Mumcu'ya öneriler

Milli Eğitim Bakanı geçen yılın son günü, 'Yeni ve çağdaş yükseköğretim yapılanması' projesiyle ilgili 'yaklaşım'ını açıkladı ve 'eleştiri, çözüm modelleri, görüş ve önerileri' beklediğini söyledi.

Milli Eğitim Bakanı geçen yılın son günü, 'Yeni ve çağdaş yükseköğretim yapılanması' projesiyle ilgili 'yaklaşım'ını açıkladı ve 'eleştiri, çözüm modelleri, görüş ve önerileri' beklediğini söyledi. Demecin geniş bir özeti dünkü gazetemizde ve tam metni bakanlığın internet sayfasında yayımlandı.
Anlaşılan adım attığımız bu yıl, herkesin ilgisine muhtaç ve layık yükseköğretim konusunu çokça konuşacağız. Önce bir-iki temel gerçeği tekrarlayalım:
1) Yükseköğretim, toplumun bütününü olumsuz etkileyen sorunlar içindedir. 2) Üniversitelerin aralarında kabul edilemez kalite farkı vardır. 3) Yükseköğrenim kurumlarından mezun olanların ancak yüzde 5'i evrensel, yüzde 20'si ulusal alanda kabul görecek bilgi ve beceri sahibidir.
Bu acı veren sonuçlara başkaları da eklenebilir.
Bakan Mumcu, konuyu tartışmaya açarken 'başarı'yı nasıl tanımladı tabii bilemiyorum, ancak yürünmesi kolay olmayan bir yolun başında olduğundan eminim. Her yeniden yapılanma projesinin, zorlukları gibi uyulması gereken kuralları da vardır. Bu genel doğruları hatırlatarak, yükseköğretim konusuna başlangıç yapmak istiyorum:
Yeniden yapılanma projesi, 1.5 milyon genç okumasını sürdürürken ve 100 binden fazla insan çalışırken uygulanacaktır. Yani saat çalışırken tamir edilecektir. Bu özellik kuralların, üzerlerinde çok ayrıntılı çalışıldıktan sonra, yürürlüğe konulmasını gerektirir ve uygulama zamanını sınırlar. Her kural en erken bir sonraki ders yılında yürürlüğe girebilir.
Yükseköğretim konusu, birçok alanı birden kapsamaktadır: Kamu üniversitelerinde öğretim, öğretim üyeleri, öğrencilerin kabulü, yönetim ve denetim başlı başına çok geniş bir çalışma alanıdır.
Vakıf üniversitelerinin kuruluşu, öğretim standardı, öğrenci kabulü ve kamu adına denetimiyse daha farklı bir alandır.
Bireyin, kurumlar karşısındaki haklarının düzenlenmesi ve korunması bakımından, kamu üniversiteleriyle vakıf üniversiteleri arasında bir fark yoktur. Öyleyse öğretim standartları, diploma verme koşulu, verilecek bilgi ve becerinin asgari düzeyi, kuruma karşı öğrenci haklarının güvencesi, öğrenci-kurum ilişkisinin kuralları; kamu, vakıf, özel.. her neyse, bütün yükseköğretim kurumlarında uygulanacak genel bir yasa düzenlenmelidir.
Bu yasa kamunun, bireyin haklarının korunması amacıyla koyduğu kurallar bütünü olacaktır. Diğer düzenleme, devletin kamu üniversitelerini nasıl kuracağı ve yöneteceğini belirleyeceği belgelerdir. Yani, örneğin Ankara Üniversitesi'nin amaçlarının, hedeflerinin ve kurumu bu hedeflere taşıyacak planın kimler tarafından, nasıl hazırlanacağı, kimler tarafından uygulanacağı, özetle kurumun nasıl yönetileceği ve bu yönetimin finansmanının nasıl karşılanacağı bu düzenlemenin kapsamını belirler. Devlet, sahibi olduğu kurumda yasa, tüzük ve yönetmeliklerle, yönetimi düzenleyecektir. Yönetimi düzenleyen belgeler, kamu üniversitesinin kuruluş yerine ve eğitim alanına göre de çeşitlenebilir.
Kamunun finanse ettiği, çalışanlarının kamu personeli sayıldığı yükseköğretim kurumlarının 'yönetimini' düzenlemesiyle, devletin yükseköğretim alanında birey haklarını düzenlemesi ayrı ayrı kamu düzeni alanıdır. Bu iki alanda devlet farklı yerlerdedir. Daha çok konu ve alan var konuşulup tartışılacak. Bakanlığın açılımlarını öğrendikçe ben de görüşlerimi sizlerle paylaşacağım.