili Eğitim Bakanı, yükseköğretim yasası üzerine görüşlerini anlatmış, herkesin katılımını istemişti. Bence ülkemizin en önemli sorunlarından biri yükseköğretimdi. Bakanın konuşması bu yaşımda beni heyecanlandırmıştı. O günlerde İsmet Berkan'la konuştuğumda, geçen gün de yazdığı gibi, 'bir sürü güzel şey' düşündüğünü duyarak sevinmiştim. Onun görüşlerini dün okumuşsunuzdur, sonuçta, içtenliğimiz kursağımızda kaldı!
Son günlerdeki olayları görünce, Başbakan'ın aklındaki yükseköğrenim yasasını geçirebilmek için, Mumcu'yu bakanlıktan alıp, yerine Hüseyin Çelik'i getirdiğini düşündüm! Olanlara birlikte bakalım:
Önceki Bakan Mumcu, 4 Şubat'taki basın toplantısında, "Bilimsel özerkliklerinin yanı sıra yönetsel özerklikler de teminat altına alınmalıdır. Öğrenci-öğretim üyesi iletişimine odaklı bir yükseköğretim sistematiği hayata geçirilmelidir. Her üniversitenin, kendi kurumsal yapılarını ve işleyişlerini belirleyebilme imkânı kendilerine verilmelidir. Üniversiteler demokratik seçimlerle belirlenen yeni ve demokratik bir yapıya kavuşturulmalıdır. Üniversiteler mali özerkliğe kavuşturulmalıdır. Denetim işlevi özdenetim mekanizmalarınca gerçekleştirilmelidir" demiş ve yasa taslağının 26 Şubat'ta Bakanlar Kurulu'na sunulacağını ilan etmişti. Gerçekte yayımlanan taslak Mumcu'nun söylediklerine tam uymuyordu, söyledikleriyle maddeler arasında çelişkiler vardı, ama bir bakanın bunları söylemesi bile bana iyi geliyordu.
Sayın Erdoğan da Mumcu'nun söylediklerini duymuştu. Oysa o, imam-hatip ve türban sorununu(!), alaturka kurnazlıkla çözecek bir taslağın TBMM'ye sunulabileceğini ve bunun yasalaşabileceğini ciddiyetle aklından geçirmekteydi; Mumcu ise farklı türküler söylüyordu. Başbakan isteğini gerçekleştirecek bir milli eğitim bakanı aramalıydı.
9 Mart'ta Siirt seçimleri yapıldı, yeni hükümet kuruldu; Mumcu Milli Eğitim Bakanlığı'ndan alındı, yerine Hüseyin Çelik atandı.
Yükseköğrenim yasası çalışmaları gizlilik içinde sürdürüldü. 5 Haziran'da Bakan Çelik, çalışmaların tamamlandığını, meslek liseleri mezunlarına üniversite giriş sınavlarında avantaj sağlanacağını açıkladı, ancak ortada metin yoktu. Bu açıklamayı YÖK Başkanı Gürüz, "Bunun altında yatan amaç, imam-hatiplilerin önünü açmaktır. Zaten meslek liseleri şu anda da fevkalade avantajlıdır, 365 milletvekilleri var, buyursunlar yapsınlar, ama sonuçlarına katlanırlar" diye cevapladı.
Bakanlığın açıklamadığı taslak basına sızdı. Devlet üniversiteleriyle birlikte, vakıf üniversitelerinde de akademik ve mali özerkliği yok edecek, 'hükümete bağlı üniversite' yaratacak hükümlerin yasalaşmasına heves edildiği belliydi. Taslakta iyi niyetle anlaşılması zor, kötü niyete açık maddeler vardı.
Yeni Bakan Çelik, Başbakan'ın isteğini gerçekleştirmek için, bir taslak hazırlamış, kimselere göstermeden metnini Bakanlar Kurulu'na getirmiş ve bakanların imzalaması yolunda karar çıkarmıştı. Son günlerde, taslak ortaya dökülüp, herkes ayağa kalkmamış olsaydı, tasarı bu gün Meclis Başkanlığı'na sunulmuş olacaktı.
Mumcu yerine bulunan yeni bakan, Başbakan'ın amacına uygun taslağı hazırlamıştı, Erdoğan başlangıçta 'doğru adamı' tercih etmişti.
İsterseniz ve de inanırsanız -'Yersen' de deniyor-, farklı bir olasılığı da söyleyebilirim: Çelik, Başbakanına tam anlatmadığı taslağı Bakanlar Kurulu'na sunduğu için, şimdi güç durumdadır!